Zeynep Oral

Cumhuriyet

Bu bayram sayılmaz...

Bu bayram bayramdan sayılmasın. Geçelim bir kalem... Kendimizi daha güzel bayramlara hazırlayalım. Değil mi ki karanlık tünelin ucundaki ışık göründü... Doğrusu şu ki o ışık şimdi değil, 2024 yılında 31 Mart yerel seçimlerinde görülmüştü. Ama işte o sonuçları yok sayanlar, nasılsa yalanlarla yine milleti uyuturuz diyenler, adalet ve anayasayı ayakl

Kültür hapsedilemez

Önceki gün İBB genel sekreter yardımcısı, Tarihi Kentler Birliği'nin, İBB Miras'ın dinamosu Mahir Polat'ın hapishaneden Silivri Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığını öğrendiğimde ilk aklıma gelen ne kalp sorunları yedi stent taşıması ne hipertansiyon hastalığı oldu. Sadece şu son yıllarda İstanbul'a kazandırdıkları gözümün önünden geçmeye başladı.İBB

'Deniz olduk astınız, şimdi okyanus olduk geliyoruz!'

Günlerdir hepiniz gibi benim de aklım, ruhum, yüreğim okyanus olup taşan milyonlarca genç insana takılı kaldı. Artık onlarla gülüyorum, onlarla ağlıyorum, en çok onlarla konuşuyorum, onlarla düşünüyorum. Onları korumaya çalışıyorum. Koruyamadıklarım için kahrolup öfkeleniyorum. Değil mi ki şu son günlerde vatanım adına, Türkiye Cumhuriyeti'nin gele

Gergedanlaşmaya hayır!

Dünyada da ülkemizde de hayat zor! Şu son yıllarda en çok şiddeti gördük. Ayırımcılığı gördük. Baskıyı gördük. Yalanı, talanı gördük! Bize benzemeyenin, bizim gibi düşünmeyenin ötekileştirilmesini gördük. Eleştiriye tahammülsüzlüğü gördük. İhaneti gördük. Direnişi gördük! Meclis'i, parlamentoyu yok sayan otoriter, totaliter rejimleri gördük. Adalet

Defolup gidin!

Sevgili okurlar, bugün size İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nden izlediğim o muhteşem "Romeo ve Juliet" balesini mi, yoksa Şahika Tekand topluluğu Stüdyo Oyuncuları'nın olağanüstü ve çarpıcı "Ölüyor mu ne" adlı oyununun mükemmelliğini mi paylaşsam diye düşünürken... Dün, öyle bir "darbe sabahı"na uyandık ki kendimi yazı yazabilecek durumda bulamadı

Yaşasın edebiyat!

Buyruk geldi. "Silkeleyin şunları!" Yandaşlar, troller hücuma geçti. Silkele, silkele boşuna! İstediğin kadar silkele, insanın özünü yok edemiyorsun! Sonradan görme, şan şöhret, güç itibar tutkunu kifayetsiz muhterisler silkeledikçe, kendi eğreti takıları, pulları döküldü. Gerçek yüzlerini millet açık seçik gördü! Silkelenenler ise her gün milletin

Vazgeçmek yok!

Ne komik bir ülke olduk: Vedat Milor Kent Lokantası'nı beğenince soruşturma... CHP'ye "kadın düşmanı" suçlaması! (Sen tut kreş aç! Ne büyük gaflet!) Samsun Belediyesi, kadın personele iftardan önce yemek yapsın diye işten bir saat erken çıkma izni veriyor! (Ee, çamaşır ütü ne olacak) Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası'nın okullarda "Toplumsal Cin

Efsane ve düş kırıklığı...

Ah be Maurice Bejart keşke ölmeseydin! Ya da ölmeden önce "Bundan böyle bensiz kimse benim adımı kullanmasın" diye bir vasiyet bıraksaydın! "Aşk ve ölüm, tutku ve nefret, siyah ve beyaz tüm bu zıtlıklar arasındaki dengeyi büyüleyici danslar ve melodiler eşliğinde sahneye taşıyorlar" diyordu ilanlar. Lozan Bejart Balesi topluluğunun gösterisi "Balle

Karşıdevrim sürecinde 8 Mart...

8 Mart haftası... Yine herkes bol bol kadınlar üzerine konuşacak. Boş vaatler, ayrıştırma çabası, geçmiş yanlışların tekrarı, yeni umutların tırpanlanması, kadına çiçek böcek yakıştırması birbirini izleyecek. Kâh anam bacım savsatası kâh dik duran kadına şiddet uygulanması... Eğer kadın hakları insan haklarıysa, eğer sadece 8 Mart haftasını değil,

'Barış' sözcüğü havada uçuşurken...

Barış sözcüğü son günlerde bol bol havalarda uçuşuyor, ne güzel ne mutlu! Ne büyük umut! Ah bir de inanabilsek, bir de güvenebilsek! Bu dünyada barış adı altında ne savaşlar, ne istilalar gördük. Barış diyenleri az mı hapse tıktık! Barış diye diye ne işkenceler ne baskınlar, ne zulümler ne tehditler... Barış diyenlerin bugün ödüllendirilip yarın öl