Değerinden fazla isteme

"Ustası 'bil ki askerde iken ve askere gidiş geliş masraflarını ben karşılayacağım' dedi."

Hatırama bugün de devam ediyorum... Kasabada bir demirci ustası vardı. Herkes ona saygı duyardı. Cahit onun yanında çırak olarak işe başladı. Demirci dükkânı sabahları erken açılırdı. Kapı açıldığında içeriden üç şey hissedilirdi: Kömür kokusu… Demir kokusu… Ve ateşin sıcaklığı… Usta körüğü çekti. Ateş kızıl bir alev gibi parladı.

"Gel Cahit" dedi usta. Cahit çekici eline aldı. Usta kızgın demiri örsün üstüne koydu. "Vur!" Tak, tak, tak! Kızarmış nar gibi olmuş demir, çekiç darbeleriyle şekil alıyordu. Usta gülümsedi.

"Aferin oğlum… Elin alışıyor."

Usta yalnızca demir dövmeyi öğretmiyordu. Hayatı da öğretiyordu. Bir gün camiye giderlerken Cahit'e döndü:

"Oğlum, bir şeyi sakın unutma. Değerinden fazla istemek haramdır."

Cahit başını salladı. Usta devam etti:

"Ama alın terimizin hakkını da alacağız. Bir de baktın biri geldi… parası yok…"

Cahit merakla sordu: "Ne yapacağız ustam" Usta gülümsedi. "İşini yine yapacağız."

"Ama parası yoksa"

"Demek ki Allah onu bize göndermiştir. 'Paran olunca verirsin' diyeceğiz."

Cahit'in gözleri parladı. Sevinci yüzüne yansımıştı...

Günlerden bir gün dükkânda işler çoktu. Siparişler artmıştı. Usta hesap defterine baktı. Sonra Cahit'e döndü.

"Oğlum… Beraber çalışınca şükür işler açıldı. Sen askere gideceksin ya. Bilesin ki askerde iken ve askere gidiş geliş masraflarını ben karşılayacağım.