Artık yazmanın yetmediği yerdeyiz. Çocuklarımız adına sesimi yükseltiyorum.
14-15 Ağustos tarihlerinde Yenikapı'da, sanki masum bir eğlenceymiş gibi, "Türkiye'nin en büyük K-Pop buluşması" ilan ediliyor!
Surların içinde, ezanın gölgesinde, dedelerinin put kırdığı şehirde yeni bir ayin kuruluyor.
K-Pop denilen yapı birkaç şarkıdan, birkaç dans figüründen ve birkaç renkli klipten ibaret değildir. Arkasında son derece planlı bir imaj üretimi ve gençlerin duygusal boşluklarını hedef alan devasa bir işgal ekonomisi var.
Bir gence nasıl görüneceğini ne giyeceğini, hangi kelimelerle konuşacağını, kimi güzel bulacağını, hangi bedeni ideal sayacağını ve neye hayranlık duyması gerektiğini fısıldayan bir işgal girişimi!
Kültür politikası, hangi sembolün büyütüldüğünü, hangi zevkin teşvik edildiğini, hangi hayat tarzının normalleştirildiğini ve hangi neslin nasıl bir insan tasavvuruna doğru sevk edildiğini görebilmektir.
Görmeyen kördür, görüp susansa, surların bekçiliğini bırakmış demektir.
15 Temmuz'da bu millet büyük bir zafer kazandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde, milletin iradesiyle, tankın önüne göğüs gererek, boğazına kadar ihanete batmış bir darbe girişimini boğdu.
O gece mesele, milletin belini kırmak, ruhunu teslim almak, çocuklarının yarınını başkasının eline vermekti.
Bu sefer silah yok. "Eğlence" var, "küresel kültür" var, "festival" var, "LGBT" var.
Konserin tanıtım afişlerine bakınca 15 Temmuz'un tersine çevrilmiş bir kopyasını görüyorsunuz!
LGBT lobilerinin küresel dayatmasını, ahlaksızlığın ve sapkınlığın renklerini görüyorsunuz!
Cinsiyet karmaşasıyla kimliksizleştirilmiş, gayya çukurunda debelenen ne idüğü belirsiz figürlerin neslimizin zihnini kuşattığını görüyorsunuz!
Kışlayı değil kalbi, meclisi değil mayayı, bayrağı değil aidiyeti ele geçirmeye çalışan yumuşak bir darbe girişimi görüyorsunuz!
Evet, kelimeleri bilerek seçiyorum, çünkü yumuşak dil, yumuşak işgali meşrulaştırır.
Bir çocuğun "Ben kimim" sorusuna kendi dilinden, tarihinden, inancından ve medeniyetinden cevap veremez hâle gelmesi de ağır bir işgaldir.
15 Temmuz'da darbeciler milleti ezeceğini sandı, millet ayağa kalktı.
14-15 Ağustos'ta ise başka bir operasyonun dili devrede!
Milleti ayağa kaldırmadan milletin çocuklarını uyutmak, direnişi kırmadan direniş tohumunu çürütmek, tankla giremeyeni ritimle, sloganla, "cool"lukla, "global"likle içeri almak.
Buna "kültür" demek makyaj sürmektir.
Kültür çocuğa şahsiyet verir, bu ise çocuğu sapıklığa, ithal puta ipotek eder.
Kültür, sanat ve eğitim sahasını tali mesele sayanlar yanılmıştır!
Buradaki işgal, toprağın çocuklarının geleceğini almaktır.
15 Temmuz'da milletin iradesine kurşun sıktılar. Şimdi milletin evlatlarının iradesine ritimle sapıklık aşılıyorlar.
İkisinin de hedefi aynı, bu milletin belini kırmak, ruhunu teslim almak, yarını ele geçirmek.
O hâlde cevabımız da aynı hizada, aynı sertlikte olmalıdır.

5