Kültür-Sanat

Öne Çıkan Konular | Tüm Kültür-Sanat Konuları →
Edebiyat ve Ahlak 19Gelenekle Çağdaşlık Çatışması 18Sanat ve Yeniden İçerme 13Tiyatro ve Iyileşme: Yazı Sahnede Iyileştirebilir mi? 3Bilim ve Göç: Türkiye'nin Beyin Göçü Sorunu 2ABD'nin Dış Politika Krizleri ve Askeri Müdahaleler 2
#nostalji#edebiyat#sosyal ilişkiler#El motifi#sanat#gelenekselcilik#Geopolitik#Din ve modernite#Yas ve Anlam#varoluşsal boşluk#ahlak#rüya tabirî#Garaudy#Sanat Felsefesi#Tanpınar

Tarkovski'nin gösterdikleri*

Sinema bir gösterme sanatıdır ve günlükler sanatçının arka odasına götürür bizi. Her ne kadar günlük bir edebi tür olarak Avrupa'yı işaret etse bile Rus sanatçıların günlüğü Doğu ile Batı arasında gidip gelir duygu ve tutum bakımından. Edebiyat özellikle o insan araştırmasının odağı sayılır uzunca yıllar. Sinema yaşadığımız zamanlarda pek çok sanatın önüne geçmiş görünse bile aralarındaki

Ömer Erdem

Türklüğün izinde

Türk olmak, bir hikâyeye dâhil olmaktır.Bazı kelimeler vardır; hem bir kimliği hem de bir yürüyüşü anlatır. "Türk" kelimesi de böyledir.Bir kelimedir, ama bir yol açar. Bu yol bir kelimede başlar; bir dilde, bir seste, bir çağrıda... Bir kelimenin içinde yüzyılları duymaktır.

Bekir Fuat

Özrü Kabahatinden Beter Olmak

Çiçeği burnunda üst düzey bürokratlarımızdan birisi, geçtiğimiz Ramazan Bayramı'nda attığı mesajında üniversite yıllarında merhum valilerimizden birini örnek aldığını; mezkûr valinin halkla kurduğu güçlü bağın, sorunlara cesaretle yaklaşan tavrının ve görev yaptığı her yerde bıraktığı izin, kendisinde derin bir hayranlık uyandırdığını ifade etti.Mesajın devamında başka

Kerime Yıldız

Dinden vurulan dünyanın ortasında

İçerde dışarda büyük bir yangın var. Dünya kötülerin elinde ve bakarsan çoğu dinden yürüyor. Kötüler, Trump'tan, Netenyahu'dan ibaret olsa o kadar endişelenmeye gerek yoktu. Onlar gibiler bizde, orada, burada her yerde. Diğerleri de ya vurdumduymaz, ya onlara alkış tutuyor. "Endişeliler" azdan az. "Endişe"sini sorumluluk duygusuyla birleştirerek konuşan ve hareket edenler ondan da az.

A. Yağmur Tunalı

Af kültürü ve devletin seçici ciddiyeti üzerine

Ülkemiz adeta bir "af cenneti". Devletimiz bu konuda alicenaplığını sık sık gösteriyor; ancak bu alicenaplıktan nedense toplumun geneli değil, çoğunlukla belli bir azınlık faydalanıyor.Sıradan vatandaş, devlete karşı yükümlülüklerini zamanında yerine getirdiği ve kanunlara uyduğu hâlde çoğu zaman bunun karşılığını göremezken, bazı kişi ve şirketlerin bu konulardaki

Şenol Kaluç

Her yosun kokusunda, her martı çığlığında...

Burgazada'ya uğrayacak vapuru beklerken Güngör Güven'in başına ne gelmiş olabileceğini düşünüyordum. Güngör Güven '28 doğumlu bir doktordu, dört yıl Kansas City'de anestezi ihtisâsı yapmış, yurda dönünceyse Amerikan Hastahânesi'nde çalışmaya başlamıştı. Nurten Hanım ile evliliğinden biri on iki yaşında, diğeriyse sekiz yaşında iki çocuğu vardı. Doktorun en büyük tutkusuysa

Taner Ay

Amcamın Televizyonu

1980'lerin ortasında amcam bir gün şehirden siyah beyaz televizyonla eve geldi. Yengem bu da ne der gibi amcamın suratına baktı. Amcam güngörmüş bir beyefendiydi. Şehirde dahi değme evde televizyonun bulunduğu yıllarda amcamın imkansızlıklar içinde köy evine televizyon alması çok şeydi. Amcamın köy insanına göre şehirle bağlantısı fazlaydı. Köylülerin emanet ceket ve

Ali Barskanmay

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman