"Dedemin acemi öküzlerinin önünde elimde yular kara sabanla tarla sürmüşlüğüm vardır..."
Nüfustaki resmî yaşımla gerçek doğumum arasında iki yıl fark var. Bizim neslin doğum tarihinde böyle bir handikap vardır. Günü gününe nüfusa kaydettirilmiş çocuk pek azdır. Efendim bendeniz bu yılın şubat ayında 65 yaşımı tamamladım. Şöyle bir geçmişe gidip düşündüm de... Ben kara sabanla tarıma şahitlik ettim. Şahitlik ne demek dedemin acemi öküzlerinin önünde elimde yular kara sabanla tarla sürmesine bizzat iştirak ettim. Orakla dik yamaç tarlaların biçildiğini gördüm. Tırpana gelmeyen ekini yolarken ellerimin kanamışlığı vardır.
Rahmetli dedem bana tırpanla ekin biçmeyi de öğretmeye çalıştı. Lakin desteyi ayakçak altında toplamayı bir türlü beceremeyince rahmetli dedem yüzünde acı tebessümle;
"Sana ireçberlikte ekmek yok gibi, oku sen, oku" demişti.
Üç yumurta verip çerçiden bir avuç leblebi almama anam çok kızıp arkamdan terlik fırlatarak "Hay boynun devrilmeye. Bir avuç leblebiye üç yumurta verilir mi" diye epeyce söylenmiş, sonra öfkesi geçince, "kuzum sen oku mamur ol" diye ciddi bir tavsiyede bulunmuştu.
Allah yüzümüze bakmış olmalı, tabii büyüklerin duasını da unutmamalı, okuduk. Onlar adam olduğuma kani oldu. Ben mi, ben aynı ben işte.
Çocukluğa gidince dalıp kendimi unutuyorum. Kızılırmak'tan su damıtılıp çamaşır, bulaşık yıkanıyordu, bir kalıp dökme sabun bile çok kıymetliydi, beyaz çamaşırlar çökertilmiş meşe külü ile temizlenirdi.
Kasasına çadır çekilmiş traktör ve kamyonla köyden ilçeye gittiğimiz çok olmuştur. Köye ilk gelen kırmızı kamyonu hatırlarım. Ön tarafına L demire benzer (marş kolu) takılıp kamyon çalıştırıldığını da unutmadım.

5