Latif Bozdoğan

Latif Bozdoğan

Milat
Yaşam 426 yazı 1 takipçi

Amatörlük geri gelmeli

Geçen hafta bir AVM'de piyano çalan birini gördüm. Ortaya koyulmuş piyanonun başına oturmuş, çalıyordu. Güzeldi, yani Fazıl Say değildi elbette, birkaç yerde takıldı, tempo kaydı, ama içten çalıyordu. Etrafında küçük bir kalabalık toplandı, kimisi dinledi, kimisi videoyla çekti telefonuna. Adam bitirince utangaç bir şekilde kalktı, hızla uzaklaştı.

Kar altında gizli kod

Yarın bazı illere kar yağacakmış. Haberler uyarıyor: "Zincir takın, erken çıkın, stok yapın." Ama benim aklım başka yerde. Kar yağdığında şehir yavaşlar, evet, ama asıl ilginç olan, insanların nasıl yavaşladığı. Kimisi panikler, kimisi erteler, kimisi de pencereden dışarı bakar ve uzun zamandır yapmadığı bir şeyi yapar: Hiçbir şey. Bu "hiçbir şey"

Neye inandığınıza dikkat edin!

Dün akşam Asitane'deki meşk programında Fatih Çıtlak Hoca'yı dinlerken, sohbetin bir yerinde kurduğu şu cümle, salonun havasını değiştirdi: "Neye inandığınıza dikkat edin." Söz, dönüp dolaşıp Hindistan'ın Kerala eyaletindeki o kadim yapıya, Cheraman Juma Camii'ne gelmişti. Hoca'nın anlattığı rivayete göre bu cami, Ay'ın ikiye bölünmesi (İnşikaku'l-

Güzel hiç bu kadar kolay olmamıştı

Şehirde yürürken başınızı kaldırıp tabelalara bakın. Ya da elinizdeki telefonda gezinirken kurumsal paylaşımlara bir göz atın. Bazıları göze hoş geliyor, bazıları ise... Eskiden görsel tasarımın bir "lüks" olduğu dönemler vardı. Profesyonel tasarımcı çalıştırmak büyük bütçeler gerektirirdi. "Elden gelen bu" derdik, anlayışla karşılardık. O dönem a

Trenler rayda değil kavşakta

Gelecek tasavvurumuzda müzmin bir hata var: Sanki yapay zeka kendi şeridinde, kripto başka bir patikada, biyoteknoloji ise bambaşka bir mecrada ilerliyormuş gibi düşünüyoruz. Oysa tarih bize bambaşka bir hakikati fısıldıyor. Demiryolu icat edildiğinde telgraf zaten vardı. İkisi de tek başına kıymetliydi lakin asıl büyük servet, bu ikisinin "kavuştu

Rengim utancımdandır

Mutfağa gidin, kavanozun kapağını açın ve bana bir daha bakın. Sadece bir baharat değil, toprağın size gönderdiği turuncu bir mektubum ben. Ve o mektupta, modern insanın yüzüne inen bir tokat gibi tek bir cümle: "İyileşmek istiyorsan, önce durmayı ve demlenmeyi öğren."

Zehirli kupa ve kesik kanatlar

Siz hiç sizi kurtarmaya çalışan bir "uyarıyı" susturdunuz mu Çoğumuz, iş hayatında veya toplumsal meselelerde önümüze çıkan engelleri birer "düşman" gibi görürüz. Oysa bazen o engel, bizi zehirli bir sondan koruyan yegâne kalkandır. Binbir Gece Masalları'nın tozlu sayfaları arasında kalmış, az bilinen ama "karar alma mekanizmaları" üzerine ders nit

Bir kayıp rengin peşi sıra

Kibrit kutusu büyüklüğünde bir ekranda milyonlarca renk cümbüşü arasında kaybolurken, bir rengin yalnızlığından söz etmek ne tuhaftır. Oysa yavruağzı, tam da böyle bir yalnızlığa terk edildi. Adı, dijital renk paletlerinde belki bir "açık turuncumsu pembe" kodu olarak kayıtlı. Ama o kod, onun ruhunu taşımıyor. Ruhu, adının kaynağında, henüz konuşam

Pamukta fasulye yetiştirmek yetmez

İstanbul, kara teslim olduğu şu günlerde camdan bir kafes gibi. İçeriden bakınca bembeyaz bir huzur, kapıdan adım atınca kemikleri sızlatan bir ayaz... Haftaya, Valilikten gelen o kritik uyarının gölgesinde başladık. Normalde kışın ne kadar çetin geçtiğini valiliğin "okulları tatil etme" refleksinden ölçerdik. Ancak bu kez durumun vahametini sadece

Zihin kabloları ile gaye peşinde kalmak

Kendimize söylediğimiz yalanların en konforlusu şudur: "Vaktim yok." Bu, aslında vaktin darlığı değil, dikkatin paramparça edilmesidir. Kadim medeniyetimizde "tecessüs", yani başkasının mahremini gözetlemek, ruhun bir hastalığı olarak görülürdü. Ancak bugün, bu manevi hastalık bize "gündem takibi" ambalajıyla sunuluyor. Biz, o kırmızı çizgiyi aştığ

Ateş su ve biz

Pazar sabahı... Haritalar masaların üzerinde, televizyonlarda uzmanlar "Sıradaki hedef kim" diye bağırıyor. Venezuela'daki duman henüz tüterken, gözler doğu sınırımıza, kadim komşumuz İran'a çevrilmiş durumda. Herkes dışarıdan gelecek füzeleri sayıyor. Oysa bir devletin asıl bağışıklık sistemi ordusu değil, halkıyla kurduğu barıştır. Tıpkı insan be

Gerçek yüzleşme

Hafta sonu rotam şimdiden belli. İstikamet Atatürk Kültür Merkezi. Şehrin gürültüsünden, siyasetin kısır döngüsünden kaçıp sığınacak bir liman arıyorum. Ama bu kez yalnız gitmek istemiyorum. Siz de yalnız gitmeyin. Yanınıza en kıymetlilerinizi, evlatlarınızı alın. Çünkü yarın (Pazar) kapılarını kapatacak olan "Aliya 100 Yaşında" sergisi, sadece bir