Kültür-Sanat

"Sivil toplum" denilen heyula uyuşmuşsa

Geçtiğimiz günlerde Adana'da bir facia oldu. Polis baba, uyuşturucu parası isteyen ve vermeyince döner bıçağıyla saldıran evladını öldürdü. İnsan evladına kıyar mı Demek ki başka çaresi kalmadı.Bu konuda bir köşe yazısı okudum. Yazarın çok doğru tespitleri var."Pekâlâ bacağına sıkabilir, omzuyla düşürebilir, başka şeyler yapabilirdi o baba evladını

Kerime Yıldız

Dağların ardındaki ses

Gesi bağlarında doğdum. Türkülerle, üzüm kokusuyla ve biraz da gariplikle büyüdüm.Türkiye, üzüm tadında bir ülke... Bu topraklar insana kendi garipliğini öğretir.Gesi bağları insanın içine işler, sessizce kök salar.Gesi bağlarında dolanıyorumYitirdim yârimi aman aranıyorumBir tek selâmına güveniyorum

Bekir Fuat

Pek çok şeyin hiçliği üstüne...

Sesi ve görüntüyü çoğaltabilen her cihaz insanın başına gelmiş en büyük afet niteliğinde artık. Sadece gerçeğe bağlı kayıtlar değil sanal dünyada üretilmiş olanlar da dahil bu felakete. Bir süre sonra silinip kaybolmaya yazgılı maddesellikler gerçekliği tehdit ediyor çünkü. Geçen günlerde dünyanın önde gelen bilim insanları diğer canlılarla gelecekte kurulacak iletişim dili üzerine oldukça

Ömer Erdem

Kılıçdaroğlu'nun "Düşkün"lüğü

Bizim Alevîlerin "düşkün" ilan etme kuralı kanundan güçlüdür. Kişinin düşkünlüğü işlediği suça göredir. Sürekli veya geçici olabilir. Cinayet, ırza tecavüz, ikrardan dönmek, Hz. Ali'ye ve Ehl-i beyt'e dil uzatmak ağır suçlardır ve mahşere kalır.Diğer suçların cezası düşkünlüktür ve zamanlıdır. Diyelim ki birisi eşine, komşusuna, hayvanına iyi davranmıyor

A. Yağmur Tunalı

Eğitimde öldürücü umut

Geçtiğimiz pazartesi günü gazetemizin Görüşler sayfasında yayınlanan Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdülbaki Değer'in "Öldürücü Umut: Gelecek Aynası ve Yoksulluk Sarmalında Bugün" başlıklı yazısı, içine düştüğümüz ve yıllardır boğazımızı sıkan enflasyonist ortamın yarattığı toplumsal tahribatı ele alıyordu. Ancak ben Değer'in açtığı düşünsel patikadan bir başka alana, eğitime uzanmak istiyorum.

Şenol Kaluç

Kabak meltemi esmeden ayvalar çiçek açardı

Mayıs ayına girdik mi, İstanbul'a yaz sıcakları gelir, Suâdiye'nin çayır çimenindeki fulyalar ise kaybolurdu. Ama, onların boşluğunu hemen ahşap köşklerin bahçelerinden yayılan tırmanıcı güllerinin, sarmaşık güllerinin, floribunda güllerinin veya grandiflora güllerinin kokularının doldurduğunu anımsıyorum. Bakın, Kurudere Sokak'tan Çatalçeşme'ye inişte demir yolunun altındaki

Taner Ay

Kör Olan İnsanın Zekası

Romalı düşünür Seneca "Ahlak Mektupları" kitabında "Aşırı gıda bedeni kör eder, insanın keskin zekasını öldürür." diyor. Refah düzeyinin yükseldiği ülkelerde, ülkemizde iki binli yıllardan sonra bu ülkeler arasına girdi, çarşı pazarlardaki dükkanların çoğunu restaurant ve kafeler işgal etti. Hem de öyle böyle değil. Kar oranları yüksek, bire on kazandıran hazzı önceleyen

Ali Barskanmay

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman