Ünal Bolat

Ünal Bolat

Türkiye
Yaşam / Okur Soruları 630 yazı 1 takipçi

İlk iskarpin

Ortaokul yıllarında bir ayakkabının demirinin ahşap köprüde çıkardığı ses, çocuğun dünyasında müzikten daha güzel miydi, yoksa yoksulluk içinde bulduğu basit mutluluklara sarılmanın hali mi?

Kulağımda çınlayan o ses

Eski nesil fakirlerin hakkını kendi lokmasından ayırırken, bugün herkes kendi çıkarını düşünüyor—ya da bu geçmişi nostalji ile görüyoruz?

Eski bir öğrenci velisi

Bir cami avlusunda başlayan sohbet, Bingöl'ün yoksul bozkırlarından bir ailenin fedakarlık hikayesine dönüşüyor—peki bu anılar bize bugünün değersiz tüketim çağında ne söylüyor?

Yara bandı

Bir yara bandı ile başlayan tesadüfi karşılaşma, nasıl on yıllık mutlu bir evliğe dönüştü—yoksa insanlar kendi kaderini yazan mı, yoksa yazılan kaderi kabul eden mi?

Yanlış satırda doğruyu aramak

Yanlış kitapla başlayan pişmanlık dört yıl sonra teselli buldu ama; doğru bilgiyi yaymanın sorumluluğu bitmez mi?

İyi ki köye dönmüş

Sanal kumar bir ailenin otuz milyonluk birikimini yok etti, ama hayvancılık kreditiyle kurtuldu—devlet desteği gerçekten çözüm mü, yoksa kökün tedavisi değil mi?

Şaka gibi ama gerçek

Gelin kaçtığında altınlar ve para da gitti: Medeni değerler güvenliğe kurban mı gidiyor, yoksa temkinli olmak geleneksel misafirperverliği öldürüyor mu?

"Yine de dikkatli ol" dedim...

Çocuksuz gelini baba evine gönderirken mehir parasını vermeyen aile, yeni kız için altın almaya gelince; dolandırılmadan korumak için uyarı yapan yazar, neden ahlaki sorumluluğu seçici uyguluyor?

Kara sabandan dijital çağa...

"Dedemin acemi öküzlerinin önünde elimde yular kara sabanla tarla sürmüşlüğüm vardır..."Nüfustaki resmî yaşımla gerçek doğumum arasında iki yıl fark var. Bizim neslin doğum tarihinde böyle bir handikap vardır. Günü gününe nüfusa kaydettirilmiş çocuk pek azdır. Efendim bendeniz bu yılın şubat ayında 65 yaşımı tamamladım. Şöyle bir geçmişe gidip düşü

Huzur veren gazete

"Başka kimse olmadığına ve benimle tokalaşmak istediğine göre bana söylüyordu..."Bir sonbahar günü Ankara sokaklarında garip kimsesiz dolaşırken o tabelayı gördüm:"Türkiye gazetesi" yazıyordu.İçimde tarifini yapamadığım bir sevinç oluştu. Adımlarım beni tabelaya ve tabelanın asılı olduğu binaya götürdü.Tabelaya doğru yürüdüm, binanın önüne geldim.

Mezarından çıkan adam!

"Gerçekten günümüz insanı bir aksilikte ne çabuk sinirlenip ne çabuk strese giriyor!"Artvin'de görev yaparken (bundan otuz yıl önce) yol kenarında alt katı taştan, üst katı da kestane ağacından yapılmış bir ev vardı. Gençler de bu evin kenarından geçerken mutlaka bu evin eski sahibinden bahsederler, hikâyesini anlatırlardı. Ben de hiç duymamışım gi

Çocuk niye ağlıyormuş

"Mademki dünyaya geldik hem dünya hem ahireti kurtarmak için çaba sarf etmeliyiz."Günümüz insanının en büyük sıkıntılarından birisi stres. Sonucunda da bunalım. Eskiden insanlarda bu tür şeyler yok denecek kadar azdı. Eskiden şehirler bu kadar kalabalık değilmiş, nüfusun %80'ine varan kısmı kırsal kesimde, köylerde yaşarlarmış. Sanayinin gelişmesi