Yazar, bir kadının tekstil fabrikasında beş yılda ustaya yükselmesinin hikayesiyle fedakarlık ve kararlılığın gücüne vurgu yapıyor. Bu anlatı, toplumsal yardımlaşma ve aile desteğinin yoksullukla mücadelede ne kadar kritik olduğunu göstermek istiyor. Ancak bireysel başarı öyküsü, yapısal yoksulluk sorununun çözümü olarak sunulması ne derece yeterli?
"Artık fabrikada onun kadar hızlı ve kusursuz dikiş diken başka bir 'usta' kalmamıştı..."
Esmeray'ın çileli hayatını anlatmaya bugün de devam ediyorum... Esmeray, elinde üç çocuğu, cebinde koca bir boşlukla, hiç bilmediği o devasa şehrin ortasında yapayalnız kalmıştı. Kapkaranlık bir tünelin girişindeydi ama bilmediği bir şey vardı: O esmer tenli kadın, o tünelin sonundaki ışığı kendi elleriyle yakacaktı.
Kapı yüzüne kapandığında, Esmeray'ın kulağında yankılanan tek şey çocuklarının sessiz hıçkırıklarıydı. Kayınpederinin o taş gibi soğuk "Olmaz" deyişi, yıllarca döktüğü her damla terin üzerine basıp geçmişti. Ama dünya tamamen karanlığa gömülmemişti; komşusu Ayşe Teyze ve eşi, o zifirî karanlıkta bir fener gibi belirdiler.
"Kalk kızım, sil gözünü" dedi Ayşe Teyze, Esmeray'ın titreyen ellerini tutarak. "Önce şu boşanma davasını halledeceğiz. Sonra da başını sokacak bir yuva bulacağız sana."
Resmî işlemler bittiğinde, Esmeray kendini o bir odalı, küçük ve rutubetli evde buldu. Ali, Veli ve Tuba ile birbirlerine sarılıp yattıkları o ilk gece, Esmeray tavandaki çatlakları izlerken kendi kendine fısıldadı: "Sizi kimseye muhtaç etmeyeceğim inşallah."
Ertesi gün Ayşe Teyze'nin yardımıyla devasa bir tekstil fabrikasının kapısından içeri girdi. İçerideki gürültü, devasa makineler Esmeray'ın dizlerini titretti. Şehre ayrı bir yabancılık hissetti.
Ustabaşı kadın, Esmeray'ın korku dolu gözlerine baktı:
"Hadi, geç bakalım şu makinenin başına."
Esmeray geri çekildi, sesi titriyordu:
"Yapamam abla... Ben bu kadar karmaşık şeyi hayatımda görmedim. Korkuyorum."

19