Ömer Lekesiz

Ömer Lekesiz

Yeni Şafak
Kültür-Sanat 335 yazı 1 takipçi

Hayali kaybettiğimizde hakikati de kaybederiz

Önceki yazımızda İbn Arabi'den (k.s.) naklettiğimiz şiirin, Ebu'l-Alâ Afîfî tarafından, bir hayalden ibaret olması nedeniyle âlemde zuhur eden çok sayıdaki Rahmani suretlerin (tecellilerin) onların düzey, mertebe ya da basamaklarına göre tevil (yorum) ve hakikatlerine döndürülmeleri gerektiği şeklinde okunduğunu; buna göre âlemin hayal olması ile a

Hayalin hakikati

Kurgu /Ürcûfe ile örneğin çok başlı ejderha yapmak gibi doğada olmayan şeylerin uydurulmasını, dolayısıyla doğa yasalarını umursanmayıp gerçekdışı bir düzeyde hareket edilmesini; İdeal / Bedia'dan da doğayı taklit etmeyi aşıp onu kendi görüş ve zevkine göre yeniden güzelleştirmek suretiyle gerçekliğe daha uygun hale getirmenin ötesinde güzelleştirm

Hayal ve hasat

Yazı başlığımızdaki hayalden maksadımız, temelinde, sözlük itibariyle 1.Aslı olmadığı halde zihinde kurulan şey, düş; 2.Bir kişi, olay veya nesnenin zihinde canlanan, biçimlenen sureti;3.Geçmişte yaşanmış bir şeyi zihinde canlandırma, hatırlama; 4.Var olmayan şeyleri varmış gibi zihinde tasarlama yeteneği, tasavvur etme gücü;5.Bir şey veya kimsenin

'Gelimli gidimli dünya'da 'Hattat Mezar Taşları'

Gelmek ve gitmek fiillerine 'mezar taşı' terkibinin eklendiği 'Hattat Mezar Taşları' temalı bir kitap adının önce hüznü ihtiva edeceği aşikardır. Zira zamana karşı duyulan kırılganlığın adı olarak hüzün hatırlamaya bitişiktir ve bu manada unutmak hatırlamanın negatifidir. Yaşanan halin düzeyine göre unutmanın -kimi zaman bir nimet olarak temayüz et

Hayret yok olmayı değil artışı ve eksilişi kabul eder

Önceki yazımızda hakikatin tevazu ile araştırılası gerektiğinden bahisle, ilgili sorunların da haddi aşmaktan kaynaklandığını belirtmiştik. Haddi aşmaktan maksat bilmekle bilmemenin yani görmekle görmemenin, aydınlıkla karanlığın, gölge ile sıcaklığın, ilimle cehaletin sınırlarını silmeye "kalkışmak"tır (Fâtır, 35/19-20). Dolayısıyla bu kalkışma bi

Bilmediğini bilmek

Sözlükte "ulaşma; varma; yetişme; kavuşma; anlama yeteneği; akıl erdirme; anlayış; algı"... anlamları verilen idrak, Kelam terimi olarak "bir şeyi tam mânasıyla ihata etmek, bir nesnenin sûretinin akılda hâsıl olması, bir şeyin hakikatine ait imaj ve fikirlerin zihinde şekillenmesi' demektir. Bu yetenek ve melekeye de müdrike denilir." (Çağbayır Sö

Caminin kuşattığı sesler

Önceki yazılarımızdan birinde "Bir cami neleri kuşatır diye sormuştuk.Mimariden hemen sonra sesi düşünmeyi gerektiren bu soruyu, konun ehliyle yapılmış bir mülakat üzerinden cevaplamamız çok daha iyi olacaktır. Zira konuşan Bekir Sıdkı Sezgin olunca bizim de geriye çekilip onu dinlememiz edeptendir. 5 Mayıs 1978 tarihinde yapılan, Kök mecmuasında M

Herkes kendi miladına göre yaşar

Bugün Avrupa-Amerika takviminin birinci günüdür. Zamanın devirlere, yıllara, aylara, haftalara ve günlere ayrılma yöntemi olarak bu takvimin uygulanması çok uzun bir süreçte gerçekleşmiştir. Zira bu uygulama daha başlangıcında kendi aritmetiğini ve tarihiliğini aşıp, medeniyetler çatışmasına tabi ideolojik bir keskinleştirme aracı olarak öne çıkarı

Zamanın kötülüğünden kokmak

Refikim Yasin Bostan cuma günkü köşe yazısında, ülkesini ve Türkiye'yi seven "Libya Genelkurmay Başkanı Haddad'ınhayatını kaybettiği" uçak kazasını zikrederek, "Bölge gergin" vurgusunu, şu cümlelerle temellendiriyordu: "Bölgede başta İsrail olmak üzere çatışmaları körükleyenler mevzi kaybediyor (...) Kazanımlarını ellerinde tutmak için provokasyon

Skyroad Fotoğraf Yarışması ya da karanlık odadan fotoğrafın aydınlığına…

Işığın ve gözün nitelikleriyle, görmenin mahiyetini karanlık yoluyla keşfetmenin tarihi bizim günümüzden yaklaşık iki bin beş yüz yıl geriye kadar gider. Yine de 'karanlık kutu'yu (camera obscura'yı) Çinli Filozof Mozi'nin tasavvurundan, İbnü'l-Heysem'in teknik bir düzeye taşımasına ve Joseph Nicephore Niepce'nin makineleş-tirmesine kadar geçen bu

Kayrevan Ulucamii: Bir, çok ve toplam

Önceki yazımızda Kayrevan'ın, İslam fetihlerinin başlangıcında kurulan Basra, Kufe ve Fustat'tan (643) sonra İfrîkiyya'da ilk ordugâh – şehir (ribat) olarak kurulduğunu, fatihi ve kurucu Hz. Ukbe b. Nâfi'nin (ra) bu şehri kendi adıyla da anılan bir mescitle taçlandırdığını İbnü'l-Esîr'den nakletmiştik. Kayrevan Ulucamii'nin maddi yanları yani inşa

Madde ile mananın cilveleştiği cami: Kayrevan

Heidegger, önceki yazımızda naklettiğimiz sözlerini, eserin varlığının bir dünya kurmak demek olduğuna da işaret ettiği şu cümlelerle tamamlar: "Kurmak şudur: Eserin teşkili niçin kutsayan ve öven bir kurmadır Nedeni eser kendi varlığında bunu istediği için. Eser nasıl bu tür teşkil sistemine ulaşır Bu, eser varlığında teşkil edici olduğu için. Ese