Kültür-Sanat

Kurban Çavuş'un selamı

Ortaokul mezunu babam. 1940'lı yıllarda askerliğini yapmış. Cumhuriyet'in ortasında duruyor.Cumhuriyetimiz kadar garip miydi bilmiyorum. Ama bir garipti babam. Bu ülkenin garipliğini ve asaletini temsil eden bir yönü vardı.Garipleri, delileri, çocukları ve yolcuları çok severdi. Onlarla kurduğu dostluğu dünya nimetlerine değişmezdi. Bir de toprağına aşkla bağlıydı. Allah'a bağlı olduğu gibi gönülden bağlıydı ülkesine de.

Bekir Fuat

BİRAZ DA BİZ ÖLELİM!

Nasreddin Hoca, sıcak bir ramazan günü iftar dâvetine gitmiş. Ev sâhibi, misâfirlerin önüne kaşık, kendi önüne kepçe, ortaya da soğuk bir hoşaf kasesi koymuş. Ezan okununca kepçeyi hoşafa daldırmaya başlamış. Her seferinde, "Oh öldüm bittim!" deyince Hoca dayanamamış. Kepçeyi kaptığı gibi, "Efendi, efendi! Biraz da biz ölelim!" demiş.Birkaç gün evvel

Kerime Yıldız

Tanpınar'ın gördüğü Yahya Kemal'de görünen...

Zamanda mesafe almak diye bir olgu gerçekten var mıdır bilmiyorum ama çokça yeniliğin hızı geçmişi tazelemek ve onu anlamaktan geçer. Geçmiş denilen bir yığın yumaklanmış şey yaşamanın küçük kıvılcımları sayesinde parlayıverir. Vaktiyle bir kenara itip uyumasını istediğimiz şeyler gözlerini ovuşturarak yanımıza gelir. O an elimizi onun omzuna koyup sonsuzca konuşmak isteriz. Hayalimizin yontup

Ömer Erdem

Bozduğumuz düzende düzen arıyoruz

Başa getireceklerimizi düzene göre, düzenin kuralları içinde ve düzen için seçeriz. Hangi durumlarda ne olacağını bize düzen gösterir. Uyulursa rahat ederiz. Aksayanları değiştirmenin yolları da bellidir. Düzen düzen içinde değişerek işler.Seçtiklerimizin kurallara uymamaları düşünülemez. Seçim kazanmayı sorumsuzluk kapısını aralamak için kullanmayı düşünmeleri ise normal

A. Yağmur Tunalı

Turnacıbaşı'ndan Porsuk, Mandabatmaz'dan Arnold...

Turnacıbaşı Caddesi'ndeki Sel'deyiz. Yayınevinin sarı beyaz tüy yumağı kedisi Porsuk geldiğimizi anlıyor ve yatağından kalkıp bizi kapıda karşılıyor. Çok sevinçli, kendisine morina balıklı yaş mama getirdiğimizi hissetmiş gibi, onu tabağında nefessiz yerken, bizler de Aslıhan'a doğru yürüyoruz.Kadıköyü'nden Kartal'a kadar mahallelerin ve sokakların hikâyelerini

Taner Ay

Aleviler arasındaki bölünme ve hak mücadelesindeki zafiyetler

Bugün Türkiye'de Alevi toplumu; sosyo-kültürel, ekonomik ve inançsal düzlemde eşit yurttaşlık taleplerini sıklıkla dile getirmektedir. Ancak bu meşru talepler, genellikle grubun kendi içindeki "kaotik" görüntü ve bitmek bilmeyen iç çekişmeler gerekçe gösterilerek egemen siyaset tarafından kolayca marjinalize edilmektedir.Azınlık hakları mücadelesindeki en sinsi

Şenol Kaluç

Himalayaların kalbindeki ülke

Tagore Kadim Düşünceler kitabında "Gençken gözlerimin bozuk olduğunu bilmiyordum. Tesadüfen günün birinde gözüme gözlük takınca birdenbire her şeye yakınlaştığımı fark ettim. Bir saniye öncesine göre bana verilmiş olan dünyanın iki mislini elde etmiştim." diyor.Dünyayı veya farkındalığımızı arttıran yerleri gezmeyi, insanları görmeyi de buna benzetiyorum.

Ali Barskanmay

Artık hiçbir şey

Zamanı ölçmek, saymak, bölmek ne zor iş. Masalarda, duvarlarda, ekranlarda çeşit çeşit bunca takvim. Cepte, duvarda, meydanda bunca saat. Hepsi ne içinBazen yan yana duran iki kişi, başka mevsimleri bölüşür. İnsan bir gün kendi miladını bulur. Herkesin takviminde başka bir isim durur."Sen gittin, tarih bitti, milat neyi açıklayabilir" demişti Mevlana İdris. Koca bir takvim aniden biter bazen.

Enes Batman