Yusuf Alabarda

Akşam

Devir, tahkimat devri

Münih Güvenlik Konferansı'nın koridorlarında bu yıl yankılanan tek bir gerçek vardı: Eski dünya öldü, ancak yenisi henüz doğmadı. Tarihçilerin fetret devri dediği o tehlikeli boşluktayız. Uluslararası kurumların felç olduğu, hukukun yerini güçlü olanın iradesine bıraktığı bu yeni dönem, bir reformla kurtarılamayacak kadar derin bir çürüme içinde.Ho

Batan geminin malları

Geçtiğimiz hafta Bavyera'nın kalbinde toplanan 62. Münih Güvenlik Konferansı (MSC 2026), diplomasi tarihine bir onarım çabası olarak değil, bir tasfiye ilanı olarak geçti.'Yıllardır süregelen uluslararası düzeni nasıl reforme ederiz' sorusu bu yıl yerini çok daha endişe verici kabule bıraktı: Mevcut düzen yıkılıyor; asıl mesele bu yıkımı ne kadar a

Türk Savunma Sanayii'nin yakın hava savunma hamlesi

Son on yıl içerisinde günümüz muharebe sahası, gökyüzünden gelecek tehlikeler ve bu tehlikelere karşı alınan tedbirler anlamında hiç olmadığı kadar radikal bir değişim geçirdi.Geleneksel savaş doktrinlerinde gökyüzüne hakim olmanın ölçüsü genellikle yüksek irtifada uçan jetlere, binlerce kilometre menzili olan balistik füzelere ya da bu hava unsurl

Tedarik zincirlerindeki gizli savaş

Tarihin tozlu sayfalarını karıştırdığınızda, en kudretli imparatorlukların kaderinin bazen devasa ordularla değil, sessizce saray mutfağına sızan bir yabancıyla değiştiğini görürsünüz. Bir sultanı veya kralı saf dışı bırakmak için sarayın ya da şatonun kilerine giden tedarik yoluna zehir zerk edebilmek ya da aşçıbaşıyı devşirmek dönemin en etkili o

Maskat'ta dans

Bu yazı kaleme alındığı saatlerde Umman'ın başkenti Maskat'ta kan ve barut kokusu öncesi son görüşmeler yapılıyordu.Yarın ne olacak bilemiyoruz.Umman'ın başkenti Maskat'taki Bustan Sarayı'nın ağır kapıları ardında sadece Ortadoğu'nun değil, küresel güvenlik mimarisinin en kritik pazarlıklarından biri yürütülüyor. ABD ve İran temsilcileri, uranyum p

Yataklarında çürüyen gençlik

Dünya gündemi, Epstein skandalının sızan her yeni belgesiyle bir kez daha sarsılıyor. Ancak karşımızdaki tablo, sadece münferit bir pedofili vakası ya da birkaç yozlaşmış zenginin sapkınlığı değil. Bu, istihbarat teşkilatlarının derin dehlizlerinde kurgulanmış; siyaseti, medyayı ve iş dünyasını şantaj ağlarıyla esir almış devasa bir sistematik koku

Tasfiye protokolü

30 Ocak 2026 tarihi, Suriye iç savaşının tozlu raflarına "bir devrin kapanışı" olarak geçecek. Şam yönetimi ile SDG arasında imzalanan mutabakat, kimileri için bir "uzlaşı" gibi görünse de satır araları okunduğunda bu belgenin aslında bir "tasfiye protokolü" olduğu açıkça görülüyor. On yıl boyunca "üçüncü yol" ve "demokratik hareket" illüzyonuyla b

İradelerini teslim edenler gelecek inşa edemezler

Maalesef Türkiye'nin dış politikasındaki hareketliliği hala "eksen kayması" ya da "Batı'dan kopuş" parantezinde okumaya çalışan bir zihniyet var. Bu kitlenin zihinsel sınırları 1952'nin soğuk savaş şablonlarına hapsolmuş ve yörüngesini tayin etme iradesi Brüksel veya Washington'a devredilmiş durumda.Birçokları için bu jeopolitik ataletin ana sebebi

Yeni Suriye'nin şafağı sökerken

Suriye sahasında yarım asırlık BAAS rejimi ve 13 yıl süren yıkıcı bir iç savaş.Şimdi de o topraklarda uzun süredir devam eden terör yapılanmasına atılan neşter ve Şam yönetiminin SDG kontrolündeki bölgelerde hakimiyet sağlaması.Şubat ayının başını milat kabul edersek Suriye yeni bir evreye giriyor. Türkiye ve Suriye ekseninde terör tehdidinin minim

Herkes diline sahip çıkmalı

Suriye'de son bir hafta içinde yaşananlar SDG denilen toplama örgütün aslında kağıttan bir kaplan olduğunu hepimize gösterdi. Bu yazıyı kaleme aldığım ana kadar zikrettiğim husus çokça tekrar edildi, o yüzden aynı konularla sizlerin değerli vaktini almayacağım.Neden bu kadar kolay dağıldılarEsed döneminde kimlikleri inkar edilen Kürtler, Suriye coğ