Kültür-Sanat

You have an error in your SQL syntax; check the manual that corresponds to your MariaDB server version for the right syntax to use near 'GROUP BY t2.id ORDER BY adet DESC LIMIT 15' at line 9You have an error in your SQL syntax; check the manual that corresponds to your MariaDB server version for the right syntax to use near 'GROUP BY t2.id ORDER BY adet DESC LIMIT 15' at line 9

Dinden vurulan dünyanın ortasında

İçerde dışarda büyük bir yangın var. Dünya kötülerin elinde ve bakarsan çoğu dinden yürüyor. Kötüler, Trump'tan, Netenyahu'dan ibaret olsa o kadar endişelenmeye gerek yoktu. Onlar gibiler bizde, orada, burada her yerde. Diğerleri de ya vurdumduymaz, ya onlara alkış tutuyor. "Endişeliler" azdan az. "Endişe"sini sorumluluk duygusuyla birleştirerek konuşan ve hareket edenler ondan da az.

A. Yağmur Tunalı

Af kültürü ve devletin seçici ciddiyeti üzerine

Ülkemiz adeta bir "af cenneti". Devletimiz bu konuda alicenaplığını sık sık gösteriyor; ancak bu alicenaplıktan nedense toplumun geneli değil, çoğunlukla belli bir azınlık faydalanıyor.Sıradan vatandaş, devlete karşı yükümlülüklerini zamanında yerine getirdiği ve kanunlara uyduğu hâlde çoğu zaman bunun karşılığını göremezken, bazı kişi ve şirketlerin bu konulardaki

Şenol Kaluç

Her yosun kokusunda, her martı çığlığında...

Burgazada'ya uğrayacak vapuru beklerken Güngör Güven'in başına ne gelmiş olabileceğini düşünüyordum. Güngör Güven '28 doğumlu bir doktordu, dört yıl Kansas City'de anestezi ihtisâsı yapmış, yurda dönünceyse Amerikan Hastahânesi'nde çalışmaya başlamıştı. Nurten Hanım ile evliliğinden biri on iki yaşında, diğeriyse sekiz yaşında iki çocuğu vardı. Doktorun en büyük tutkusuysa

Taner Ay

Hangisi

Saymaya başladığımız zaman açığa çıkıyor dengesizlik. İki kulağı, iki gözü, iki burun deliğini, iki kaşı, iki eli, iki dudağı, beşer parmağı saymak türünden bir şey değil bu. Dilimizde 'çoğu zarar azı karar' diye bir deyim var. Ne çokluğun ne de azlığın sayılabilir yanına değil asıl dengesine vurgu yaptığı için önemli bir söz. İster evrim diyelim ister tabiat kanunu, bedenimizden başlayarak

Ömer Erdem

Amcamın Televizyonu

1980'lerin ortasında amcam bir gün şehirden siyah beyaz televizyonla eve geldi. Yengem bu da ne der gibi amcamın suratına baktı. Amcam güngörmüş bir beyefendiydi. Şehirde dahi değme evde televizyonun bulunduğu yıllarda amcamın imkansızlıklar içinde köy evine televizyon alması çok şeydi. Amcamın köy insanına göre şehirle bağlantısı fazlaydı. Köylülerin emanet ceket ve

Ali Barskanmay

Türk kimdir - Bir rüyanın izinde

Bazı ülkeler vardır ki bir fikrin, bir rüyanın ve bir ümidin adıdır.Türkiye böyle bir ülkedir.Türkiye'yi yalnızca Anadolu'daki bir devlet olarak görmek, onun hikâyesini eksik okumaktır.Türkiye, yüzyılların kurduğu bir rüyanın adıdır.Tıpkı dili gibi: Türkçe, birçok dili konuşan insanların içinde birleştiği, yükselttiği bir dua gibidir.

Bekir Fuat

Sinemanın Çanakkale'si

Çanakkale filmleri, 1931yapımı "Tell England" filmiyle başladı. 1932'de Türkiye'de de gösterilen filmin yönetmeni Anthony Asquith, Çanakkale Harbi esnasında Birleşik Krallık Başbakanı olan H. Henry Asquith'in oğluydu. 1933 yılında bir avuç milliyetçi münevverin başlattığı Çanakkale ziyaretleri giderek büyüdü ve 1960'da, Çanakkale Âbidesi dikildi.

Kerime Yıldız

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman