O, mazlumun dostu, zalimin ise hasmı, korkulu rüyasıydı

"Çelebi'yi de, Doğan'ı da hiç kimse benim gazabımdan kurtaramayacak! Anladın mı Kurtaramayacaklar da!.."

Erkara, Doğan ismini duyunca iyice fıttırdı. Ağzından salyalar akarcasına kükredi.

- Yine mi o Pislik herif! O küstahın haddini bildirmek zamanı geldi, geçiyor artık!

- İstikbalimizin veziri Erkara Bey'imize hakaret etmenin bedelini mutlaka ödeyecek. Hain cezasız kalmayacak!

Palabıyık, bir müddet konuşmaları dinlemekle yetindi. Doğan isminden o da rahatsız olmuştu. Yıllar öncesini hatırladı. Medresede talebeyken amcası Süleyman Çelebi'ye tuzak kurmuş, kapının aniden çarpmasına sebep olmuştu. Amcasının yüzünü, gözünü kan revan içinde görünce, eşek sudan gelinceye kadar dövmüştü onu.

Gerçeğin karşısında, bırakmalı inadı!

Pek çok çile çekse de, değişmemeli tadı.

Kendi layık değilse, ne yapar şanlı adı.

Karar ver yüklemeden, sermayeyi kediye,

Malım mülküm servetim, Bey Doğan'a hediye.

Doğan, ne hikmetse hiçbirine benzemiyordu. Yerine göre bir âlim, edip, yeri ve zamanı gelince de bir kahraman asker, komutandı. Az kişide bulunabilecek bu hususiyetlerinden dolayı kıskanılıyor, çekemiyorlardı. Bir türlü bu hakikati, ne Erkara, ne Aşır, ne de Palabıyık sesli terennüm edemiyor. "Nefislerimize uyuyoruz" da diyemiyorlardı. Kendisinin de dağa çıkmasına sebep olanlardan biriydi Doğan. Ondan daha güçlü olduğunu ona göstermek istiyordu Palabıyık. Dediğini de yaptı. Kendine göre başardı da. O, hâlâ amcasının eteği dibinde, sığınmacı gibi bocalayıp dururken, kendisi sultanlığını ilan edecek hâle gelmişti. Hislerine hâkim olmaya çalışarak Erkara'ya sokuldu.

- Bey'im, lakin Doğan bu cesareti nereden almakta

- Her şeyden önce Süleyman Çelebi'nin yeğeni, Yıldırım Han çok sever. Çelebi Mehmet'in de çocukluk arkadaşı ve ona da çok itimat etmektedir.

- Başka

- Bu sebepler yetmez mi Amma o Çelebi'yi de, Doğan'ı da hiç kimse benim gazabımdan kurtaramayacak! Anladın mı Kurtaramayacaklar da!

Erkara'nın Doğan Bey hakkındaki acımasız tutumuna hem hayret etti, hem de memnun kaldı Palabıyık. Ona göre Doğan, devlette etkili ve yetkili olabilecek bir vazife aldığında, bu kendisinin sonu demekti. Yaptıklarının ve bundan sonra da yapacaklarının hesabını mutlaka soracak, gözünün yaşına bakmadan onu bitirecekti. Doğan, mazlumun dostu, eli, ayağı, zalimin ise hasmı, korkulu rüyasıydı. Şimdiden tedbir almalı, ne yapıp ne edip bu tehlikeyi bertaraf etmeliydi. Ya da gidip teslim olmalı. "Ben ettim, sen etme yiğidim..." diye yalvararak aman dilemeliydi. Başka çare aklına gelmiyordu. En kolay yolu ise Erkara'ya tam destek vermek, onu teşvik etmekti.