"Sizin yüzünüzden kardeşim zürriyetsiz mi kalsın! Kızınızı gelip alın geri götürün!.."
Tanıdığım bir ailenin biraz içine kapanık bir oğlu vardı. Ailesi bunu evlendirmeye karar verdi. Kendi tanıdıklarından "başlık parası"nı verip bir gelin getirdiler ve güzel bir düğün yaptılar.
Bu gençler beş yıl evli kaldı. Ne yazık ki çocukları olmadı. Aile, gelini doktora götürdü. Çocuğunun olma imkânı olmadığına kanaat getirince ailedeki ağabey bu sonuca çok sinirlenir. Gelinin babasını arar ve "Siz bizim oğlumuza çocuğu olmayan kız vermişsiniz. Sizin yüzünden kardeşim zürriyetsiz mi kalsın! Kızınızı gelip alın geri götürün" der.
Resmî nikâh da yoktur. Çocuğu olmayan gelin böyle konuşan kocasının ağabeyine ve kayınvalidesine yalvarır. Ayaklarına kapanır: "Ne olursunuz beni baba evine göndermeyin, babam fakir ben oralarda ne yaparım Oğlunuzun çocuğu oluyorsa üzerime kuma getirin. Ben de sizlere hizmetçi gibi çalışayım" der ama kimse bu biçare kadının ahu zarına kulak asmaz. Çağırdıkları babasına kızını verip memleketine gönderirler...
Günlerden bir gün ben bu aileye misafir oldum. Hâl hatır sorduktan sonra sohbet ettik, gelini sordum. Gelinin kaynanası ve evin büyük abisi:
"Orhan Abi biz gelini babasının evine gönderdik. Çocuğu olmuyordu ne yapalım" dedi.
Ben gelinin kaynanasına "peki bu gariban gelini baba evine gönderdiniz biraz para altın yani mehir parasını verdiniz mi" der demez, kaynana ve büyük abi bir ağızdan "Yahu Orhan Abi sen ne diyorsun Adamlar hem bize çocuğu olmayan kızlarını vermişler bir de üstüne üstlük geline para mı verecektik Olur mu öyle şey Babası aldı götürdü. Ne hâli varsa görsün" dediler.

17