Özgür Bayram Soylu

Yeni Şafak

Eee noldu şimdi, girdik mi

Evet, takvim yaprağı değişti.Evet, havai fişekler atıldı.Evet, "Hoş geldin 2026" cümlesi kuruldu.Ama asıl soru şu: Gerçekten girdik miMalum yeni bir yıla sadece sayılarla girmek mümkün olmuyor. Dünün ruh hali, hafızası ve taşıdığı yükle giriyoruz yeni yıla, yanımızda 2025'ten kalan ağır bir bavulla.2025'TEN KALAN RUH HÂLİ2025'te insanlar ne okuduys

Değmezmiş sana

Kimi yerde umut sessizce büyüdü, kimi yerde tereddüt içimizde. Bazen rakamlar konuştu, bazen suskunluklarımız. Aylar aktı, kelimeler değişti, vicdan dijitalleşti. Geriye kalan ise yaşananlardan süzülen küçük ama kalıcı izler...Yılın enlerini değil, zamanın tek çırpıda ne hissettirdiğini bırakıyorum aşağıya. Hepimizin başka duygusunu, hikayesini, dü

Yıl olmuş 2026, hâlâ dövize vergi yok

Ücretlinin maaşı daha eline geçmeden vergiye tabi mi, tabiEsnafın cirosu, stopajı, KDV'si, muhtasar beyanı var mı, var,Bir ev satılsa "kaç yıl tuttun" diye bakılıyor mu bakılıyor,Bir hisse kazancı doğsa "menkul sermaye" deniyor mu, deniyorAma konu döviz olunca…Bir anda tuhaf bir sessizlik başlıyor.Kur artıyor, servet büyüyor, kazanç oluşuyor; ama v

Diyanet için son çağrı

Türkiye'de bazı felaketler var ki; gürültüyle gelmez, siren çalmaz, manşet olmaz, enkaz bırakmaz. Ama sessizce ilerler, derinlemesine çöker, aileleri içeriden çürütür. Kumar tam olarak böyle. Ne bir deprem kadar "anlık", ne bir kriz kadar "görünür". Ama etkisi daha kalıcı, tahribatı ise daha sistematik. İşte tam bu yüzden meseleye yakından bakmak,

Hayat bir gün o da bugün.

Eskiden "yarın" diye bir kelime vardı. Planların, hayallerin, birikim defterlerinin ve sabrın sığındığı bir kelimeydi. Bugün ise yarın, takvimde belki var ama zihinlerimizde pek yok. Çünkü hayat pahalı, belirsizlik kalıcı ve beklemek giderek daha lüks bir davranış hâline geliyor. İnsanlar artık geleceği inşa etmeye değil, bugünü idare etmeye çalışı

Beyin yakan asgari ücret klişesi

Türkiye'de bazı cümleler vardır; söylenir, geçilir, sorgulanmaz. Ne kanıt ister ne düşünme zahmeti.Bir refleks gibi dile gelirler, çünkü gerçeği açıklamak için değil, tartışmayı kapatmak için vardırlar.Mesela:"Ankara'da yaşayamam, deniz yok.""Yetenek işi abi bunlar, ben çok istiyorum da yeteneğim yok.""Benim bağlanma korkum var.""Sen daha iyilerine

TÜİK enflasyonda baz yılı değiştirdi: Vatandaşı ne bekliyor

Türkiye, Ocak 2026 itibarıyla 2003=100 baz yılından 2025=100 baz yılına geçiyor. Bu ifade kamuoyunda çoğu zaman "enflasyonu düşürmeye yönelik teknik bir manevra" gibi okunuyor olsa da gerçekte uluslararası standardın aynen uygulanmasından ibaret. Aslında yapılan şey, mutfaktaki tencerenin kapağını değiştirmek değil, tencerenin üzerindeki ölçü birim

İslami finans da İslami finans

Türkiye son beş yılda, ekonominin görünmez koridorlarında aynı kapının önünde bekleyip duruyor: yüksek faiz – yüksek kur – yüksek enflasyon üçlüsünün dar dehlizinde sıkışmış bir ülke fotoğrafı. Her yeni program, her yeni paket, her yeni "rasyonelleşme" hamlesi bizi aynı yere getiriyor. Çünkü sorun, faiz oranlarının kaç olduğundan ziyade, faizli fin

Ben de Harranlıyam!

Ekonominin mutfağında ısınan tencerenin buharı yalnızca fiyatlara değil, ücret adaleti duygusuna da çarpıyor. Areda Survey'in Kasım 2025 Sosyometre verileri bize vatandaşın gündelik hayatta hissettiği basıncın yalnızca pazar yerinde, markette, dijital platformlarda değil; karar süreçlerinde de kendini gösterdiğine işaret ediyor. Paket servis fişind

Nikotin Ayak İzi Vergisi: No smoking, yes taxing

Türkiye'de sigara tüketimi artık bireysel bir tercih alanının çok ötesine geçmiş, adeta toplumsal bir "kendine zarar verme ekonomisi" inşa etmiş durumda. Sağlık Bakanı'nın "Toplumun üçte biri sigara kullanıyor" açıklaması, aslında hepimizin bildiği ama yüksek sesle söylemekten kaçındığı gerçeği yeniden hatırlatıyor. Bir anlamda biz sigaraya değil,