Kültür-Sanat

"Hâtıran aziz dostum, senin aziz hâtıran!"

Ankara'da 1976'dan itibaren en az haftada bir ziyaret ettiğim üç kişi vardı. Başta Hâlide Nusret Zorlutuna. Diğer ikisi, Yahya Kemal'in meclisine devam eden en genç iki isimden biri, Bergama Heykeltraşları şiirini ithaf ettiği ve "Muhtar refîk olmayıcak her şey boş" iltifatıyla karşıladığı Dr. Muhtar Tevfikoğlu

A. Yağmur Tunalı

Asrımızın Nene Hâtunu(!)

Kırsal bir bölgede yörenin AK Parti kadın kollarının da mevcut olduğu bir etkinlikte iki beyin konuşmasına kulak misâfiri olmuştum. Birisi, modern giyimli, güneş gözlüklü, tesettürlü hanımları ve sandalyelere oturmuş beyaz namaz örtülü yaşlı hanımları göstererek şöyle dedi:"Bu hanımlar, bu ninelerin torunları ama bir tuhaflık var. Nineleriyle alâkaları yok."

Kerime Yıldız

Herkesin bildiği, kimsenin bilmediği

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki duyduğumuz hiçbir absürtlüğe "Hayır, bu da olamaz!" deme lüksüne sahip değiliz. Meşhur Yeşilçam olay örgülerinden birini hepiniz hatırlarsınız. Mahallenin çapkın delikanlısı, mahallenin gözde kızına tutulur ve onu elde edebilmek için her yola başvurur. Aralarındaki gerilim arttıkça bir noktadan sonra bizim delikanlı mahallenin haytalarıyla anlaşır, kıza

Şenol Kaluç

Niyazi kafa karış oyununu Sasu'nun korner atışları gibi oynardı......

Beş kişinin iki buçuk lira diktiğini ve başı vurduğunuzu bir tahayyül etsenize, on iki buçuk lirayı iki dakikada cebe atıyordunuz. Bu da, sinema biletleri yüz yirmi beş kuruş olsa bile, on film parasını bir elde kaldırdığınız anlamına geliyordu. Ama, ben başarılı bir misket oyuncusu değildim, mahalleye Niyazi isminde bizden iki üç yaş büyük biri gelir, Serdar'ın, Cüneyt'in, Ertan'ın, Mete'nin ve benim paraları toplar giderdi.

Taner Ay

Çağırmak veya çağrı...

Bakmayın siz şimdilerde o güzel kelimenin bankaların, anlı şanlı şirketlerin devlet kurumları ve benzerlerinin etkin iletişim adına kurdukları çağrı merkezlerinin ağına düşmesine. Kelime ki bizi yaratır, kurar, şekillendirir ve hayatımızın sembolü kadar hakikati de olur. Çağrı kelimesinin dünden bugüne bizi nasıl çekip çevirdiği içimizi ve kainat dünyamızı nasıl karşıladığını anlamak isteyen

Ömer Erdem

Ervâh-ı ezelde levh-i kalemde

Daraldığında insanın içi, bir dağın gölgesine sığınmak ister. Kelimeler yetmez, susmak işe yaramaz.Bir nefes, bir ağıt gerek."Ervâh-ı ezelde levh-i kalemde / Bu benim bahtımı kara yazmışlar."Kaderin sesi yürekle söylenir.Bu ses, Anadolu'nun içli yüreklerinden biri olan Âşık Sümmâni'ndir.

Bekir Fuat

Bürokratik Fantezi olarak Önlük Giymek

Cumhuriyet Türkiyesi, Türkçeyi Arapça ve Farsça kelimelerden arındırıp "Öz Türkçecilik" iddiasıyla Türkçe kelimeler türetmiş. Cemil Meriç ve Mehmet Doğan bu kelimelere "uydurukça" kelimler diyor. Uydurukça kelime bulamadıklarıda da Fransızcadan ve Avrupa kökenli dillerden Türkçeye yeni kelimeler eklemişler. Bürokrat ve fantezi kelimeleri de dilimize yerleşen yabancı kelimeler.

Ali Barskanmay

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman