Kültür-Sanat

Dünya bir yutkunma…

Temmuz ayının ortaları mıydı Yoksa Ağustos'un hemen başı mı Öyle veya böyle sıcak bir ısırgan otu misali yakıyor değdiği her şeyi. Güneş ilk elde şafakla gülümser gibi yapıyor, gecenin nemini kısa sürede anızların sert ağzından çekiyor sonra da ateşten şalını serip saltanat ediyor. Kim dayanabilir ki onun emirlerine Gölgelikler olmasa umut denilen şey de buhar olup uçacak. Köpekler buldukları

Ömer Erdem

Sümbül kokusu

İlkbaharın ilk ayına merhaba. İlk cemrenin düşmesiyle başlayan, nevruzda baharın zaferiyle taçlanan "al yazını, ver kışımı" kavgasının ortalarındayız. Geçtiğimiz günlerde 2. cemre toprağa düştü ve kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıran soğuklarıyla, "mart yağar, nisan öğünür ." dedirten yağışlarıyla bir deli ayın saltanatı başladı. Eskiler, kararsız havası sebebiyle marta ayına "deli ay" demişler.

Kerime Yıldız

İftar sofrasında davetiye

Ezana bir dakika vardı. İki kişiydik. Kapıdan çevrildik. "Davetiyeniz yok, sizi alamayız" dediler.Yıllar geçti. Ama o cümle hâlâ kulağımda. Bu hatıra benim için Ramazan hilali gibidir. Her yıl yeniden görünür; unutulmasın, hatırlansın diye.Her Ramazan'ın ilk günü bu hatırayı paylaşırım. Adını da saklamam. O gün kapısında durduğumuz yer: Birlik Vakfı.

Bekir Fuat

Yanlışı görmenin ve dönmenin erdemini arıyoruz

Başkanlık sistemi sistemsizlik değildir. Kontrolsüzlük değildir. Sorumsuzluk hiç değildir. Demokratik bir ülkede sistemin adı ne olursa olsun denge denetim mekanizmaları işler. Rejimin Cumhuriyet veya Meşrutiyet olmasıyla da alakası yoktur, işler.Bizdeki abartılara bakmayınız, rejimler araçtır. Hiçbir sisteme kutsallık izâfe edilemez. Avrupa'nın yarısı Meşrûtî krallık,

A. Yağmur Tunalı

Yedikule'den Aksaray'a dönerken, kayıp bir medeniyeti arayışlarım......

Yedikule'deki Safa'nın kapısına gelmesine geldim de, şehr-i Ramazan'da olduğumuzdan içeriye girmedim, ayrıca raflarda epeydir "Gıravatlı" şişeleri görünmüyor, yerine başka bir markanın aslan sütünü dizmişler, sizi bilmem ama bana sorarsanız raflardan masalara inen zevk-i vâsılı böylece yok etmişler derim. Benim gençliğimde "Gıravatlı" şişesinin etiketindeki İhap Hulusi ve Fazıl Ahmet Aykaç mutlaka sohbet-i yârânımıza katılırdı.

Taner Ay

Tepkiselliğimizin sınırsızlığı ve ahlaki panik üzerine

Vur deyince öldürmek en büyük sporumuz olsa gerek!.. Herhalde dünyada duygularını bizim kadar derinden ve sert bir şekilde yaşayan bir millet çok azdır. Mutluluğun da kederin de ızdırabın da keyfiyetin de zirvelerinde dolaşmak bizim için çok normal. Sevdi mi ölümüne seven, sevmedi mi gene ölümüne nefret eden bir yapımız var.Sosyolojik çalışmalar, kolektif kimliğin güçlü

Şenol Kaluç

Garipler yurdu Katmandu

Nepal'de insanlar her sabah 2565 rakımlı kartal yuvasını andıran yurtlarından dünyaya gözlerini açar, gökyüzü onların bakışlarını kendi rengine boyar ve tebessüm siyah sert derilerinin altında birden belirir.Coğrafya kaderdir sözü sert coğrafyada doğup büyüyen Nepallileri aksi istikamete yöneltmiş. Coğrafya'nın sertliğinin aksine göğe yakınlıkları onların tavırlarına yumuşaklık zuhur ettirmiş. İyi olan her şey tanrıdır ve tanrıdandır.

Ali Barskanmay

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman