Kültür-Sanat

Uzaklarda bir nokta misali kaybolmak...

Ömer ErdemKarakol komutanı sağ dirseği dışarıda, öne şahin misali kurulmuş yanında şoför, tenteyle kapatılmış cipin arkasında silahlı altı askerle hızla giriyor kasabaya. Zihninde ne tasarladığını kimse bilmiyor. Sağdan soldan hayvan mı yaşlı mı çocuk mu çıkar dert edinmiyor. Ne korna sesi var ne motor homurtusu. Aracın sessiz kayışında kamuflaj duygusu hissediliyor. Bütün gücünü pervasızlığından

Ömer Erdem

Okulları Kim Bataklığa Dönüştürdü

Hepimizin bildiği bir söz var. Sinekleri öldürmek yerine bataklıkları kurutalım. Sineklerin ürediği bataklıkları kurutup bahçelere dönüştürmek. Böylece mikrobun çevreye yayılmasının önüne geçmekle kalmayız bataklıkları sağlıklı bir hayat alanına dönüştürmüş oluruz."Okul Saldırıları"nın geçtiği her cümle kurulduğunda bu öneri aklıma geliyor.Sayın

Ali Barskanmay

Vatanın bir kış günü

Nebi Hazri okuyorum. Derya deniz bir şair...Vatanın bir kış gününü bile gurbetin yüz baharına değişmeyen bir ses.1924'te Azerbaycan'ın Abşeron'unda doğar Hazri. "Rüzgârlar şehri" derler oraya.Bakü'de büyür. İlk şiiri on beş yaşında yayımlanır. Kararını çoktan vermiştir. Şiire yönelir. Geceler uzar, uykular azalır. Şiir bir hayat olur.

Bekir Fuat

Fatma adı yetmez, mesele Zühre olmak

Ne zamandır yazmak istiyordum. Bir âile dostumuzun torunu oldu. Adını Baybars koydular. Bir târihçi olarak favori isimlerimden ama çocuklarımdan birine koymak nasib olmadı. Çok sevindim. Kimin koyduğunu sordum. Anne, yâni gelin hanım koymuş. Tebrik ettim.Elif Şafak'ın Aşk romanındaki en ahlâksız adamın adı Baybars. Moğollara ve Haçlılara dur diyen Memlûk hükümdarının,

Kerime Yıldız

Hakiki okurun tek pusulası 'iyi kitap'

Sadece pazarın değil, mahfillerin de okura bir şeyler dayattığını biliyorum. Enis Batur için 'şair', Beşir Ayvazoğlu için 'biyografi yazarı' deyip kesiyor; yazılan nefis romanları görmezden geliyorlar. Bir diğer dayatma ise yayınevleri üzerinden yapılıyor. Kapitalist pazarda yayınevinin Soğuk Savaş devrinden kalma tarzda 'solculuğu'

Taner Ay

"Hâtıran aziz dostum, senin aziz hâtıran!"

Ankara'da 1976'dan itibaren en az haftada bir ziyaret ettiğim üç kişi vardı. Başta Hâlide Nusret Zorlutuna. Diğer ikisi, Yahya Kemal'in meclisine devam eden en genç iki isimden biri, Bergama Heykeltraşları şiirini ithaf ettiği ve "Muhtar refîk olmayıcak her şey boş" iltifatıyla karşıladığı Dr. Muhtar Tevfikoğlu

A. Yağmur Tunalı

Herkesin bildiği, kimsenin bilmediği

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki duyduğumuz hiçbir absürtlüğe "Hayır, bu da olamaz!" deme lüksüne sahip değiliz. Meşhur Yeşilçam olay örgülerinden birini hepiniz hatırlarsınız. Mahallenin çapkın delikanlısı, mahallenin gözde kızına tutulur ve onu elde edebilmek için her yola başvurur. Aralarındaki gerilim arttıkça bir noktadan sonra bizim delikanlı mahallenin haytalarıyla anlaşır, kıza

Şenol Kaluç

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman