Latif Bozdoğan

Latif Bozdoğan

Milat
Yaşam 426 yazı 1 takipçi

Dengeli tahterevalliler

Başkan ve dev şirket patronları, on iki saatlik zaman farkını geride bırakıp Washington'un boğucu gündeminden bir süreliğine uzaklaşırken; gezegenin asıl ağırlık merkezi Doğu'nun kadim surlarına doğru kaymaya başlamıştı. Mayıs ayının ortasında, okyanus ötesinden Pekin'e uzanan bu köprü, sadece diplomatik bir seyahat değil, dünya üzerindeki güç tran

İrtical-i kalb

Emredilmesi imkânsız olan üzerine Sessizlik, en kudretli davettir. Ağır ahşap kapıların ardında, nefes alıp vermenin bile görünmez tüzüklere bağlandığı o devasa yapıların mermer koridorlarında yürürken, göğsümüze hep o aynı yorgunluk oturur. İnsanı toprağından koparıp sadece bir istatistik eğrisine indirgeyen bu yapılarda, önü ilikli silüetler hep

Stratejik miyopi

Yeryüzünün damarlarında ağır ağır akan hakikat, bugün dillerden dökülen kelime yığınlarının altında nefessiz kalıyor. Kelimeler artık birer pusula değil; yönünü kaybetmiş kalabalıkların üzerine yağan birer kül sağanağı. Sınır boylarında, uluslararası salonlarda kopan o büyük yaygara, aslında bir kudretin gövde gösterisi değil. Tam aksine, toprağa b

Zemin çözülmesi

Kadim bilgelik anlatılarının satır aralarında, insanın kendi sınırlarıyla girdiği o amansız savaşı özetleyen sarsıcı bir mesel vardır. Kendi gölgesinden ürken ve ayak izlerinden nefret eden bir adam, onlardan kurtulmak için bir gün ansızın kaçmaya karar verir. Adımlarını hızlandırdıkça ayak izleri çoğalır; koşmaya başladıkça gölgesi ona daha da sık

Kendi çarkını döndürebilenler

Teknolojinin tarafsızlık maskesi düştüğünde geriye ne kalır Geçtiğimiz yıl, küresel çapta faaliyet gösteren bir veri analitiği şirketi ile dünyanın en büyük savunma alıcısı arasında bir kriz yaşandı. Olayın anatomisini tüm yorumlayıcı bağlaçlardan arındırarak masaya yatıralım: Alıcı: ABD Savaş Bakanlığı. Karşı Taraf: Sözleşme koşullarını reddeden v

Fikri teyemmüm

Kapı kapandığında çoğumuz sadece kalın duvara bakarız. Oysa duvarın ardındaki dünya değişmemiştir; daralan ve ufalanan yalnızca bizim zihnimizdir. Beklentilerin ve sarsılmaz sandığımız kesinliklerin içine hapsolduğumuzda, ufkun da tamamen kapandığı yanılgısına düşmek en eski zaafımızdır. İradenin nefes almasını sağlayan, boğucu darlığı bir anda uçs

Göz hizasında buluşabilmek

Bu sabah gözümü tavandaki ince çatlağa açtım. Sadece doğrulmak kastıyla, tam yedi dakika boyunca o çatlağın hattını takip ettim. Salt bir dinginlik içinde... Sanki ruhum, hücrelerinde biriken bütün o görünmez "daha hızlı"ları, "hemen şimdi"leri sessizce dışarı atıyordu. Hepimizin bildiği o ağırlık işte: göğüs kafesinin hemen altında, iradenin yatağ

Karakutunun içinde

Gökyüzünde süzülen devasa gövdeler yere çakıldığında veya asırlık nizamlar büyük bir gürültüyle çöktüğünde, yığınlar sadece enkazın dumanına bakar. Oysa o yıkımın tam kalbinde, ateşe ve basınca dayanıklı o karanlık mahzeni, o sırrın saklandığı kutuyu arayan gözler vardır. Çöken bir dönemin tüm günahları ve filizlenen yeni bir çağın ilk feryadı orad

İzlemek de bir cesaret işidir

Kendimizle savaşmayı bıraktığımız an, aslında ilk kez kazanmaya başlarız. Fakat biz, irademizi bir balyoz gibi kullanmaya öyle bir alışmışız ki... Köklü bir zaafımız ya da kurtulmak istediğimiz bir dürtümüz olduğunda ilk refleksimiz onunla yaka paça kavgaya tutuşmak oluyor. Bastırmak, direnmek, kendi yakamıza yapışıp kendimizi terbiye etmeye çalışm

Akışkan zekâ

Rüzgârın yönünü değiştirdiği o alacakaranlık vakitlerinde, toprağın altında sessizce ilerleyen köklerin nefesini işitmek her kulağa nasip olmaz. Ağır ağır çatlayan kerpicin genzi yakan tozunda, bir ustanın nasırlı parmaklarından dökülen o kusurlu ama can bulmuş kavislerde asırlık bir hafıza yatar. Yarım asırlık bir ahşap tezgâhın üzerine düşen ikin

Rüzgârın tutmadığı yas

Gülhane'de, asırların yorgunluğunu çatlamış kabuğunda taşıyan o yaşlı çınarın altındaydım. Yaprakları titretecek en ufak bir esinti yoktu. Havanın o boğucu ve kurşuni ağırlığında, suyu bulandıracak tek bir fırtına emaresi dahi belirmiş değildi. Kendi gövdesinden sömürdüğü özsuyunun kibrini taşıyamayan devasa bir dal, ağır bir çatırtıyla kopup topra

Bir ünsiyet sürgünü hikâyesi

Bugün kırık bir tebessümden dökülen cam parçalarını topladım. Belki yeniden birleştirebilirim, o tebessümü eski aslına döndürebilirim umuduyla... Keskin kenarları ellerimi kesti ama o an hissetmedim; ancak kan toprağa damladığında fark ettim ne kadar derinden incindiğimi. Bazı fırtınalar sadece insanın kendi iç denizinde kopar. O dalgaların dışarı