Kültür-Sanat

"Bayram gelmiş neyime"

Yahya Kemal, "Bizim romanlarımız şarkılarımızdır" der. Şarkı, türkü, şiir tadında ve yoğunluğunda muhteşem bir cümledir. Yahya Kemal'in talebesi Tanpınar bu fikri tekrar ederek düşüncemize yerleştirdi. Üzerinde uzun tahlillere girişilecek bir tespit halinde önümüzdedir.Şarkılarla

A. Yağmur Tunalı

İlk haber...

Çocuğun o vakitte medyacı olacağı belli mi olmuştu Gerçi henüz medya kelimesi yoktu ortalıkta. Radyonun mucizelerle dolu bir mabed, televizyonun uzak ihtimal gazetelerin ise çarşaf çarşaf açılıp duvarlara, camlara yapıştırıldığı, her fotoğrafın her haberin özenle okunduğu hatırda tutulursa gazetecilik daha önde sayılırdı. 'Gasteci' de yoktu etrafta gerçi ya. Gazete bayiliği yapan kişi

Ömer Erdem

Bir bayram muhasebesi

Bugün bayram cümlemizin bayramını gönülden kutlarım. Bayram olduğu için de gündemin yoğun gerginlikleriyle ilgili bir yazı yazarak zaten sıkıntılarımıza yenilerini eklemek gelmiyor içimden. Keşke hayatımız biraz daha rutin olsa diye dua etmekten başka bir çare yok.Bizde bayramlar, bayram olmaktan çıkalı kısa bir süre oldu. "Ah nerede o eski bayramlar" demeye de

Şenol Kaluç

Dündar Kılıç'ın tabancası, Hikmet İnan'ın cinâyeti

Nisan ayı kalkan ayıdır, en iyi kalkan ise Ayancık'ın ve Gümenüz'ündür. Ama ikisi aynı kalkan değildir. Ayancık'ta elli veya elli beş kulaça atılan ağlardan toplanan kalkanlar Gümenüz'ün kalkanından biraz daha iri ve biraz daha koyu renkli olur. Kadıköyü'nün Balıkçılar Çarşısı'na indiğimizde rahmetli annem tezgâhlardaki kalkanın nereden geldiğini kırk metre öteden gördüğünde

Taner Ay

Kör Olan İnsanın Zekası

Romalı düşünür Seneca "Ahlak Mektupları" kitabında "Aşırı gıda bedeni kör eder, insanın keskin zekasını öldürür." diyor. Refah düzeyinin yükseldiği ülkelerde, ülkemizde iki binli yıllardan sonra bu ülkeler arasına girdi, çarşı pazarlardaki dükkanların çoğunu restaurant ve kafeler işgal etti. Hem de öyle böyle değil. Kar oranları yüksek, bire on kazandıran hazzı önceleyen

Ali Barskanmay

Bir ruh olarak Türkiye

Dünyada hiç görmediğimiz, hiç tanımadığımız insanlar hakkında bir kanaat taşırız.Hiç İngiliz görmemiş olabiliriz ama herkesin zihninde bir "İngiliz imgesi" vardır. Bu imgeyi besleyen hafıza, günlük tecrübemiz değil, tarihtir.Tarihin ayrıntıları bilinmese de onun ruhu sezilir.Biz "İngiliz" derken sokakta gördüğümüz bir turisti değil, tarih içinde oluşmuş bir siyasî aklı kastederiz.

Bekir Fuat

Kekik kokulu bir mayıs günü

Kasım günleri bitti. Hızır günlerinin ikinci haftasını devirdik. Dışarıda gülün üşümediği vakitlerdeyiz. Tevfik Fikret, mayıs ayını, "sâf u dilber şûh u sevdâkâr bir köylü kızdır" diye târif ediyor. O hâlde bu köylü kızının en saf hâli, kırda bayırda, hattâ yaylada görülür.Geçen hafta yağmurdan fırsat bulduğumuz bir gün İznik'in Hacıosman Yaylası'na doğru

Kerime Yıldız

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman