Kültür-Sanat

Kılıçdaroğlu'nun "Düşkün"lüğü

Bizim Alevîlerin "düşkün" ilan etme kuralı kanundan güçlüdür. Kişinin düşkünlüğü işlediği suça göredir. Sürekli veya geçici olabilir. Cinayet, ırza tecavüz, ikrardan dönmek, Hz. Ali'ye ve Ehl-i beyt'e dil uzatmak ağır suçlardır ve mahşere kalır.Diğer suçların cezası düşkünlüktür ve zamanlıdır. Diyelim ki birisi eşine, komşusuna, hayvanına iyi davranmıyor

A. Yağmur Tunalı

Eğitimde öldürücü umut

Geçtiğimiz pazartesi günü gazetemizin Görüşler sayfasında yayınlanan Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdülbaki Değer'in "Öldürücü Umut: Gelecek Aynası ve Yoksulluk Sarmalında Bugün" başlıklı yazısı, içine düştüğümüz ve yıllardır boğazımızı sıkan enflasyonist ortamın yarattığı toplumsal tahribatı ele alıyordu. Ancak ben Değer'in açtığı düşünsel patikadan bir başka alana, eğitime uzanmak istiyorum.

Şenol Kaluç

Kabak meltemi esmeden ayvalar çiçek açardı

Mayıs ayına girdik mi, İstanbul'a yaz sıcakları gelir, Suâdiye'nin çayır çimenindeki fulyalar ise kaybolurdu. Ama, onların boşluğunu hemen ahşap köşklerin bahçelerinden yayılan tırmanıcı güllerinin, sarmaşık güllerinin, floribunda güllerinin veya grandiflora güllerinin kokularının doldurduğunu anımsıyorum. Bakın, Kurudere Sokak'tan Çatalçeşme'ye inişte demir yolunun altındaki

Taner Ay

Günler gelip geçer insan göçüp gider... Ya bellek nereye gider

Menekşe, kolay unutulacak kadın değildi fakat gözden ırak olan gönülden de ırak olur sözünü doğrularcasına kısa sürede hatırlanmaz oldu. Sadece berrak güzelliğiyle değil huyu ve şefkati, biraz peltek dili en çok da o yeri kazarcasına bakışıyla hafızamda yer etti. Çocuklar büyüklerin dünya telaşıyla unuttukları her ayrıntının ölümsüz fotoğrafını çekerler. Karlı, ilkin tipili ardından inadına

Ömer Erdem

Kör Olan İnsanın Zekası

Romalı düşünür Seneca "Ahlak Mektupları" kitabında "Aşırı gıda bedeni kör eder, insanın keskin zekasını öldürür." diyor. Refah düzeyinin yükseldiği ülkelerde, ülkemizde iki binli yıllardan sonra bu ülkeler arasına girdi, çarşı pazarlardaki dükkanların çoğunu restaurant ve kafeler işgal etti. Hem de öyle böyle değil. Kar oranları yüksek, bire on kazandıran hazzı önceleyen

Ali Barskanmay

Bir ruh olarak Türkiye

Dünyada hiç görmediğimiz, hiç tanımadığımız insanlar hakkında bir kanaat taşırız.Hiç İngiliz görmemiş olabiliriz ama herkesin zihninde bir "İngiliz imgesi" vardır. Bu imgeyi besleyen hafıza, günlük tecrübemiz değil, tarihtir.Tarihin ayrıntıları bilinmese de onun ruhu sezilir.Biz "İngiliz" derken sokakta gördüğümüz bir turisti değil, tarih içinde oluşmuş bir siyasî aklı kastederiz.

Bekir Fuat

Kekik kokulu bir mayıs günü

Kasım günleri bitti. Hızır günlerinin ikinci haftasını devirdik. Dışarıda gülün üşümediği vakitlerdeyiz. Tevfik Fikret, mayıs ayını, "sâf u dilber şûh u sevdâkâr bir köylü kızdır" diye târif ediyor. O hâlde bu köylü kızının en saf hâli, kırda bayırda, hattâ yaylada görülür.Geçen hafta yağmurdan fırsat bulduğumuz bir gün İznik'in Hacıosman Yaylası'na doğru

Kerime Yıldız

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman