Latif Bozdoğan

Latif Bozdoğan

Milat
Yaşam 322 yazı 1 takipçi

Tereyağının kalınlık felsefesi

Masanın ucunda bekleyen garsonun çehresinde ise, tarifi imkânsız bir yorgunluk vardı. O bakışlar, sadece bir bıkkınlığı değil, sanki zamanın ruhuna dair sessiz bir ağıdı terennüm ediyordu. Ben o masada tereyağını değil, malayani ile iştigal etmekten yorulmayan asri zihnin sefaletini gördüm. Eskiler, "Söz gümüşse sükût altındır" derken, susmanın sad

Yağmurlu bir günün riyası ve susma makamı

Dün gece eski çocukluk arkadaşımın rüyasını gördüm. Ya da o benim rüyamı gördü. Artık hangimizin rüyası olduğu pek önemli değil; çünkü o rüyada ikimiz de yoktuk aslında. Sadece bir bisiklet vardı, yağmur vardı ve Vatan Caddesi'yle cami arasında uzanan o deli dumrul yolu vardı. Rüyada birisi bisiklete biniyordu. Kim olduğunu göremiyorduk ama pedalla

İlim ve irfan deryasına saygı duruşu

Cuma namazı vakti Sultnahmet'te olmak, insanın içini başka türlü açıyor. Bugün Gaziantep'in köklü bir heyeti İstanbul'da. Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Vali, altı milletvekili ve Konukoğlu ailesi gibi iş dünyasının duayen isimleri Ayasofya'nın manevi atmosferinde, özel bir görev için yola çıktı: Prof. Dr. Mehmet Görmez Hocaefendi'yi ziy

İstanbul'dan dünyaya uzanan kültür köprüsü

İslam dünyasının önemli merkezlerinden biri olan Türkiye, zengin kültürel mirası ve tarihi birikimi ile dikkat çekiyor. Bu birikimi araştırmak ve dünya ile paylaşmak amacıyla 1980 yılında İstanbul'da kurulan İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA), İslam kültürünün korunması ve tanıtımında kilit bir rol üstleniyor. IRCICA'nın kurulu

Amatörlük geri gelmeli

Geçen hafta bir AVM'de piyano çalan birini gördüm. Ortaya koyulmuş piyanonun başına oturmuş, çalıyordu. Güzeldi, yani Fazıl Say değildi elbette, birkaç yerde takıldı, tempo kaydı, ama içten çalıyordu. Etrafında küçük bir kalabalık toplandı, kimisi dinledi, kimisi videoyla çekti telefonuna. Adam bitirince utangaç bir şekilde kalktı, hızla uzaklaştı.

Kar altında gizli kod

Yarın bazı illere kar yağacakmış. Haberler uyarıyor: "Zincir takın, erken çıkın, stok yapın." Ama benim aklım başka yerde. Kar yağdığında şehir yavaşlar, evet, ama asıl ilginç olan, insanların nasıl yavaşladığı. Kimisi panikler, kimisi erteler, kimisi de pencereden dışarı bakar ve uzun zamandır yapmadığı bir şeyi yapar: Hiçbir şey. Bu "hiçbir şey"

Neye inandığınıza dikkat edin!

Dün akşam Asitane'deki meşk programında Fatih Çıtlak Hoca'yı dinlerken, sohbetin bir yerinde kurduğu şu cümle, salonun havasını değiştirdi: "Neye inandığınıza dikkat edin." Söz, dönüp dolaşıp Hindistan'ın Kerala eyaletindeki o kadim yapıya, Cheraman Juma Camii'ne gelmişti. Hoca'nın anlattığı rivayete göre bu cami, Ay'ın ikiye bölünmesi (İnşikaku'l-

Güzel hiç bu kadar kolay olmamıştı

Şehirde yürürken başınızı kaldırıp tabelalara bakın. Ya da elinizdeki telefonda gezinirken kurumsal paylaşımlara bir göz atın. Bazıları göze hoş geliyor, bazıları ise... Eskiden görsel tasarımın bir "lüks" olduğu dönemler vardı. Profesyonel tasarımcı çalıştırmak büyük bütçeler gerektirirdi. "Elden gelen bu" derdik, anlayışla karşılardık. O dönem a

Trenler rayda değil kavşakta

Gelecek tasavvurumuzda müzmin bir hata var: Sanki yapay zeka kendi şeridinde, kripto başka bir patikada, biyoteknoloji ise bambaşka bir mecrada ilerliyormuş gibi düşünüyoruz. Oysa tarih bize bambaşka bir hakikati fısıldıyor. Demiryolu icat edildiğinde telgraf zaten vardı. İkisi de tek başına kıymetliydi lakin asıl büyük servet, bu ikisinin "kavuştu

Rengim utancımdandır

Mutfağa gidin, kavanozun kapağını açın ve bana bir daha bakın. Sadece bir baharat değil, toprağın size gönderdiği turuncu bir mektubum ben. Ve o mektupta, modern insanın yüzüne inen bir tokat gibi tek bir cümle: "İyileşmek istiyorsan, önce durmayı ve demlenmeyi öğren."

Zehirli kupa ve kesik kanatlar

Siz hiç sizi kurtarmaya çalışan bir "uyarıyı" susturdunuz mu Çoğumuz, iş hayatında veya toplumsal meselelerde önümüze çıkan engelleri birer "düşman" gibi görürüz. Oysa bazen o engel, bizi zehirli bir sondan koruyan yegâne kalkandır. Binbir Gece Masalları'nın tozlu sayfaları arasında kalmış, az bilinen ama "karar alma mekanizmaları" üzerine ders nit

Bir kayıp rengin peşi sıra

Kibrit kutusu büyüklüğünde bir ekranda milyonlarca renk cümbüşü arasında kaybolurken, bir rengin yalnızlığından söz etmek ne tuhaftır. Oysa yavruağzı, tam da böyle bir yalnızlığa terk edildi. Adı, dijital renk paletlerinde belki bir "açık turuncumsu pembe" kodu olarak kayıtlı. Ama o kod, onun ruhunu taşımıyor. Ruhu, adının kaynağında, henüz konuşam