Prof. Dr. Ahmet Tekin

Prof. Dr. Ahmet Tekin

Milat
Yaşam / Din 362 yazı 0 takipçi

Muhafazakâr Kürt halkının oyuyla, kimin siyaseti yapılıyor

Siyasette en büyük erdem, seçmene karşı dürüst olmaktır. Bir parti, hangi dünya görüşünü benimsiyorsa bunu açıkça söylemeli; hangi ideolojik çizgide yürüyorsa bunu milletten gizlememelidir. Çünkü sandık, sadece oy verilen yer değil, aynı zamanda güvenin de emanet edildiği yerdir. DEM Parti'li bazı milletvekillerinin son dönemde LGBT konusunda yaptı

Allah'ın emriyle başlayıp Şeytanın gösterisiyle biten düğünler

"Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle..." Bu cümle, asırlardır Müslüman ailelerin evliliğe attığı ilk adımın en güzel ifadesidir. Kız isteme merasiminde herkes Allah'ı ve Resûlünü hatırlar; diller salavatla, gönüller dua ile süslenir. Fakat ne acıdır ki, bu mübarek sözler çoğu zaman evliliğin yalnızca kapısını açar; kapının ardındaki merasimlerde i

Tesettür başta değil, kalpte başlar

Tesettür, sadece başa örtülen bir kumaş parçasından ibaret değildir. O; bir kimliktir, bir şahsiyettir, bir kulluk bilincidir. Başörtüsü, Allah'ın emrine teslimiyetin görünen nişanesidir. Ancak onu anlamlı kılan, altında taşıdığı iman, edep, iffet ve takvadır. Bugün ne yazık ki tesettür, kimi zaman bir moda akımına, kimi zaman bir sosyal statü göst

Cehalet giderilmeden verilen din, insanı ıslah etmez; sapmaya da sürükleyebilir

Toplumumuzda sıkça rastladığımız acı bir gerçek vardır: İnsanların bir kısmı dini öğrenmeden dindar olmaya çalışıyor. Bilginin yerini ezber, hikmetin yerini taassup, ilmin yerini kulaktan dolma sözler alınca ortaya din adına öfke, ayrışma ve yanlış uygulamalar çıkıyor. Bu yüzden şu söz üzerinde dikkatle düşünmek gerekir: "Cahilin dindarlığı arttıkç

Kur'an ve sünnete göre kabir azabı

İnsan, ölümle her şeyin sona ereceğini zannedebilir. Oysa Kur'an-ı Kerim, ölümün bir son değil; ebedî yolculuğun ilk durağı olduğunu haber verir. Dünya hayatı ile ahiret arasındaki berzah âlemi, insanın amellerinin ilk karşılığını görmeye başladığı yerdir. Mümin için kabir cennet bahçelerinden bir bahçe, inkârcı ve zalimler için ise cehennem çukurl

Karma eğitim tartışması: İdeolojiden çıkıp bilimin zeminine dönmeli

Türkiye'de karma eğitim meselesi uzun yıllardır eğitim bilimlerinin konusu olmaktan çıkarılıp ideolojik kamplaşmaların malzemesi hâline getirilmiştir. Oysa eğitim gibi bir alanın temel referansı siyaset değil; çocukların gelişimi, pedagojik araştırmalar, psikoloji ve toplumun ihtiyaçları olmalıdır. Ne yazık ki ülkemizde karma eğitim denildiğinde ko

Maneviyatın şovlaşması: Zühdden gösteriye

Bir zamanlar tasavvuf denildiğinde akla ilk gelen kavram zühd idi. Dünyaya gönül bağlamamak, gösterişten uzak durmak, nefsi terbiye etmek, ameli gizlemek ve yalnızca Allah'ın rızasını gözetmek... İbrahim Ethem'in sarayı terk eden iradesi, Yunus Emre'nin tevazusu, Hoca Ahmet Yesevî'nin irfanı ve nice hak dostunun hayatı, insanı Allah'a yaklaştıran b

Başkasının Firavun'una Musa olmak kolaydır

İnsanlık tarihi boyunca herkes zalimlere karşı konuşmayı sevmiştir. Herkes Firavun'a lanet eder, Nemrut'a öfkelenir, Ebu Cehil'i kınar. Çünkü başkasının Firavun'una Musa olmak kolaydır. Asıl zor olan ise insanın kendi içindeki Firavun'a karşı Musa olabilmesidir. Çünkü insanın en büyük savaşı dışarıda değil, kendi nefsinin içindedir. Kur'ân-ı Kerîm'

Elâlem Putu "Elâlem ne der"

Belki de çağımızın en çok tekrar edilen cümlesi budur. Nice haramlar bu cümleyle meşrulaştırılıyor, nice farzlar bu cümle yüzünden erteleniyor. İnsanlar Allah'ın rızasını değil, insanların alkışını kazanmaya çalışıyor. Ticaretimizi "elâlem ne der" diye şekillendiriyoruz. Düğünlerimizi gösteriş yarışına çeviriyoruz. Taziyelerimizi bile israf ve gele

Kul hakkı: Namazla değil, helallikle kapanan hesap

İnsan, Rabbine karşı işlediği günahlardan samimi bir tövbeyle bağışlanma umabilir. Çünkü Allah Teâlâ sonsuz rahmet sahibidir. Ancak bir günah vardır ki, yalnızca tövbe etmekle kapanmaz. O da kul hakkıdır. Çünkü kul hakkı, Allah'ın değil, insanın hakkıdır. Allah Teâlâ dilerse kendi hakkını affeder; fakat kullarının haklarını, hak sahipleri razı olma

Hidayet senin elinde değil

İnsan bazen en çok emek verdiği yerden yorulur. Evladına nasihat eder, eşine hakikati anlatır, dostunu iyiliğe çağırır; fakat beklediği karşılığı göremeyince kalbi kırılır. "Acaba bunca gayretim boşa mı gitti" diye düşünür. Oysa Kur'an ve sünnet bize bunun hiç de böyle olmadığını öğretmektedir. Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Bana ümmetler gös

Allah'ın arzı geniştir: Hicret bir kaçış değil, bir diriliştir

"Kendilerine yazık etmekte iken canlarını aldıkları kimselere melekler: 'Ne işte idiniz' diye sorarlar. Onlar: 'Biz yeryüzünde güçsüz bırakılmış kimselerdik.' derler. Melekler ise: 'Allah'ın arzı geniş değil miydi Hicret etseydiniz ya!' derler. İşte onların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir." (Nisâ, 4/97) Kur'ân-ı Kerîm'i