"Molla Mao!"

Nereden nereye...

Baş döndürücü bir değişim yaşanıyor siyasette. Bizzat izliyor ve şahitlik ediyoruz.

Eskiden inançlar siyaseti yönlendirirdi. Orada ya da burada konuşlananların, onu ya da bunu savunanların inanç temelli bir dayanak noktaları vardı. Doğru ya da yanlış, o yönde ilerler, mücadele verirlerdi.

Elbette geçmişte de algı operasyonları yapılır, cahil kitleler etkilenmeye çalışılırdı. Ancak, onlar da menfaat değil inanç temelli gerçekleştirilirdi. Son dönemde olduğu gibi patates, soğan, domates, biber fiyatları üzerinden gerçekleştirilmezdi algılar.

Hiç unutmuyorum, 1970'lerin sonunda Diyarbakır'a, bir arkadaşımın ailesinin yanına gitmiştim. O dönemde Doğu Devrimci Kültür Ocakları etkiliydi bölgede. Aksakallı yaşlı bir amca ile konuşurken, bir anda "siyasi nutuk" atmaya başladı bize...

"Molla Moa" dedi:

-Bir elinde Kur'an, bir elinde silah, Çin'e şeriatı getirmiştir.

Bunu gerçekten inanarak söylüyordu. Diyemedik tabii bir şey, cevap veremedik. Yaşça büyüktü, biz yanında çocuktuk. Ayrıca, bazı bölgelerde sesini çıkaranı, Mao ve Lenin'e laf edenleri parça parça ederlerdi o dönemde!

Siyasette bazı algılar vardı, "iyi" ve "kötü" damgaları ile ortalıkta gezerdi insanlar. O kabuller de oy tercihlerini etkilerdi. Kimi "Ben aileden demokratım" der, kimisi "Benim dedem de CHP'liydi" deyip, kendisinin siyasi duruşunu özetlerdi.

Doğruydu, yanlıştı demiyorum. Sadece bir tespitte bulunuyorum. O dönemlerde durum böyleydi.

***

Elbette zaman içinde eğitimin yaygınlaşması ve toplumun gelişmeyle birlikte olumlu değişimler oldu seçmende. Siyasi tercihler de daha fazla bilgiye dayanmaya başladı.

Ama bir hastalık sardı çevreyi:

Çıkar ve menfaat hastalığı!

"Kim ne verecek, ne kadar verecek" düşüncesi sardı insanları. Bunu gören siyasiler de meydanlara çıkıp bol keseden savurdular. Süleyman Demirel'in meydanlarda "Kim ne veriyorsa, ne kadar veriyorsa, bir fazlasını ben vereceğim" sözünü dün gibi hatırlıyorum.

İşte sürekli olarak bu menfaat arayışları, pek çok toplumsal değeri de eritip yok etti. Sistemli ve çılgınca menfaat peşinde koşmanın üzerine bir de düşmanlıklar eklenince bugünkü tablo ortaya çıktı.