Yazar, siyaset-bürokrasi-medya-iş dünyası arasında kurulan menfaat ağını ve bu sistemin suçüstü yakalanmasına rağmen ayakta kalabilmesini çürümenin habercisi olarak görüyor. Suçluların medya desteği ve dayanışması ile mücadele edenlerin çabasının yetersiz olduğunu, toplumun tamamını etkileyen bu çürümeyi durdurmanın sadece hukuki yoluyla değil, toplumsal mücadele ve bilinçlendirme ile mümkün olabileceğini savunuyor. Peki, bu sistem içinde yer alanların tamamı gerçekten aynı zihniyette midir, yoksa korku veya çıkar baskısı altındaki insanlar da var mıdır?
Kurulan yapı oldukça sağlam ve köklü aslında. Siyaset, bürokrasi, medya ve iş dünyasında ayakları var. Ama bir o kadar da basit, çok karmaşık değil. Gözünü karartan, bütün ahlaki değerlerinden sıyrılıp bir kenara atan herkes kolayca bu yapıyı oluşturabilir.
Para ve menfaattir asıl olan!
Dağıtacak ve vaat edecek birileri çıkarsa, mebzul miktarda alıcı bulabilir. Koşarlar sürüler halinde. Örneklerini görüp milletçe yaşıyoruz bugün. Operasyon üzerine operasyon yapılıyor, her gün yeni bir rezillik ortaya çıkıyor. "Yuh artık, bu kadarı da olmaz" diyorsunuz, ardından daha beteri geliyor. Hiçbir şeye şaşıramaz hale geldik artık. "Beterin de beteri varmış" sözünü iliklerimize kadar hissediyoruz.
Tuz bile kokmuş
durumda!
Harama dahi hilenin karıştırıldığı bir dönemden geçiyoruz...
***Yakalanıyorlar, utanmıyorlar.
Suçüstü basılıyorlar, hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorlar.
Halk düşmanlıkları ortaya çıkmasına, garibin, fukaranın hakkını gasp ettiklerinin belgelenmesine rağmen, "halkçılık nutukları" atmaya devam ediyorlar...
Değersizlik batağında kıvranıp duruyorlar. Birileri de ellerini uzatıp onları bu bataktan kurtarmak için çırpınıyor, kendilerini helak ediyor.
Çok çaba gösterilmeden, üzerinde fazla çalışılmadan kendiliğinden gerçekleyen bir birliktelik bu! Para, menfaat, değersizlik ve düşmanlıklar üzerinde yükselmiş!
Bugün çorap çöküğü gibi ortaya çıkıyor ve ifşa oluyor bu menfaat örgütlenmesi.
Biz de milletçe çok açık ve net olarak izliyoruz gelişmeleri...
Pislik ve kirlilik diz boyu. Rezilliğin bini bir para!
Ama onlar dayanışma açıklamaları yapıyorlar, yürüyüşler ve mitingler düzenliyorlar. Alman Şair Bertold Brecht'in sözünü ağızlarında sakız etmiş, bağırıp çağırmaya devam ediyorlar:
"Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiç birimiz..."
Belki de bu düşünce yapısı diri tutuyor onları. Çünkü tamamı aynı zihniyete sahipler ve aynı yolun yolcuları.
***Çok ciddi bir sıkıntı ve çürüme ile karşı karşıyayız...
"Ey millet bakın, işte bunlar böyle" deyip geçemeyiz.

5