Latif Bozdoğan

Latif Bozdoğan

Milat
Yaşam 322 yazı 1 takipçi

Henüz tüm tuşlara basmadık

Gecenin ilerleyen saatleri. Bir odanın kapısı aralık. İçeriden ritmik klavye tıkırtıları ve ardı ardına patlayan sanal mühimmat sesleri geliyor. Ekranda gencecik bir dimağ, Kapalıçarşı'nın asırlık kemerleri, el dokuması halıları ve dekoratif bakır ibrikleri arasında mevzilenmiş, önüne geleni kurşunlayarak ilerliyor. Her isabetli atışta beynine zerk

Gökyüzü yanarken esnemek

1968 yılı. Bilim insanı George Land, başlangıçta NASA'nın en parlak mühendislerini seçmek için kurguladığı o meşhur zekâ testini bu kez 1.600 çocuk üzerinde deniyor. Beş yaşındaki bu çocukların yüzde 98'i, dünyayı algılama biçimleriyle "dâhi" çıkıyor. Aynı test, on beş yıl sonra o çocuklara tekrar yapıldığında ortaya çıkan tablo sarsıcı: Dâhilik or

Karar tozu

Geçtiğimiz günlerde Amerikan başkanının yakın ekibi tarafından sosyal medyaya servis edilen o sarsıcı görüntülere bir bakın. Washington'ın ağır kapıları ardında, devasa silahlara hükmeden sarı saçlı liderin etrafında toplanmış Evanjelist rahipler... Ellerini onun omuzlarına koyarak gökten inecek kanlı bir zafer için dua ediyorlar. Onu, karanlık güç

Herkes tek

Sınır kapısında korkudan titreyen çocuklarını Ankara'daki babaannelerine emanet edip, füzelerin yağdığı Tebriz'e, o cehenneme tek başına geri dönen 40 yaşındaki Kadir Özel... Bir yanda evlatlarını güvene alıp ekmek parası için ateşin kalbine sessizce yürüyen onurlu bir baba; diğer yanda Körfez'in şatafatlı kulelerinden kaçmak için 100 bin sterline

Emanet gölgeler

Hatay'ın bereketli topraklarında, narenciye çiçeklerinin rayihası o sabah tuhaf bir kokuyla kesildi. Göğün sinesinden kopup gelen soğumuş bir metal parçası, toprağın bağrına usulca saplandı. Çiftçi, elindeki çapayı bırakıp başını yukarı kaldırdığında, bir yıkıma değil; gökyüzünde kazanılan ödünç bir sükûnetin yeryüzüne düşen faturasına bakıyordu. İ

Silikon ve kan petrole muhtaç

İki farklı coğrafyada, iki farklı odanın sessizliği yankılanıyor. Bir yanda, okyanus ötesinin steril, beyaz ışıklı devasa veri merkezleri; silikon damarlarda dolaşan algoritmalar hayatın, genetiğin ve küresel finansın kodlarını sessizce yeniden yazıyor. Diğer yanda, İsrail füzelerinin vurduğu Ortadoğu'nun kan ve petrol kokan topraklarında, İran'ın

Soğuk akıl

Gece yarısı Körfez sularında yankılanan infilak sesleri, salt bir askeri hareketliliğin değil, küresel nizamın çatırdayan fay hatlarının habercisidir. Gökyüzünü yırtan füzelerin aydınlattığı bu kaotik manzaraya bakarken kapılacağımız en büyük tuzak, olayları öfke yahut hamasetin dar penceresinden değerlendirmektir. Jeopolitiği duygusuz okuyabilmek,

Canlı tarih

"İyi insan olmak" yeryüzündeki en ağır imtihandır; kimliklere, etiketlere veya süslü inanç ambalajlarına sığınmadan o erdemi taşıyabilmek adeta ateşten gömlek giymektir. Hangi inanca, hangi ideolojiye mensup olursak olalım, o temel 'iyi insan olma' vasfını kaybettiğimizde geriye sadece bilmediği konularda inanılmaz cesur konuşan, kural tanımaz bir

Füzelerin gölgesinde Ortadoğu

Sahurun bereketli telaşı dinmiş, imsak vaktinin o ağırbaşlı sükûneti şehre çoktan çökmüşken başlayalım söze. Ramazan ikliminin sokakları sardığı bir pazar sabahının; dünyevi ihtiraslardan arınmış, kendi içine çekilmiş o derin sessizliğinde... İnsanın gürültüden uzaklaşıp sükûnete kulak verdiği bu telaşsız anın hemen ötesinde, coğrafyamızın kalbinde

Akidesi susamlılar

Zihninizin etrafını saran, attığınız her adımı, yutkunduğunuz her anı ve hatta zihninizden geçen o en karanlık tereddütleri bile saniye saniye kaydeden devasa bir hafıza hayal edin. Öyle bir hafıza ki; hiçbir kusurunuzu silmiyor, hiçbir hatanızı unutmuyor ve geçmişin bütün ağırlığını her sabah yeniden omuzlarınıza bindiriyor. Kadim bir hikâyede, ha

Fırtınayı öğüten kaptan

Dünya, alışılagelmiş dengelerin sarsıldığı, her taşın yerinden oynadığı keskin bir yol ayrımında duruyor. Tarihin ağır ve paslı menteşeleri, jeopolitik bir gürültüyle yeni bir çağa aralanırken; kadim pergelin sabit ayağını Anadolu'nun kalbine mühürleyip, diğer ayağıyla yeryüzünün dijital sinir ağlarını tarayan o sessiz karargâhı tahayyül edin. Bir

İstatistiklerin gizleyemediği çığlık

Geceyi yırtan cılız bir lomboz ışığında, denizin rengi mürekkepten yeşile dönerken sırılsıklam bir bekleyişin ortasında duran iki kaçak... Yüzlerinde tarihin bütün yenilgilerinin ağır tortusu, ellerinde ise sadece birbirlerine duydukları o dilsiz itimat var. Kader birliği dedikleri o kadim sır, karanlığın en zifiri anında şu hakikati terennüm ediyo