Ragıp Karadayı

Türkiye

Sebepsiz bir korkuya kapılıyordu!..

"Bizans'ı sarsan tehlikeye dur denilmeli, herkes üzerine düşeni de yapmalıydı!"Aziz Kripto "Bir çığ gibi büyüyen, bir kasırga misali Bizans'ı sarsan tehlikeye dur denilmeli, herkes üzerine düşeni de yapmalıydı" diye de düşündü, hırsından dişlerini sıktı, "Onlara gösteririm" mânâsında başını salladı.Çok küçükken babasıyla gitmişti. Defalarca dik sok

Ter ve tozun çamur gibi sıvadığı adamın kaybedecek vakti yoktu!

Atlar, ırmaktan içmek isterken sürücü, yorgun ve terli hayvanların kendisini nasıl bir çıkmaza sürükleyeceğini düşünerek kırbacını olanca gücüyle vurdu!..İki yağız atın çektiği yaylı araç, toprak yağmuru altında arazinin rengini almış, iyice kamufle olmuş gibiydi. Kukuletalı sürücü acelesi varmışçasına atları kırbaçlarken güneşin battığı tarafa dön

Ot topla ye, namert ekmeği yeme, gün olur başına kakar demişler!

İnsanın kusurlarını sayan düşmanlarından edeceği istifade, kendisini öven dostlarından gelecek faydadan büyüktür."Şimdi sizden bir kere daha bütün cihana yayılmış şanınızı, şöhretinizi doğrulayacak merdâne hareketler diler. Bugün heybetinizle titreyen şu Bursa, muzaffer olacak şanlı sancağımızın düşman içlerine doğru gitmesini, bundan sonra hiçbir

"İnsan ışığı arkasına alırsa kendi gölgesi önüne düşer!"

Karanlık sokaklarda rahat yürüyebilmek için çıralardan bir fener hazırlamış, getirmiş. Baba önde oğul arkada yürümeye başlamışlar.Babasının ebedî saadeti için bu noktaya gelmesi bir fırsatmış akıllı evladı için. "Ne yapmam lazımsa onu hemen yapmalıyım" diye düşünmüş şöyle cevap vermiş:"Babacığım, ne güzel karar! Bunu sonraya niçin bırakıyorsun, sen

"Pek yakında Sultan'ımızın fermanını duyarsınız..."

"Kendimize itimadımız elbette tamdır yiğidim! Lakin düşman 'ben geliyorum' diyerek delikanlıca karşımıza çıkmıyor, çıkmaz da!"Dinleyenlerden biri fazla dayanamayıp söz istedi:"Efendim! Öyle bileğimizi bükebilecek kuvvetli kimler var ki Etrafımızdaki küffarın cümlesini de tanıyoruz! Gelecekleri varsa görecekleri de vardır!""Kendimize itimadımız elbe

"Sultanındediğini yapmak için yarış içinde olmalısınız!"

"Gençler, sakın unutmayın! Yıldırım Han'ımızın büyük hedefleri var! Ya onlara layık olur ya da hepten ziyan olup gideriz!.."Süleyman Çelebi konuşuyor, kalabalık dinliyordu."Gençler, sakın unutmayın! Yıldırım Han'ımızın büyük hedefleri var! Ya onlara layık olur ya da hepten ziyan olup gideriz. Fırsatları kaçırmamak lazım, bir daha ele geçmeyebilir!

Ayakları ondan habersiz çoktan hareketlenmişti...

Eski günleri hatırladıkça keyifleniyor, Müslümanlara yapılan zulümleri hatırladıkça da yüzü daha da buruşuyor, iki tabiatlıymış gibi farklı biri olup çıkıyordu.Senelerce gidip geldiği yollarda ne çok hatıraları vardı. Aşinası olduğu medreseyi karşısında görünce çok hislendi. Gözleri nemli durdu, önünde yükselen taş binaya baktı baktı... "Gençliğimi

Karıncamisali, küçük bir fedakârlık...

Hane-i saadetlerine geç döndü Doğan Bey. Karınca gibi tarafını belli etmişti. Fedakâr yiğitlerin gür sesleri peş peşe yankılanıyordu: "Ben de varım, ben de…" sesler de sayısı da gittikçe artarak büyüyordu.Neredeyse bir saat bile sürmeden onlarca genç yiğit toplandı. Niyet ve gayretleri bir nameye yazıldı ve Yıldırım Han'a ulaştırılmak üzere en yakı

"Ağlamanız için değil, tedbirli olmanız için anlattım…"

Görünmez devletler Osmanlıya harp mi ilan etmişlerdi de kimsenin haberi yoktu Bu hadiseler ne mânâya geliyorduBüyümüş gözlerle etrafına baktı, tanımadığı niceleri de hareketsiz ve hissiz öyle taş kesilmişlerdi. "Az değil sayısız yerlerinden bıçaklamışlar, baldıran zehiri içirmişler, aç ve susuz bırakmışlar…" dedi, orta yaşlardaki biri.Acaba bu yara

Gece gündüz, zahmetliçekimler yapıyoruz...

O kâbus dolu gece "uyuyamadım" desem yalan söylememiş olurum. Sabaha kadar yatağımda döndüm durdum.Benim gözüm yırtıcı kuşta ama aklım nineciğimin anlattıklarında. Duru ve kuvvetli kanat çırpışları, birbirlerine olan ani davranışları insanı hayran bırakıyor, bu harikulâdeliğe imreniyor insan elinde olmadan. Bu sakin tabiat köşesinde, ninemin anlatt