Yazarın iddiası, dezenformasyonun Türkiye'nin en ciddi problemi olduğu ve bu sorunun aileden topluma, siyasetten ekonomiye tüm alanları etkilediğidir. Bunu, denetlenmiş belediye başkanının hala sosyal medyada kitleler yönlendirebilmesi örneğiyle destekler ve Devlet'in aldığı tedbirlere rağmen bireysel ve toplumsal desteğin şart olduğunu vurgular. Ancak, bu mücadelenin uluslararası boyutu varsa, ülke içinden dirençlerle karşılaşılıyorsa, milli seferberlik çağrısı tek başına yeterli olabilir mi?
Bugün "Türkiye'nin en önemli problemi nedir" diye sorulursa, rahatça "kirlilik, yani dezenformasyon" cevabını verebilirim.
Bu problem, beşikten mezara, aileden toplumsal hayata, siyasetten ekonomiye hepimizi ve her alanı etkiliyor.
Sıkıntı öyle bir hale geldi ki, geçtiğimiz Pazar günkü Galatasaray-Fenerbahçe Derbisine iki takımın oyuncuları "Yalana Kırmızı Kart. Doğru Bilgi, Güçlü Toplum" pankartı ile çıkmak zorunda kaldılar.
Cep telefonlarımıza sürekli ve bazı günler defalarca Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin uyarıları geliyor:
"Doğrusu şudur, sosyal medyada dolaşıma sokulan bu habere kesinlikle itibar etmeyin."
Biz şerbetliyiz bu konuda. İyi kötü ne olduğunu biliyoruz. Pek etkilenmiyoruz. Ancak, toplumun bazı kesimlerini alabildiğine etkileyip yönlendiriyorlar. Çok ciddi sıkıntılara yol açıyorlar.
Mesela, önceki gün telefonuma Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi adı verilen ve yurt dışından yönlendirilen X hesabından şaka gibi bir paylaşım geldi. Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu'nun açıklamasıydı bu. Aynen şöyle diyordu:
"6 yılda 2000'e yakın teftiş geçirdiğimiz halde, neden bir tek yanlışımızı bulamadıkları ortaya çıkıyor. Bulamadılar, çünkü hiçbir yanmışımız yok."
Bu ifadeler, 400 gündür tutuklu, bazı suçlardan hüküm giymiş; çete kurmak, rüşvet ve yolsuzluk gibi pek çok suçtan yargılanan bir kişiye ait. MASAK raporları, teknik ve fiziki takip sonuçları, çeşitli deliller, açık ve gizli tanıkların ifadelerine rağmen, adeta "Ben yumurtadan yeni çıkmış bir civciv kadar saf ve masumum" diyebiliyor. Sosyal medyadan belli kitleleri yönlendiriyor. Mitinglere katılmaları için davetler yapabiliyor. Bu çağrıları da çeşitli medya organlarında yayınlanıyor.
Ancak, bu defa farklı oldu. Her açıklaması Cumhuriyet Gazetesi'nin internet sitesinde manşetten verilirken, bu sözleri görmezlikten gelindi. Belli ki, artık kendisini destekleyen medya organları bile bu kadarını yayınlanamaz buldu. Sanırım "yeter artık" noktasına gelindi.
***Dün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'la birlikteydik...

4