Bir kadın yeni girdiği bir ortamda sadece insanlara bakmaz. Tarama yapar. Erkekler bir düğünde "Acaba yemek ne zaman çıkar" diye düşünürken, kadınlar çoktan ortamın sosyal haritasını çıkarmıştır. Daha ilk beş dakikada şu bilgiler elde edilir:
Kim kiminle küs.
Kim aslında sevgili ama gizliyor.
Kim eski sevgilisinin yeni sevgilisine bakıp duruyor.
Kim patrona gereğinden fazla gülüyor.
Kim içten içe herkesten nefret ediyor.
Üstelik bunların hiçbiri konuşulmadan anlaşılır.
Bir kadın için insanların birbirine bakış süresi, ses tonu, oturma düzeni ve kahkaha şekli; dedektifler için parmak izi neyse odur.
Mesela bir erkek kalabalık bir masaya bakar ve şöyle der: "Ne güzel herkes eğleniyor." Bir kadın aynı masaya bakar ve şöyle düşünür: "Şu köşedeki kız biraz önce gelen çocuğu tanıyor. Çocuk onu gördü ama selam vermedi. Yanındaki kız da bunu fark etti. Şimdi birazdan tuvalete gidince bunun dedikodusu dönecek." Ve genellikle haklı çıkar.
Kadınların en korkutucu özelliği ise ellerinde hiçbir somut veri olmamasıdır. "Nasıl anladın" diye sorarsınız. Cevap çoğu zaman şöyledir: "Hissettim." Bu "Hissettim" kelimesi aslında 18 yıllık gözlem, 4 milyon mimik analizi ve insan davranışları üzerine gizli bir doktora çalışmasının kısa özetidir. Özellikle arkadaş gruplarında bu yetenek zirveye ulaşır. Erkekler yıllarca aynı ortamda bulunup hiçbir şey anlamayabilir. Kadınlar ise yeni gelen bir kişinin daha montunu çıkarmadan karakter analizini yapar.
"Bu çocuk güvenilir ama biraz kararsız."
"Bu kız çok eğlenceli ama iki ay sonra taşınır."
"Şunlar yakında sevgili olur." Üç ay sonra olaylar gerçekleşince kadın sadece çayından bir yudum alır ve hiçbir şey olmamış gibi davranır.
İşin ilginç tarafı, kadınların bu yeteneği bazen kendi arkadaşlarını bile korkutur.
"Ben bunu kimseye söylememiştim, sen nereden

18