Artemis II Ay'ın yörüngesine girip karanlık yüzünden insan gözüyle çekilmiş ilk resimleri gönderirken, bu heyecanı yaşamak yerine, yanıbaşımızdaki ateş çemberiyle ilgilenmek zorunda kalmak insanlık açısından gerçekten bir utanç kaynağı. Aya elimizi uzatabilecek kadar yakınlaştığımız bir çağda, siyasal olarak hâlâ güvenlik korkularının belirlediği bir dünyada yaşıyor olmamız, modern/postmodern medeniyet iddialarının başarısızlığını da ortaya koyuyor.
16
Şehir Hatları'nın şeker beyazının Kınalıada'ya uğramasına rağmen ben inmeden Bostancı'ya geçtim ya, iskelede içim içimi yedi. Hadi gideyim dedim, nasıl olsa iki üç vapur sonra dönerim, çünkü küçücük bir ada, bin üç yüz elli altı kilometre kare olarak aklımda kalmış, en yüksek noktası da yüz on beş metrelik Çınar Tepesi, bu yüzden dolaşmam bir saati bulmaz.Benim
15
Sinema bir gösterme sanatıdır ve günlükler sanatçının arka odasına götürür bizi. Her ne kadar günlük bir edebi tür olarak Avrupa'yı işaret etse bile Rus sanatçıların günlüğü Doğu ile Batı arasında gidip gelir duygu ve tutum bakımından. Edebiyat özellikle o insan araştırmasının odağı sayılır uzunca yıllar. Sinema yaşadığımız zamanlarda pek çok sanatın önüne geçmiş görünse bile aralarındaki
0
Türk olmak, bir hikâyeye dâhil olmaktır.Bazı kelimeler vardır; hem bir kimliği hem de bir yürüyüşü anlatır. "Türk" kelimesi de böyledir.Bir kelimedir, ama bir yol açar. Bu yol bir kelimede başlar; bir dilde, bir seste, bir çağrıda... Bir kelimenin içinde yüzyılları duymaktır.
37
Çiçeği burnunda üst düzey bürokratlarımızdan birisi, geçtiğimiz Ramazan Bayramı'nda attığı mesajında üniversite yıllarında merhum valilerimizden birini örnek aldığını; mezkûr valinin halkla kurduğu güçlü bağın, sorunlara cesaretle yaklaşan tavrının ve görev yaptığı her yerde bıraktığı izin, kendisinde derin bir hayranlık uyandırdığını ifade etti.Mesajın devamında başka
33
İçerde dışarda büyük bir yangın var. Dünya kötülerin elinde ve bakarsan çoğu dinden yürüyor. Kötüler, Trump'tan, Netenyahu'dan ibaret olsa o kadar endişelenmeye gerek yoktu. Onlar gibiler bizde, orada, burada her yerde. Diğerleri de ya vurdumduymaz, ya onlara alkış tutuyor. "Endişeliler" azdan az. "Endişe"sini sorumluluk duygusuyla birleştirerek konuşan ve hareket edenler ondan da az.
59
1980'lerin ortasında amcam bir gün şehirden siyah beyaz televizyonla eve geldi. Yengem bu da ne der gibi amcamın suratına baktı. Amcam güngörmüş bir beyefendiydi. Şehirde dahi değme evde televizyonun bulunduğu yıllarda amcamın imkansızlıklar içinde köy evine televizyon alması çok şeydi. Amcamın köy insanına göre şehirle bağlantısı fazlaydı. Köylülerin emanet ceket ve
47
Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.
379
© 2025