"Aynı masada iki kişi, dört ekran: Sohbetin sessiz vedası"
Eskiden kafeye gitmek bir ritüeldi. Daha kapıdan girerken bir enerji olurdu. "Nereye oturalım" sorusu bile sohbetin fragmanıydı. Sandalye çekilir, çay söylenir, ilk yudum gelmeden muhabbet çoktan başlamış olurdu. Konular plansızdı ama derindi; birinin anlattığı çocukluk anısı, diğerinin yarım kalan aşkına bağlanır, oradan mahalle dedikodusuna, oradan hayatın anlamına kadar giderdi.
13
