Ünal Bolat

Ünal Bolat

Türkiye
Yaşam / Okur Soruları 630 yazı 1 takipçi

"Madem biliyordun neden sakladın!"

"Bir gün bile merak edip arayıp sormayan bir baba ile aynı evde yaşayamam ben..."İki yıl boyunca kendisini arayıp sormayan, ailesini unutan delikanlı annesini karşısında görünce önce şaşırdı, sonra koşup sarıldı annesine.Babası hariç herkesi soruyordu annesine "O nasıl, bu nasıl" diyerek.Sonunda gönülsüzce onu da sordu:"Babam nasıl hâlâ aksi ve anl

Oğlumu çok özledim

"Kendilerini anlatamayan anne babaların yaralı kalplerine ithaf olarak sunmak istedim."Aslında benim de benzer hatıralarım var.Buna benzer neler yaşadık nice evlat olarak baba olarak. Ama ben bugün size birçoklarının bildiği yaşanmış değil yazılmış bir hikâyeyi sunacağım... Bu köşede unutulmaz hikâyeler yayınlanıyorsa inanın bu da aslında unutulmaz

Tarihçi hükmünü peşin vermez

"Bazıları, ömrümüze uzun konuşmalarla değil, tam zamanında bir cümleyle girerler..."Hatırama bugün de devam ediyorum... Son başvurusunu köklü bir Anadolu üniversitesine yaptı. Koridorda sırasını bekledi. Kapı açıldı. İsmi okundu:Yusuf içeri girdi. Ortada oturan Profesör Ahmet Bey dosyayı kapattı."Evladım, dedi, biraz konuşalım."İlk sorusunu sordu:-

"Baba, diplomama bir bak!.."

"Nöbetçi öğretmen her bayram aynı soruyu sorardı: Sen yine gitmedin mi Yusuf"Bayram arefeleri, yatılı okulların en sessiz günleridir. Öğleden sonra koğuşların havası birdenbire değişir; demir dolapların kapakları telaşla kapanır, bavullar hışırtılarla koridorlarda sürüklenir, memleketten gelen çöreklerin, baklavaların kokusu binanın dört bir yanına

Vermek istemeseydi istek vermezdi

"Bir yıl sonra yine Ankara'ya ziyarete gittik ablamızı. Ancak bu defa içimde bir ukde vardı..."Kıymetli büyüklerimi tanıyalı henüz dört yıl olmuştu. 2018 yılında evliyken Ankara'da eski eşimin ablasının ziyaretine gitmiştik.Evde Ehl-i sünnet âlimlerinin kitapları var idi. O kitapları gördüğümde o kadar sevindim ki anlatamam. Benim o kitaplara olan

'Peki'diyen kazanır

"Jandarma bölgesi olduğu için işlemlere Jandarma karakolunda devam ediyorlar..."Yıllar önceydi. İstanbul'da bayi toplantısı yapılacaktı. Aydın ve Nazilli'den on iki kişilik arkadaş grubu planlanan gün ve saatte toplanıyor. Kitap satışı yapa yapa İhlas Holding'e gelerek toplantıya katılıyorlar...Yemekler yeniyor tatlı güzel bir sohbet icra ediliyor

Değişmek dediğin böyle olur

"İsmine hürmet edip getirip evinin başköşesine astığı için Allah da onu aziz eylemişti."Cemil'i anlatmaya bugün de devam ediyorum... Mahallede herkesin dudak büktüğü Cemil ile o gün cami avlusunda konuşup vedalaşmıştım. Aradan bir hafta mı ne geçmişti ki bir öğle namazı için gittiğim camide gördüm Cemil'i... Namaz kılana kadar beklemişti beni. Yine

Sen bari inan bana

"Bir haftadır karakola gelip gitmekten bıktım. Kaçmak istesem de olaylar peşimi bırakmıyor."Ah Cemil... Seni nasıl anlatsam... Nerede problemli, içinden çıkılmaz bir iş, bir olay olsa hep onun adı geçiyordu. O yapsın yapmasın herkes ön yargı ile nedense hemen ona "suçlu" damgasını vuruyor: "Mutlaka bu işte Cemil'in parmağı vardır" diyorlardı."Bir i

Arkadaş seçmenin önemi

"Mehmet Sait Arvas Hocamızın gazetemizdeki "Arkadaş Seçmek" konulu yazısını okuyunca..."Babamın misafir olduğu gece yaşadıklarımı ve bende bıraktığı etkiyi anlatmaya bugün de devam ediyorum...Alanya Tophane Çay Bahçesi'nde eşimle birlikte otururken hatırıma gelen bu günler bende duygu dolu anların yaşanmasına sebep olmuştu. Niye derinlere daldın bö

Babamın gözyaşları

"Belki o zaman yanlış arkadaş kurbanı olmaz, bazı dönemlerinde hatalı tercihler yapmazdım"Kapının önünde vedalaşırken Nurettin ağabeyin babamın ellerini tuttuğunu ve benim hakkımda bazı güzel sözler söylediğini duydum. Ardından selamlaşıp ayrıldı.Son misafirimizi de uğurlayıp salona döndüğümde, hayatım boyunca unutamayacağım bir manzarayla karşılaş

Bir perşembe akşamıydı

"Sohbet sırasında Hakikat Kitabevinin neşrettiği İslâm Ahlâkı kitabından bazı bölümler okundu...""Bazen bir insanın hayatındaki en büyük servet; malı, makamı veya bilgisi değil, birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarıdır..."11 Haziran 2026 tarihli gazetemizde merhum Mehmet Sait Arvas Hocamızın kaleme aldığı "Arkadaş Seçmek" başlıklı yazıyı okuyunca, yıll

Gel biraz seveyim seni...

"Ah minik kaplan. Sen yok musun sen. Bunlar hep o vazgeçilemez sevgin yüzünden"Ne tatlı şeyler bir bilseniz... Tamam hiç dokunmayayım diyorsunuz ama şöyle sırtlarını hörgüç yaparak paçalara ve baldırlara masaj yapar gibi sürtünmeleri yok mu, dayanamıyorsunuz..."Haydi gel biraz seveyim bakalım haydi" diyorsunuz...Geçtiğimiz günlerde Üsküdar'da bir B