Skyroad Fotoğraf Yarışması ya da karanlık odadan fotoğrafın aydınlığına…

Ömer Lekesiz
25.12.2025
9

Işığın ve gözün nitelikleriyle, görmenin mahiyetini karanlık yoluyla keşfetmenin tarihi bizim günümüzden yaklaşık iki bin beş yüz yıl geriye kadar gider.

Yine de 'karanlık kutu'yu (camera obscura'yı) Çinli Filozof Mozi'nin tasavvurundan, İbnü'l-Heysem'in teknik bir düzeye taşımasına ve Joseph Nicephore Niepce'nin makineleş-tirmesine kadar geçen bu uzun sürede ışık, göz ve göreme konusunun özü hiç değişmemiştir: İbnü'l-Heysem'in 'beytü'l-muzlim'inden, camera obscura'ya ve buradan fotoğraf makinasının icadına ve fotoğrafın sanat katına taşınmasına kadar hep mezkur üçlü merkezinde düşünülmüş ve eylenmiştir.

Buna rağmen bilgi olarak konunun tekniği onu özel olarak bilmek isteyenler için var olagelmiştir. Bugün cep telefonuyla aynı zamanda bir fotoğraf makinasına da sahip olan 'herkes' içinse tek ve dolayısıyla ortak bilgi fotoğraf makinesinin varlığı ve onunla (sinemaya kuluçka olmasını paranteze alarak söyleyecek olursak) sadece fotoğraf çekildiğidir.

Herkesin elinde olduğu halde tekniğini -birkaç özel ya da bilim ilgilisinin dışında- herkesin elinin tersiyle iterek varlığını 'sıradanlaştırdığı' o karanlık kutu ile çekilen fotoğrafların modern Batı'nın ürettiği vahşet özlü şiddetin ifşasına sebep olmasıyladır ki, söz konusu herkesleşme bir mekan, bakış, niyet, düşünce ve eylemle sınırlı da olsa belli zamanlarda toplumsal bir şuurun doğmasını beraberinde getirebilmiştir.

Bunun tipik örneklerinden biri Nazi Almanyası'nın Yahudilere yaptığı zulmün (Holokost'un) Auschwitz toplama kampından çekilen fotoğraflarla endüstriyel bir tema haline getirilmesidir. Yahudilere kesintisiz bir mazlumluk vasfı kazandırma ve dolayısıyla onları insanlıktan ebediyyen alacaklı kılma maksadı taşıyan o eylemin hakikatinin, ABD-İsraili tarafından 7 Ekim 2023 tarihinden bugüne Gazze'de yapılagelen soykırımla ancak anlaşılabilir olması ya da maksatlı bir iş olarak Holokost'un siyasi bir efsaneye dönüşüvermesi ise ikinci -birincisinden çok çok daha canlı diğer- bir örnektir.

Deyim yerindeyse fotoğrafı (ve ondan doğan sinemayı) Holokost üstünden kendi çıkarları doğrultusunda bugüne kadar tepe tepe kullanan Yahudiler, Gazze'de yaptıkları soykırımı gözlerden saklayabilmek için özellikle foto muhabirlerini katlederek, bu kez nicedir istismar edegeldikleri fotoğrafa karşı da benzer bir şiddeti uyguladılar. Nitekim sosyal medya üzerinden yürüttükleri mevcut algı operasyonlarında da, yalanlamaya, kurgu yaftası yapıştırmaya yöneldikleri ilk şey Gazze soykırımına mahsus sıcak fotoğraflar ve videolardır.

Böylece Didi-Huberman'ın "Auschwitz Albümü panolarına bakıldığında 'elbette hayal kırıklığına uğranır çünkü fotoğraf (...) sadece dış görünüşleri kaydeder (...) insanların bakışlarına girdiğinizdeyse fotoğrafın taneciğine girersiniz.' Dolayısıyla bir fotoğraf, bir imge kendi malzemesiyle sınırlı film parçası olarak kaldığı için hayal kırıklığına uğranır. Gelgelelim ona 'her şeye rağmen' biraz daha dikkate bakıldığında 'bu tanecikler' ilginçtir (...) yani fotoğraf gerçeğe, tarihe ve varoluşa dair sahip olduğumuz algıyı altüst edebilir." şeklindeki yorumu, ilk yapılış maksadını ve içerdiği ihtimalleri Gazze esasında çoktan aşmış ve yerini mazlumların "bakışlarının bile yok edildiği" görüntülerin gerçekliğine bırakmıştır.