Latif Bozdoğan

Latif Bozdoğan

Milat
Yaşam 338 yazı 1 takipçi

Bernabeu'da ışıklar söndüğünde

Real Madrid-Bayern Münih maçını izlerken fark ettiğim şey: gürültüyle dolu analiz yığınları sadece tüketilen boş laf mı, yoksa o sessiz berber kadar anlamlı mı?

Yorgun yelken

Vedayı unutmak değil, hatırayı içimizde taşıyabilmek mi gerçek hürriyettir; peki bu, kopmuş bağları gerçekten iyileştirebilir mi?

Kalbin saati

Yeterince uyuyorsanız saati kendiniz ayarlayabilirsiniz; peki ya milyonlarca kişi sabah 7'de gelen e-postayla uyanmaya zorlanıyorsa?

Dinlen ki iki katını yap

Çok iş yapmak değil, enerjinizi hangi işe ayırdığınız verimliliği belirler; peki uyku ve dinlenmeyi stratejik araç olarak görmeyenler ne kaybediyor?

Cevapsızlığın vakur sükûneti

Zihin durmaksızın sorular ürettikçe hakikat uzaklaşıyor; acaba sessizlikte bulduğumuz şey gerçekse, neden hala cevap aramaya devam ediyoruz?

İzmihlalin rüzgârı ve derinleşen kökler

Küresel fırtına sarsarken, başkalarının kırılan dalları değil, kendi toprağına sıkı tutunmanın gücü belirleyecek mi geleceğimizi?

Damak bürokrasisi

Japonya Büyükelçisi'nin İskender sorusundan başlayan diplomasi yolculuğu, gerçekten de iki kültürü birleştiren sofrada yapılacak mı yoksa yazarın romantize ettiği bir hayali mi?

Buzlanmayan göğsümüzdeki terazi

Gürültü pazarında satılan körleşmeyi seçmek mi, asırlık sükûnetin gücünü idrak etmek mi—ya da tam tersi mi?

Sözün gölge boyu

Pazar sabahının telaşsız, kendi içine dönük sükûnetindeyiz. Belki elinizde sıcak bir çay bardağı, pencereden dışarı bakıyor ve sokağın bildik, yorgun ama aşina dinginliğini dinlemek istiyorsunuz. Ancak bu ıssızlık, ilkin ufuk çizgisini kemiren ağır ve soğuk hafriyat uğultusuyla bölünüyor. Ardından sokağın başından otomobiller geçiyor. Bir yanda hay

Yanılsama çağında çıplak kalanlar

Kadim bir dağ başında yakılan işaret ateşi, dumanıyla ufku boyarken sadece bir haberin değil; sarsılmaz bir kararlılığın ve toplumsal sükûnetin vakur müjdecisiydi. Şimdilerde o dumanın yerini; yeryüzünün görünmez katmanlarında süzülen, eşyaya yeni bir ruh üfleme deneyleri ve hakikati binlerce parçaya bölüp her milisaniyede yeniden birleştiren sessi

Yüzde dört buçukluk gerçek

Kuzeyden inen rüzgâr, İstanbul Boğazı'nın tuzlu nemine sadece soğuğu değil, etrafımızda kaynayan sınırların o ağır yanık kokusunu da taşıyor. Dalgalar kıyıya vururken suların altında yatan o eski coğrafya, dün sabah yeniden sınandı. 140 bin ton ham petrol. 27 mürettebat. İstanbul'a sadece 26 kilometre mesafede, geceyi bölen ağır bir patlama oldu. A

Ödünç haritaların sağır uçurumu

Ağır, maundan oyulmuş bir karar masası. Üzerinde, sınırları binlerce kilometre öteden çizilmiş, kırmızı mühürlü bir dosya duruyor. Odanın sessizliğini bozan tek şey, sayfalar çevrildikçe havaya yayılan o keskin barut ve tuz kokusu. Kağıdın üzerindeki harfler, okuyan göze sadece duymak istediği o ninnileri söylüyor: "Halk ayaklanacak, rejim içeriden