Emin Pazarcı

Akşam

Bir ülke istiyorum...

Hayat takviminden bir yıl daha koptu. Acılarıyla tatlılarıyla, kederleri ve sevinçleriyle koca bir yılı geride bıraktık. Öncekiler gibi rüzgar olup geçip gitti 2025 de.Yeni bir yıla daha girdik. Önceliler gibi o da geçecek, o da gidecek. Ama hayat devam edecek. Üzüntüler ve acılar geride kalacak; her zaman olduğu gibi umutlar ve beklentiler bir son

İflah olur mu bunlar

Habis bir virüs gibi sardı ortalığı. Yayıldıkça yayıldı. İlacı yok, tedavisi de mümkün değil maalesef. Duyarsızlık, tatminsizlik, iyi ve güzel olan her şeye düşmanlık hastalığı diyoruz buna. Sardı dört bir yanımızı...Ne yaparsanız yapın, mutlu olmuyorlar.Harikalara imza atsanız görmemekte direniyorlar.TBMM'de dahi dillendirdiler, "Dünyanın en iyi i

DİJİTAL VİCDAN

Tam isabet. Türk Dil Kurumu 12'den vurdu. 2025'in kelimesi "Dijital Vicdan" oldu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da sosyal medyadan yaptığı bir paylaşımla duyurdu.Dijitalleşme, getirdiği rahatlıklarla birlikte, ciddi problemlere de yol açtı. Büyük sıkıntılar var bu konuda. "Dijital Vicdan"ın 300 bin katılımcının oylarıyla yılın kelimesi

İlkellik

Lafa gelince tamamı çağdaş ve ilerici! Ancak verdikleri fotoğrafa bakarsanız, hepsi bağnaz, yobaz, kesin hükümlü ve gerici!Gerçeklerden uzak bir hayal dünyasında yaşıyorlar. Adeta bir başka alemin insanları bunlar. Ürettikleri kendi doğrularından başka hiçbir şey etkilemiyor onları. Gözlerini ve kulaklarını kapatıyorlar gerçeklere. Dilleri de doğru

Suçlusunuz beyler

Olayın boyutları ne kadar da büyükmüş! Nasıl da yayılmış dört bir yana! Nasıl da kuşatmış çevremizi! Kendi mahallemizi saran pisliğin perde arkasını film gibi izliyoruz. Operasyon üzerine operasyon yapılıyor, temizleye temizleye bitmiyor...Üstelik henüz tamamlanmadı; nereden ne çıkacağı, başka ne tür sürprizlerle karşılaşacağımız meçhul!Medya değil

Lağım patladı

Sanki bir futbol maçı izliyoruz. Tribünlerden ağır küfürlü tezahüratlar yükseliyor. Bariz penaltı kararında bile hakeme ana-avrat sövülüyor. Taraftar kendinden geçmiş durumda. Takım dökülse bile, "yaşa, var ol, bravo" sesleri yükseliyor...İşte siyaset bu hale gelmiş durumda!Takım tutar gibi parti destekleniyor. At gözlükleri ile ortalıkta dolaşıyor

Tam bir çiftlik düzeni!

Döküldü artık her şey ortaya. Pehlivan tefrikası misali uzayıp gidiyor. Götürmüşler de götürmüşler, işgal kuvvetleri gibi üzerine çökmüşler. İçine etmişler İstanbul'un!Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü İddianamesi'ni bıraktım bir tarafa. Sayıştay ve MASAK raporları gösteriyor ki, İstanbul'u bir çiftlik haline çevirmişler. Her şey ayan beyan, açık seçik ort

Ne çektik, bilmezler

Süreç devam ediyor. Adı bile son derece sıcak ve insana hoş geliyor: Terörsüz Türkiye.Çok çektik, anlamını ve ne demek olduğunu iyi bilirim. Terörün, silah ve bomba seslerinin arasında, kan ve gözyaşı içinde büyüyen ve yetişen bir nesiliz biz. Bir zamanlar neredeyse hepimizin belinde silah vardı. Silahsız olmazdı çünkü yaşanamazdı, ekmek-su gibi bi

Çattık ki ne çattık!

Bütün doğru bildiklerimizin çöpe atıldığı, harama bile hile karıştırıldığı, garip, acayip bir dönemin içindeyiz. At izi it izine karışmış, kimin eli kimin cebinde belli değil!Kirlilik, yalan, dolan, sis ve pus içinde önümüzü görmeye, yolumuzu bulmaya çalışıyoruz...Dün, yüzüne bakılmayan, itilip katılan hırsızlar alkışlanıyor bugün.Vurguncuların yan

Ne hale geldik biz böyle

Kırk yılı devirdim gazetecilik mesleğinde. Kenan Evren'den Süleyman Demirel'e, Erdal İnönü'den Turgut Özal'a, Tansu Çiller'den Deniz Baykal'a, Mesut Yılmaz'dan Necmettin Erbakan'a, Bülent Ecevit'ten Recep Tayyip Erdoğan'a kadar pek çok ismi yakından takip ettim. Parlamento ve siyasi partiler muhabirliği, haber müdürlüğü, Ankara Temsilciliği yaptım.