"Herkesin üzerine düşeni yapacağı bir zamandır..."

"Allahü teâlânın; 'Habibim' dediği şanı yüce, sevgili ve şerefli Peygamberimize dil uzatılmasına tahammül etmek mümkün değildir."

Hamdolsun Rabbimize, sünneti ettik eda,

Bugün ayrılıyoruz, mücahidler elveda!

Yıldırım Han:

-Bulunduğumuz vahim durum dostlarımızı derinden üzmekte, düşmanlarımızı da sevindirmektedir. İçinden çıkılması zor, bir o kadar da zaman alan işlerimizi hâlletmeye çalışırken bir nâdan, bir densiz çıkıp pay-i tahtın kalbinde Allahü teâlânın; "Habibim" dediği şanı yüce, sevgili ve şerefli Peygamberimize dil uzatmasına tahammül etmek mümkün değildir. Aklımı başımdan alan bu alçakça ve edepsizce konuşmalar, bir ateş topu gibi bütün Osmanlı memleketini tutuşturmuştur.

Hele bakın bu densizin yaptıklarına!..

İstihbaratımızın vesikalarını gördükten sonra gözüme uyku girmemiştir leyli-nehar. Bugün ise deli, divane gibiyim!

Sultan Yıldırım Han'ı memnun ederek salan,

Elbet bayram edecek, cihadı kabul olan.

Yıldırım Han, duvara asılı bir tabelanın yanına gitti. Eliyle yazıları işaret ederek konuşmasını sürdürdü;

- Şimdi sorarım sizlere, damarlarımda temiz kanlarını taşıdığımız ceddim Osman Gazi'nin bizlere miras bıraktığı bu vasiyetnamesini kimler koruyacak Kimler istenilenleri yerine getirecek

Elini duvardaki tabeladan çeken Sultan, ağrıyan başını bir nebze rahatlamak için alnını tuttu. Baş ve şehadet parmağını bastırarak ortada birleştirdi.

- Elbette bizler, sizler... İlim ehli, kılıç ehli, beyler, paşalar, tacirler, esnaf, rençper her kim varsa... Herkesin üzerine düşeni yapacağı zamandır. Ben de bir nefer gibi bu fitnenin bertaraf edilmesi için sizinle birlikte olacağım. Topyekûn seferberlik ilan edelim derim.

- !!!

- Cenâb-ı Mevlâ yâr ve yardımcımız ola vesselam.

Cihatlar mümin için, ne büyük saadettir,

Hattâ uykusu bile, makbul bir ibadettir.

Evet, sırf merhamet, iyi niyet ve güvenle yapılmış bir muameleye karşı, katıksız bir cinayetti bu yapılanlar. Hem öyle bir rezaletti ki bir millet, yekpare katledilmek istenmişti. "Devletimizin kurucusu Osman Gazi olsaydı bu durumda ne yapardı Onun varlığından kimse böyle bir harekete cesaret edebilir miydi acaba" Soruları birer demir yumruk gibi kafasına vuruyor, düşüncelerini darmadağınık ediyordu. "Evet, beni hedeflerimden saptırmak istiyorlar. Önüme başka gaileler koyup, dikkatimi dağıtmak niyetindeler. Timur Han'ın bir kasırga gibi üzerimize geldiği bu nazik ortamı fırsat bildiler. Evet fırsat düşkünü kaba, sefil, iblis uşakları" diye mırıldanarak hususi görüşme yapacağı odasına doğru yürüdü başı önde.