Kültür-Sanat

Samiri'nin buzağısı ya da bütün eksikliklerin yarısı

Göz göze geldik onunla. Her zamanki gibi sustu. Bekledim. 'Bütün eksikliklerin yarısını hiç düşündün mü' dedi. Gülümsedi. Yorulma, bak bir şey anlatacağım. Sen buradan gideceğin yolu seçersin. Devam etti; 'Halil İnalcık'ın yazdığına göre Cengiz'in torunu Hülagü Han, Abbasi Halifesi Müsta'sım-Billâh'a elçi göndermiş. İsmaililerin elindeki Alamut Kalesinin alınması

Ömer Erdem

Cübbeli denge

Nobel ödülü alan ve hayâtı, "Akıl Oyunları" filmine konu olan ünlü matematikçi John Nash'in bir iktisat teorisi var. Bu teori, benim gibi iktisattan anlamayanlar için mezkûr filmde şöyle kurgulandı:Delikanlılar barda otururken içeriye bir sarışın âfet giriyor. Herkesin gözü onda. O ise kasım kasım kasılıyor. O anda Nash'in aklına, o parlak fikir geliyor.

Kerime Yıldız

"Hâtıran aziz dostum, senin aziz hâtıran!"

Ankara'da 1976'dan itibaren en az haftada bir ziyaret ettiğim üç kişi vardı. Başta Hâlide Nusret Zorlutuna. Diğer ikisi, Yahya Kemal'in meclisine devam eden en genç iki isimden biri, Bergama Heykeltraşları şiirini ithaf ettiği ve "Muhtar refîk olmayıcak her şey boş" iltifatıyla karşıladığı Dr. Muhtar Tevfikoğlu

A. Yağmur Tunalı

Herkesin bildiği, kimsenin bilmediği

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki duyduğumuz hiçbir absürtlüğe "Hayır, bu da olamaz!" deme lüksüne sahip değiliz. Meşhur Yeşilçam olay örgülerinden birini hepiniz hatırlarsınız. Mahallenin çapkın delikanlısı, mahallenin gözde kızına tutulur ve onu elde edebilmek için her yola başvurur. Aralarındaki gerilim arttıkça bir noktadan sonra bizim delikanlı mahallenin haytalarıyla anlaşır, kıza

Şenol Kaluç

Niyazi kafa karış oyununu Sasu'nun korner atışları gibi oynardı......

Beş kişinin iki buçuk lira diktiğini ve başı vurduğunuzu bir tahayyül etsenize, on iki buçuk lirayı iki dakikada cebe atıyordunuz. Bu da, sinema biletleri yüz yirmi beş kuruş olsa bile, on film parasını bir elde kaldırdığınız anlamına geliyordu. Ama, ben başarılı bir misket oyuncusu değildim, mahalleye Niyazi isminde bizden iki üç yaş büyük biri gelir, Serdar'ın, Cüneyt'in, Ertan'ın, Mete'nin ve benim paraları toplar giderdi.

Taner Ay

Ervâh-ı ezelde levh-i kalemde

Daraldığında insanın içi, bir dağın gölgesine sığınmak ister. Kelimeler yetmez, susmak işe yaramaz.Bir nefes, bir ağıt gerek."Ervâh-ı ezelde levh-i kalemde / Bu benim bahtımı kara yazmışlar."Kaderin sesi yürekle söylenir.Bu ses, Anadolu'nun içli yüreklerinden biri olan Âşık Sümmâni'ndir.

Bekir Fuat

Bürokratik Fantezi olarak Önlük Giymek

Cumhuriyet Türkiyesi, Türkçeyi Arapça ve Farsça kelimelerden arındırıp "Öz Türkçecilik" iddiasıyla Türkçe kelimeler türetmiş. Cemil Meriç ve Mehmet Doğan bu kelimelere "uydurukça" kelimler diyor. Uydurukça kelime bulamadıklarıda da Fransızcadan ve Avrupa kökenli dillerden Türkçeye yeni kelimeler eklemişler. Bürokrat ve fantezi kelimeleri de dilimize yerleşen yabancı kelimeler.

Ali Barskanmay

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman