Ünal Bolat

Ünal Bolat

Türkiye
Yaşam / Okur Soruları 630 yazı 1 takipçi

Mutluluğun elden giden adresi

"Mutluluk, çok kazanmakta değil; aksine birlikte yorulup birlikte gülebilmekte miydi"Serdar ve ailesinin hayatını anlatmaya bugün de devam ediyorum. Bir gece Dudu dayanamadı:"Çocuklar seni göremiyor Serdar.""Başka çarem mi var" diye yükseldi sesi. "Yetmiyor Dudu, yetmiyor!"Evdeki o eski neşeli kahkahalar, yavaş yavaş duvarlardan silinmeye başladı.

Şehir bizi yutar

"Akhisar'a taşınalım" dedi kararlı ve gözleri dolu: "Her gün servis, yol, masraf, olmuyor..."Serdar ve ailesinin yaşadıklarını anlatmaya devam ediyorum. Serdar'ın kızı Zeynep başını salladı: "Beraber olunca her şey güzel baba."Mehmet ağzı dolu dolu konuştu:"Ben büyüyünce buradan hiç gitmeyeceğim."Dudu, çocukların üzerine sevgiyle eğildi. Dağ rüzgâr

Toprak beklemez

"Dudu, başındaki yazmayı düzeltti. Yüzünde uykunun izleri vardı ama gözleri canlıydı."Akhisar'ın dağlarına yaslanmış, yolu patikadan ibaret küçük bir köy vardı. Sabahları sis, akşamları kekik kokusu inerdi bu köye. Taş evlerin bacasından çıkan duman, sanki gökyüzüne "burada hayat var" diye haber salardı.Serdar, gün daha doğmadan uyanmıştı. Ahşap ka

Bildiğinle amel et

"Onlar bize Allah'ın emanetleridir. Toplum olarak sahip çıkıp onlara yardım etmeliyiz."Otobüse binmek için durağa geldiğimde elli-elli beş yaşlarında bir adam oturuyordu. Elinde bir çanta, çantanın içinde bir termos ve beni görünce toplayıp çantasına koyduğu küçük bir minderi vardı. Selam verip hâl hatır sorunca onun durumunu anladım. Sırf sohbete

Bayramınız mübarek olsun...

Köyün ismi değişti diye insan telefonda birbirini "tanımıyorum" diyerek reddeder miBu güzel günde daha geçende yaşadığım güzel bir hatıramı paylaşayım sizinle.Eşim artık eskisi kadar iyi duymuyor. Ondan daha önemlisi aklı eskisi kadar kolay fehmetmiyor, anlayamıyor yani...Bir telefon geldi geçen akşam... Kadir gecesini tebrik etmek için aramış bizi

Pide kuyruğunda bir gün

"Rabbim kimseyi çaresiz bırakmasın. Çare olabilecek olanlara da merhamet versin..."Mübarek ramazan günü iftara yakın pide almak üzere ilçemizdeki belediyenin ekmek sattığı büfeye gittim. Orada sıcak pide olması için ekmeğin geldiği zamanı kollayacaksınız. Ama biz sıcak olup olmamasına bakmıyoruz. Birkaç lira ucuz olması bizim için sıcak olmasından

Göz gördü, gönül sevdi...

"Kapıda Amine duruyordu. Mahcup bakışlı, güzelliğiyle insanın içini ısıtan genç bir kız..."Hatırama bugün de devam ediyorum... Cahit başını eğdi. "Baş üstüne ana..." dedi.Zaman su gibi akıp geçti. Cahit artık güçlü bir genç olmuştu. Çekici eline aldığında demir sanki onunla konuşuyordu. Ünü çevre köylere kadar yayılmıştı. İnsanlar: "Demir işiniz va

Değerinden fazla isteme

"Ustası 'bil ki askerde iken ve askere gidiş geliş masraflarını ben karşılayacağım' dedi."Hatırama bugün de devam ediyorum... Kasabada bir demirci ustası vardı. Herkes ona saygı duyardı. Cahit onun yanında çırak olarak işe başladı. Demirci dükkânı sabahları erken açılırdı. Kapı açıldığında içeriden üç şey hissedilirdi: Kömür kokusu... Demir kokusu.

Demirin ateşi, yüreğin sabrı

"Kahvedeki konuşmalar bir anda kesildi. Cahit'in elindeki ekmek parçası havada kaldı."Yıl 1984... Kasabanın üstüne sabahın ilk ışıkları ağır ağır yayılırken, toprak damlı evlerin bacalarından ince dumanlar yükseliyordu. Horozların sesi, sabah serinliğini yaran ince bir bıçak gibiydi. Toprağın kokusu, yeni uyanan güne karışıyor; rüzgâr, tarlaların

Derin sevdam, gönül huzurum

"Psikolojisini sağlam tutarak zorlu hayat mücadelesine katlanmak herkesin harcı değildi."Türkiye gazetesini tanıdıktan sonra, sahibini tanıdım, Seadeti Ebediyye'yi tanıdım, en önemlisi; büyük İslam âlimi, gönül sultanı Hüseyin Hilmi Işık Efendiyi (Rahmetullahi aleyh) tanıdım. Vesileleriyle İslamiyet'in bütün güzelliklerini İslam âlimlerinin fedakâr

Tedbirli öz güven kazandırmak

"Ortak bir dert vardı annelerin yüzünde. Kendi kanatlarıyla uçmayı bilmeyen çocuklar..."Aynur her zamanki gibi Dilek'in elini sıkıca tutuyordu. Dilek çantasını sırtlamış, başını öne eğmiş, sanki kalabalıktan utanıyordu. O sırada yanlarına saçları örtülü, gözleri yorgun ama sevecen bir kadın yaklaştı. Sesini alçaltarak konuştu:"Kolay gelsin hanım. S

"Biz sana güveniyoruz"

"Dilek usulca başını salladı. Küçük adımlarla kapıya yöneldi. Eline parayı sıkıca tutmuştu."Kızımla ilgili hatırama bugün de devam ediyorum... İçimden dedim: "Biz çocukken yalnız bırakıldık. Şimdi ise bizim kızımız tek başına bir adım atamıyor. Bu da başka bir yara..."Diz çöktüm, Dilek'in göz hizasına geldim."Kızım" dedim yumuşak bir sesle, "sen ce