Latif Bozdoğan

Latif Bozdoğan

Milat
Yaşam 338 yazı 1 takipçi

Trenler rayda değil kavşakta

Gelecek tasavvurumuzda müzmin bir hata var: Sanki yapay zeka kendi şeridinde, kripto başka bir patikada, biyoteknoloji ise bambaşka bir mecrada ilerliyormuş gibi düşünüyoruz. Oysa tarih bize bambaşka bir hakikati fısıldıyor. Demiryolu icat edildiğinde telgraf zaten vardı. İkisi de tek başına kıymetliydi lakin asıl büyük servet, bu ikisinin "kavuştu

Rengim utancımdandır

Mutfağa gidin, kavanozun kapağını açın ve bana bir daha bakın. Sadece bir baharat değil, toprağın size gönderdiği turuncu bir mektubum ben. Ve o mektupta, modern insanın yüzüne inen bir tokat gibi tek bir cümle: "İyileşmek istiyorsan, önce durmayı ve demlenmeyi öğren."

Zehirli kupa ve kesik kanatlar

Siz hiç sizi kurtarmaya çalışan bir "uyarıyı" susturdunuz mu Çoğumuz, iş hayatında veya toplumsal meselelerde önümüze çıkan engelleri birer "düşman" gibi görürüz. Oysa bazen o engel, bizi zehirli bir sondan koruyan yegâne kalkandır. Binbir Gece Masalları'nın tozlu sayfaları arasında kalmış, az bilinen ama "karar alma mekanizmaları" üzerine ders nit

Bir kayıp rengin peşi sıra

Kibrit kutusu büyüklüğünde bir ekranda milyonlarca renk cümbüşü arasında kaybolurken, bir rengin yalnızlığından söz etmek ne tuhaftır. Oysa yavruağzı, tam da böyle bir yalnızlığa terk edildi. Adı, dijital renk paletlerinde belki bir "açık turuncumsu pembe" kodu olarak kayıtlı. Ama o kod, onun ruhunu taşımıyor. Ruhu, adının kaynağında, henüz konuşam

Pamukta fasulye yetiştirmek yetmez

İstanbul, kara teslim olduğu şu günlerde camdan bir kafes gibi. İçeriden bakınca bembeyaz bir huzur, kapıdan adım atınca kemikleri sızlatan bir ayaz... Haftaya, Valilikten gelen o kritik uyarının gölgesinde başladık. Normalde kışın ne kadar çetin geçtiğini valiliğin "okulları tatil etme" refleksinden ölçerdik. Ancak bu kez durumun vahametini sadece

Zihin kabloları ile gaye peşinde kalmak

Kendimize söylediğimiz yalanların en konforlusu şudur: "Vaktim yok." Bu, aslında vaktin darlığı değil, dikkatin paramparça edilmesidir. Kadim medeniyetimizde "tecessüs", yani başkasının mahremini gözetlemek, ruhun bir hastalığı olarak görülürdü. Ancak bugün, bu manevi hastalık bize "gündem takibi" ambalajıyla sunuluyor. Biz, o kırmızı çizgiyi aştığ

Ateş su ve biz

Pazar sabahı... Haritalar masaların üzerinde, televizyonlarda uzmanlar "Sıradaki hedef kim" diye bağırıyor. Venezuela'daki duman henüz tüterken, gözler doğu sınırımıza, kadim komşumuz İran'a çevrilmiş durumda. Herkes dışarıdan gelecek füzeleri sayıyor. Oysa bir devletin asıl bağışıklık sistemi ordusu değil, halkıyla kurduğu barıştır. Tıpkı insan be

Gerçek yüzleşme

Hafta sonu rotam şimdiden belli. İstikamet Atatürk Kültür Merkezi. Şehrin gürültüsünden, siyasetin kısır döngüsünden kaçıp sığınacak bir liman arıyorum. Ama bu kez yalnız gitmek istemiyorum. Siz de yalnız gitmeyin. Yanınıza en kıymetlilerinizi, evlatlarınızı alın. Çünkü yarın (Pazar) kapılarını kapatacak olan "Aliya 100 Yaşında" sergisi, sadece bir

Reçetede yazmayan ilaç

İçinizden belki bana "Gündem Obezi" diyebilirsiniz. Hakkınızdır da. Dışarıdan bakınca, "Ne yaparsanız yapın umurumda değilmiş" gibi dururum. Hatta öyle bir rol keserim ki, sanki dünya yansa ben saçımı tararmışım gibi... Ama bir yolunu bulur, kendimi size "önemliymişim" gibi hissettiririm. Bakmayın, aldanmayın siz o hallerime. O "cool" duruşun arkas

Kökü olmayanın gökyüzü olmaz

Şehirlerin bir ruhu var mıdır Varsa eğer, o ruh nerede saklıdır Gökdelenlerin güneşi engelleyen camlarında mı, yoksa o binaların temelini atmak için yarılan toprağın derinliklerinde mi Richard Bach'ın o meşhur Martı Jonathan'ı, "En yükseğe uçan, en uzağı görür" der. Çoğumuz bunu sadece yukarı bakmak, yükselmek zannederiz. Ama bugün biz başımızı yuk

Ters kelepçe en çok size yakışır!

Akşamüstü zihnime Nasreddin Hoca'nın o meşhur kıssası düştü yine. Tecrübeli bir devlet adamının isabetle hatırlattığı üzere; Hoca, anahtarını karanlık bir ahırda düşürmüş ama dışarıda, sokak lambasının altında arıyormuş. Komşuları şaşkınlıkla, "Hocam, orada düşürmediysen burada niye arıyorsun" deyince; "Orası karanlık, burası daha aydınlık, işime g

Kimse mutlu herkes haklı

Dünya haritasını önünüze koyup baktığınızda, herkesin kendine göre haklı olduğu, ancak kimsenin günün sonunda mutlu uyanamadığı tuhaf, sisli bir zaman diliminden geçiyoruz. Bir yanda Donald Trump... Beyaz Saray'ın oval ofisinde, elinde kırmızı kalemiyle Amerikan çıkarlarını en tepeye yazıyor. Venezuela'dan Grönland'ın buzullarına kadar uzanan o gen