Yazı, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin su zamlarına karşı mahkeme kararını kullanarak algı operasyonu yaptığını ve sorumluluğu başkalarına yıkmayı tercih ettiğini iddia ediyor. Yazar, Mansur Yavaş'ın seçim vaatlerini yerine getirmek yerine hukuki kararları siyasallaştırdığını savunuyor. Ancak, belediyenin mali imkanları ve yasal sınırlamaları göz ardı edilirse, her başarısız vaat aslında isteksizliğin mi yoksa kurumsal kısıtlamaların mı sonucudur?
İyiden iyiye dibe vurdu siyaset. Son günlerde yaşananlar akıl alır gibi değil. Neler oluyor, neler yaşanıyor neler...
Biliyorsunuz bazı şehirlerde şebeke suyu çok pahalı. Kaynak üretemeyen belediyeler, basıyorlar suya zammı. Alabildiğine abanıyorlar vatandaşın sırtına. Bazı şehirlerimizde iş öyle bir hale geldi ki, su faturaları elektrik ve doğalgaza ödenen paraların toplamının üzerine gelmeye başladı. Sosyal medyada yayınlanıyor örnekleri. Vatandaş burnundan soluyor.
Bu noktada öne çıkan şehirlerden biri de Ankara.
Arıca Başkent'in bir özelliği var. Mansur Yavaş, su faturalarını gündeme getirerek seçim kazandı. Esip gürledi, "Böyle faturalar olmaz" dedi. Herkesin gözleri önünde "Su insan hakkıdır" türünden sözler etti. Ucuzlatmayı vaat etti; daha da ileri gidip bazı bölgelerde sudan ücret alınmaması gerektiğini bile söyledi.
Zaman geçti, bu vaatlerin tamamı unutuldu. Sonuç, astronomik faturalar ve zam üstüne zam oldu. Yetmedi, bu kadarla da kalmadı. Birkaç gün önce trajikomik bir durum yaşandı.
Ankara Milletvekili Osman Gökçek, vatandaşın hakkını hukukunu korumak için konuyu yargıya taşıdı. Ankara 5. İdare Mahkemesi tarafından suya yapılan zam iptal edildi.
Sonra olanları biliyorsunuz...
Ankara Büyükşehir Belediyesi, bütün abonelere bir mesaj gönderdi. Bu mahkeme kararının ardından Ankaralıların suyu daha yüksek bedele kullanacaklarını bildirdi. Sorumlusu olarak da Osman Gökçek'i gösterdi.
Alay etmektir bu insanlarla. Ayıptır, ayıp.
Mahkeme sadece yapılan zammı fahiş buldu. Belediyeye "Suyu şu fiyattan vereceksin" demedi. Çünkü su fiyatını belirlemek, mahkemenin değil belediyenin yetkisinde.
Peki, Belediye ne yaptı Hukuki tabirle hakim durumunu kötüye kullandı. Mahkeme kararı üzerinden algı oluşturmaya çalıştı. Vatandaşı canından bezdiren su faturalarının sorumluluğunu, onun hakkını, hukukunu korumaya çalışanların üzerine yıkmaya kalktı.
Kısacası...
Mansur Yavaş isterse, su faturalarını ucuzlatabilir. Hatta seçim öncesi söylediği gibi bedavaya da verebilir. Elini tutan yok. Ama O bunu yapmak yerine "mişle mışla" algı oluşturmaya, siyasi operasyon yapmaya çalıştı. İşte belediyecilik anlayışı bu!

5