Latif Bozdoğan

Latif Bozdoğan

Milat
Yaşam 425 yazı 1 takipçi

Kimse görmeden

Bir sokak, ancak üzerinden bir lider geçeceği zaman temizleniyorsa, o sokak aslında hiç temizlenmemiştir. Medeniyetin sınavı göğe yükselen anıtlarda değil, kimsenin bakmadığı o sessiz anlarda verilir. Asıl kıymet; sokağın tozunda, gündelik hayatın sıradan akışında ve insanın hiçbir gözün üzerinde olmadığını bildiği anda sergilediği duruşta ortaya ç

Küller ve şenlikler

Maziyi, ulaşılmaz bir masal ülkesi gibi anlatmak kolaydır. Zor olan, geçmişi bugünün omuzlarına yük değil, yarının inşasına dönüşecek bir emanet olarak okuyabilmektir. İşte tam da bu yüzden, takvimin bazı günleri yalnızca bir tarihten ibaret değildir. Bir gün önce suskunluğun ağırlığını, ertesi gün ise meydanların coşkusunu taşıyan zaman aralıkları

Zerrelerin oyunu

İnsanoğlu, bilmediği şeylerin üzerine kalın örtüler örtmekte eşsiz bir ustadır. Anlamadığımızı itiraf etmenin o serin sularına girmektense, kof ve gürültülü cümlelerin kuraklığında kavrulmayı tercih ediyoruz. Hakikati karmaşıklaştırdıkça büyüdüğümüzü zannediyoruz. Oysa bir fikrin namusu, onun etrafına örülen laf kalabalığında değil; toprağa ne kada

Görünmez boyunduruk

Basra'nın en kuzey ucunda, Dicle ile Fırat'ın binlerce kilometrelik bir seyahatin ardından taşıdığı toprakların tuzlu suyla buluştuğu o ağır ve nemli havzada, sessiz ama derinden işleyen bir mücadele yaşanıyor. Suların gelgitle kabarıp çekildiği, sığlıkların bir görünüp bir kaybolduğu bu çamurlu kıyılar, sadece iki komşuyu değil, bütün bir coğrafya

Kendi kozasını örebilen akıl

Yeryüzü ağır ve derinden gelen bir sarsıntının, sağır edici bir gürültünün altında eziliyor. Kıtalararası ihtilafların ve sınır boylarındaki tarihsel kırılmaların ürettiği enkaz, artık yalnızca coğrafyaları ve taş duvarları değil, doğrudan doğruya insanın idrakini ve varlık şuurunu hedef alıyor. Eskiden namlulardan çıkan mermiler toprağın göğsünü d

Söz haddi aşmadan...

Bizler, malumatı hakikat sanan ağır bir yanılsamanın ortasında, kendi varlığını ruhsuz hesap tahtalarına meze eden bir savrulmayı yaşıyoruz. İnsanı yalnızca malumat istifleyen, etrafındaki her şeyi kaskatı bir hissizlikle tartıp biçen cansız bir döküm defterine indirgeme gayreti, her geçen gün yeni bir sınır aşıyor. Oysa ışığın çekildiği, piyasanın

Nefesi mülk edinmek

Gece yarısını çoktan geçmiş bir odada, duvardaki sarkaçlı saatin ahşap gövdesinden yükselen o ritmik ve kuru ses... Belki de şu an sen de böyle bir odanın içindesin; gözlerin tavanda, kulağın o tıkırtıda. Sarkaç, her gidiş gelişinde ömür ağacından bir yaprak daha koparıp boşluğa savurur gibi ağır ağır sallanır. O tıkırtı, odanın sessizliğinde insan

Gölgesiz gölgeliler

Zamanın sarkaçları henüz okyanusların karanlık diplerine uzanan kalın çelik halatları yeni yeni sallandırırken, insanoğlu yeryüzünün tüm mesafelerini avuçlarının içine aldığını vehmetmişti. Gürültülü tellerin, kıtaları birbirine bağlayan ateşli haberleşme ağlarının tarihi kökünden sarstığına inandırıldık. Oysa yeryüzü yolculuğunun seyrini asıl deği

İlk adımın kütlesi

Bir yanda sayfalar dolusu süslü kürsüler, parlak vaatlerle bezenmiş reçeteler, hiç durmadan esen o yorucu ve köksüz coşku rüzgârları... Diğer yanda, yeryüzü yolculuğunda adım atmanın bile etten ve kemikten bir dağ taşımaya dönüştüğü, dört duvar arasında yankılanan o derin, o dilsiz yorgunluk. Çağın o sağır edici uğultusuna kapılanlar, başarıyı ardı

Kırılan ezber

Komşumuz Ayşe Hanım teyzenin yakasında, her Temmuz ayında özenle taşıdığı, beyaz ve yeşil iplerden örülmüş o sarsıcı "Hafıza Çiçeği" vardı. "Bugün günlerden 11 Temmuz," derdi ağır ağır, "Tam 31 yıl önce koca bir insanlık, dünyanın gözü önünde yitip gitti." Çiçeğin etrafındaki 11 beyaz yaprağın 11 Temmuz 1995 soykırım gününü ve yitirilen masumiyeti,

İlk adımın kütlesi

Bir yanda sayfalar dolusu süslü kürsüler, parlak vaatlerle bezenmiş reçeteler, hiç durmadan esen o yorucu ve köksüz coşku rüzgârları... Diğer yanda, yeryüzü yolculuğunda adım atmanın bile etten ve kemikten bir dağ taşımaya dönüştüğü, dört duvar arasında yankılanan o derin, o dilsiz yorgunluk. Çağın o sağır edici uğultusuna kapılanlar, başarıyı ardı

Anafartalar'dan Mavi Vatan'a

Conkbayırı'nda kurulan o stratejik mayanın bugünkü tezahürü: Basiret, Feraset ve İstiklal Mücadelesi Saat 04.30. Conkbayırı'nın taşlı yamaçlarında sabah sisi henüz dağılmamıştı. Gökyüzü maviye dönmeden önce, barut dumanından gri bir çarşaf gibi tepenin üzerine çökmüştü. Bir askerin avucundaki tüfeğin namlusu buz gibiydi; siperdeki toprağın kokusu,