Kültür-Sanat

Oğuz Atay, Cihat Burak, Aydın Boysan ve diğerleri...

75'e kadar Suâdiye çok güzeldi, semt-i dildârım yazları sayfiyeye gelenlerin anason kokulu kristal kahkahalarıyla çın çın çınlar, kışlarıysa biz bize kalırdık. Yazları iki bin beş yüz kadar olan nüfusun, kışları beş yüzün altına düştüğünün tanığıyım. Ceplerimizde para yoksa da, Bostancı'daki mendirek mahalleden arkadaşlarımızla plajımız olurdu, çantalarımıza yiyeceklerimizi ve kitaplarımızı

Taner Ay

Trump bize ne anlatıyor

Bir yazımda Trump'ı İlk Çağ ve Orta Çağın Barbar Krallarına benzetmiştim. Hiçbir diplomatik ve ahlaki kural tanımayan bir lider. Aslında diplomasi İtalyan Şehir devletleri arasında ortaya çıkmış. Savaşla çözümün pahalı olduğu yerlerde karşılıklı anlaşarak işi çözme çabası. Tabii bu durumda da gene güçlü ve zeki olan aslan payını alıyor ama can ve mal kaybı en aza iniyor.

Şenol Kaluç

Yazı masası…

Bugüne kadar hiçbir yazarın masasına imrenmedim fakat beğenip hayran kaldığım bir masa oldu. Halâ evimizde bana ait bir yazı masası yok ve ben bundan hiç şikayetçi değilim. Yazı masasını yazarın zihnine yerleştirip orada yazmaya koyulanlardanım. İster miyim yine de bir yazı masam olsun Dilediğim ölçülerde arzu ettiğim şekilde yapacak bir usta bulabilirsem ve elbette o masayı koyacak mekana

Ömer Erdem

Ülkücü Hareket'in entelektüel irtifa kaybı - II

Geçen hafta bu köşede Ülkücü Hareket'in "entelektüel irtifa kaybı"na değinmiş, hareketin düşünce geleneğiyle kurduğu ilişkinin zamanla zayıfladığına işaret etmiştim.Oradan devam edelim.Ülkücü Hareket'in içinde bir dönem güçlü bir entelektüel damar vardı. Düşünceyi merkeze alan, fikri hareketin önüne koyan bir damar…Dündar Taşer, Galip Erdem ve Erol Güngör bu düşünce hattının öncü isimleriydi.

Bekir Fuat

''Ben seni bırakmadım Yâ Resulallah!''

30 Ekim 1918…Mondros imzâlanmış, her yerde silah bırakılmış. Medîne'nin etrâfı isyancı Araplar ve haçlılalarla sarılı. Şehri savunan Fahreddin Paşa, "Olmaz!" diyor, "Efendimizin diyârını hâinlere bırakmam!"Paşa, kendisiyle birlikte Ravza'yı bekleyen Mehmedlere, "Mehmedçik" adını veriyor. Mehmedçik, iyi beslenemediği

Kerime Yıldız

Ağlayacaksan haline ağla!

Hakikaten anlaşılmaz işler içindeyiz: Baştakiler anayasaya uymuyor, yeni anayasa istiyorlar. Bir bakıyorsunuz kural değiştiriyor, ona da uymuyorlar. Kararları herkesi bağlayan Anayasa mahkemesi hüküm veriyor, en alt mahkeme uymuyor. Ve hiçbir şey olmuyor. Görülmüş iş miBöyle onlarca madde sıralasanız kanun nizam dışı işlerin listesini tamamlayamazsınız. Yaz-boz ve keyfilik

A. Yağmur Tunalı

Kurdun İninden Yola Düşmek

1980'li yıllar. Şehre akın akın göç var. Köy nüfusu halen yoğun. Birkaç baş hayvan, birkaç dönüm arazi temel geçim kaynağı. Daha çok çılgınlığı yok. Bulduğuyla şükreden günler. Yoksulluk herkesin ya giydiği bir kıyafette ya sofrasında bir katık ekmekte. Kimsenin yamadan iğrenip yamalı elbise giymekten imtina etmediği yıllar. Giyecek bir hırka yiyecek bir lokma

Ali Barskanmay

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman