Perde Arkası: Kim Terörist, Kim Sapık

Hollywood, yaklaşık bir asırdır milyarlarca doları sadece eğlence için harcamadı. O paranın büyük bir kısmı algı inşasına gitti. Sinema perdesi, masum bir hikâye anlatıcısı gibi sunuldu; oysa perde arkasında çok daha kirli bir senaryo yazıldı.

Müslümanlar yıllarca aynı role mahkûm edildi: ya teröristti ya sapık, ya geri kalmıştı ya barbar. İstisnalar, bu karalamayı gizlemeye yetmeyen zayıf makyajlardı.

Bu filmlerle büyüyen nesiller, Müslüman denince bombayı, sakalı, şiddeti çağrıştıracak şekilde şartlandırıldı. Kimse bunu "tesadüf" diye yutturmaya kalkmasın. Bu, sistemli bir zihinsel operasyondu. Sinema ve medya, hakikati göstermek için değil, hakikatin üzerini örtmek için kullanıldı.

Ama her yalan gibi bu da sürdürülebilir değildi.

Gazze, bu maskeyi parçaladı. Dünyanın gözü önünde, canlı yayınlarla işlenen bir vahşet var. Çocuklar, kadınlar, hastaneler, gazeteciler… Bütün "medeniyet" söylemleri enkazın altında kaldı.

Yıllarca "terörle mücadele" masalları anlatanlar, bugün en ilkel terörü savunur hâle geldi. Bombalar yağarken susanlar, hatta bunu meşrulaştıranlar, ahlak dersi vermeye devam etti. İşte asıl teşhir burada başladı.

Bir de Epstein dosyaları… Yıllarca "ahlak", "özgürlük", "insan hakları" nutukları atan elitlerin, siyasetçilerin, medya patronlarının, ünlülerin kirli yüzü ortaya saçıldı. Çocuk istismarının, sapkınlığın, karanlık ağların merkezinde kimlerin olduğu ifşa oldu.