Ragıp Karadayı

Ragıp Karadayı

Türkiye
Yaşam 671 yazı 2 takipçi

Elim ayağım birbirine dolaştı, ne yapacağımı şaşırdım!..

Gürültüden kimse kimseyi duymuyordu. Üzüntüm tam doruk noktasında. Hiçbir iş yapamamanın ezikliği var üzerimde...Gecenin yarısında müthiş bir kalabalık var. İnsan seli âdetâ. İçeri girmeye yol bulamıyorum. Kitabı sağ elime aldım, yukarı kaldırdım. "İsteyenler olursa vereyim" düşüncesindeyim hâlâ... Salât ve selâm sesleri; Fatih semtinin üzerinde da

"Hocam bu delikanlı bu kitabı almamı istiyor, ne dersiniz"

"Osmanlı ecdadımızın okuyup istifade ettiği, kitapların günümüz insanı için kaynak gösterilerek derlendiği bir ilmihâl almanızı tavsiye ettim, size..."Bildiklerimi, dilim döndüğünce anlatıyordum adama:-Şimdi adam elli yaşına gelmiş, kırk sene alnı hiç secdeye değmemiş. Arkadaşlarının patır patır öldüğünü görünce "ya bize de sıra gelecek galiba..."

"Devletimiz, milletimiz için canımız feda Hacı dayı…"

"Evlat bu kitabı daha önce de görmüştüm. Aldım, dükkâna getirdim. Rafta gören aile dostum müftümüz, beni kibarca ikaz etti "okuma" dedi!"Adam, sanki bu suâli bekliyormuş gibi başladı anlatmaya:- Evlat bu kitabı daha önce de görmüştüm. Aldım, dükkâna getirdim. Rafta gören aile dostum müftümüz, beni kibarca ikaz etti "okuma" dedi. Ben de "tamam okuma

"Nasıl bir gözle bakıyor ki bu kadar katı olabiliyor insan.."

"Allah'ım bana yardım et! Kuvvet ver! Sabır ihsan eyle!.. Millete de uyanmak, hakkı hak bilip, bâtılı bâtıl bilip itikad etmek nasip eyle!"Hınçla ve hırsla kapıyı örttü. Bu harekete fena hâlde bozulmuş, fevkalâde de üzülmüştüm."Ne biçim yaklaşım Allah'ım""Nasıl bir gözle bakıyor ki bu kadar katı olabiliyor bir insan""Kendi almayabilir, adama niçin

"Kaş yapıyorum derken göz çıkarmak" bu muydu acaba!

Hem çevreyi, hem insanları seyrederek; başlama noktasına kadar geldim. Diğer arkadaşlarımdan kimseleri göremiyordum.Karlar eser kavurur,Ortalığı savurur,Girilmiyor yanına,Bu ne kibir, ne gururKadın erkek ibadet etmek niyetiyle yollara dökülmüş ama harama düşmekten kurtaramıyor... "Kaş yapıyorum derken göz çıkarmak" buna mı diyorlar, diye aklıma gel

Geçici kurulan çarşıanababa günü gibi;insan kaynıyordu...

Kitaplar kalın ve ağır olduğundan ancak ikişer adet alabildik ve süratle insanların arasına dağıldık. Oldukça heyecanlıydım...İftarımızı yaptık, Hırka-i Şerif Câmiinin bahçesinde buluştuk. Kolilerle getirdiğimiz İLMİHÂL kitaplarını, ekibin bildiği münasip bir yere koyduk.Taşıyabileceğimiz kadar da yanımıza aldık.Sokakları, caddeleri paylaştık. Bu m

Gönül hakikate erdikten beri…

Mutluluğun resmini görmek istiyorsan bana bak ve yaşadığın bu bezginlik ve yorgunluğu unut!..Kar karışımı yağmur incecik, sokak lambalarının üstüne yağan başka bir ışık gibi iniyordu. Yerler, ince yağmuru buradan alıp hızla az öteye, Haliç'e kadar sürükleyip döküveriyordu. Kuşlar, güvercinler boyunlarını içlerine çekmişler, tüyleri ıslak kedicikler

"Allah'ım, ne garip kulların var" dedim içimden...

Dergâha yakın bir mekânda bu adam için de çok duâ ettim. Zira duâ edilene mi, edene mi fayda verir bilinmez. Bu adam aklımdan hiç çıkmadı...Hey Allah'ım ne kulların var, sabahın nurunda, soğukta menfaatsiz kitap dağıtıyor.Kim bilir ne derdi var, ne sıkıntısı var veya nasıl bir ihlası varNasıl bir ihlası var ki; acaba bir kişi daha kurtulur mu diye

Hiç konuşmadan muhabbetle anlaşmak buydu galiba..

"Bu güzel insan kimdir" diye beklemeden sol koluma yığdığım yüzlerce "NAMAZ KİTABI"nısağ elimle alabildiğim kadar aldım, uzattım.Çıkıntısı şuurlu olarak kesilmiş olduğu belli olan kalpağın altından çıkmış, koyu kumral saçlar, düzgün alnını süslüyor, onda bir derviş intibaı uyandırıyordu. Böylesine göze çarpan, fidan gibi düz duruşlu ve ak benizli o

Bu kış günü, sıkı giyinerek erkenden yerimizi almıştık

Önümüzde tarihîEyüp Sultan Cami-i şerifi, minareleri, kubbesi, asırlık çınarlar; başını bulutlara kadar uzatıyor gibiydi.Bir grup arkadaşımla her hafta, sabah namazını müteakiben Eyüp Sultan Camii önünde, ölmüşlerimizin hayrına bilâ ücret, ücretsiz Namaz kitabı dağıtıyoruz.Bu kış günü sıkı giyinerek erkenden yerimizi almıştık.Bulunduğumuz yer deniz

"Bulutlar ağlamazsa bahçeler nasıl gülsün" buyurmuşlar...

İnsan kaybettiği için ağlamaz; hakikati gördüğü için ağlar. Kaybettiği için değil, hakîkate duyduğu hasret yüzünden yaşlarını tutamaz...Her biri mesleğinde hatırı sayılır bir yere gelmiş can kardeşlerimi ve aile efratlarını can-ı gönülden tebrik ediyorum. Ayrıca telefonla sevincimizi paylaşan Gökhan Yağcı, Hatice Fidan kardeşlerimize, bizi takip ed

Talebem,beklemediği bir suâl karşısında durakladı!

Talebelerimden birine sordum:"Niçin ben O kadar öğretmeniniz oldu. Benim adıma sevinebileceğim bir durum lakin merakım da had safhada."Nursel Şahin: Yarı ev sahipliği de yapan kardeşimiz, kocasını yurt dışına gönderip bugünü kaçırmayanlardan. Nefis ikramlarını saymak istemiyoruz.Jale Yılmaz: Bu toplantının asıl mimarı... Fedakârlığını saymakla biti