Doğan da attan inmiş biricik refikasını bekliyordu... Nikâhlısının mühim bir vazife için gideceğini babasından öğrenmişti Gülşah.
Kripto, "hoca efendi"nin elini öpüp, duasını almalarını tembihledi. Baş işaretiyle de nazikçe istirahate çekilmelerini rica etti.
Misafirler, daha ileri gitmediler. Onların da uykusu gelmişti. Yarın zor gün olacağa benziyordu. Hata yapılmamalıydı. Bu muhterem zâttan müsaade istediler. O da hemencecik elini uzattı. Sanki öte dünyadan gelmiş bir mücessem ruhu öpüp, pamuk elleri okşayıp geri geri çekildiler.
Gece karanlığında evlerinin yolunu tutmuş giderlerken Hurufi ihtiyarın anlattıklarını bir daha tekrar ediyor, yarınki vaaza hazırlanmanın planlarını yapıyorlardı.
Dedi, var mı ben gibi
Suçları ferman gibi,
Bir muhalif yel esti,
Savurdu harman gibi.
Kayıt tutmuş, fişlemiş,
Birer birer şişlemiş,
Suçu meydana çıktı,
Çok rezalet işlemiş.
Haşhaş yutmuş, uyutmuş,
Nice kayıtlar tutmuş,
Suç ortaya çıkınca,
Delilleri kurutmuş.
***
MÜHİM SEFER
Doğan Bey, cumâ sabahı erkenden Süleyman Çelebi amcacığının ve sütanası Matlube Hanım'ın elini öpüp, hayır duâlarını aldıktan sonra doru atına atladı. Uzun zamandır kapalı yerde beslenen hayvan, yola çıkmanın sezgileriyle eşiniyor, dizginleri kemirerek kişniyordu. Beyaz badanalı evin önünden geçerken pencere açıldı. Gülşah, heyecanla ve gülerek;
- Doğan Bey'im!
Dedi. Hızla kapıya yöneldi. Bir çırpıda dış kapıyı açtı. Doğan da attan inmiş biricik refikasını bekliyordu.
Nikâhlısının mühim bir vazife için gideceğini babasından öğrenmişti Gülşah. Önce ayrı kalacağını düşünerek üzülmüş, sonra da padişahın mühim bir iş için Doğan Bey'i tercih etmesine de sevinmişti. Her şey güzel vatanımız için değil miydi En sevdiğini, yine çok sevdiği için gönderiyorlardı. Vatanı olmayanların mesut ve bahtiyar olmaları da mümkün değildi. Eliyle hazırlamış olduğu çeşitli yiyeceklerin ve giyeceklerin bulunduğu ipek işlemeli bir çıkını uzattı.

44