Ömer Lekesiz

Ömer Lekesiz

Yeni Şafak
Kültür-Sanat 325 yazı 1 takipçi

Le Corbusier: Mimari plan, ışık ve 'meta-boyut'

Modern mimarlık düşüncesi çoğu zaman teknik, işlev ve biçim ekseninde değerlendirilir. Ancak bazı mimarlar için yapı, yalnız maddi bir nesne değil; aynı zamanda insan algısını, yönelimini ve idrakini düzenleyen bir tecrübe alanıdır.Le Corbusier'nin "Bir Mimarlığa Doğru" adlı eserindeki (trc.: Serpil Merzi, YKY) "Plan içten dışa doğru gelişir" başlı

'Sakın gözlerini dikme gözünün önünde olan dünyaya'

İbn Arabî'nin Fütûhât-ı Mekkiyye'sinden 'göz ve görme'ye dair altını çizdiğimiz cümleleri bu yazımızda tamamlayalım. "...Yeryüzü üzerine yayılan güneş ışığı -ki o havaya yayılan güneş ışığındandır-, kendisini algılayan gözün ışığı olmadıkça, herhangi bir gerçekliğe sahip değildir. İki göz, yani güneş gözü ile kendisini idrak edenin gözü bir araya g

İbn Arabî 'göz ve görme'yi nasıl görür

İbn Arabî'nin (k.s.) göze ve görmeye dair Fütûhât-ı Mekkiyye'sindeki (trc.: Ekrem Demirli, Litera) sözlerinden bazılarını, -konuyla yakından ilgili okurlarımızın kaynak talebine bir katkı olarak- nakletmek istiyoruz. İbn Arabî diyor ki: "Basiret (iç göz) görmesi bilgidir, göz görmesi ise bilginin meydana gelme yoludur. (FM 1/112)Yol sadece yaratılm

Molla Sadrâ'da hikmetin dört yolculuğu

Molla Sadrâ, İslam düşüncesinde birbirinden farklı hatta zaman zaman birbirine karşıt görünen büyük damarları yeni bir metafizik terkibe tâbi tutmuş müstesna bir isimdir.O, İbn Sina'nın aklî metafiziğini, İmam Gazzali'nin bilgiyi ahlakî ve ontolojik bir hâl olarak kavrayışını, Maktul Sühreverdî'nin nur merkezli İşrâkîliğini ve İbn Arabî'nin vahdet-

Güzel'in klasik dünyadaki metafizik ağırlığı

Fârâbî ile birlikte İslam düşüncesinde sistemli bir varlık hiyerarisi kurulmaya başlanır. Fârâbî'ye göre bütün varlıklar, en mükemmel ve en basit olan "ilk sebep"ten aşağı doğru derecelenir. Bu ilk sebep ise zorunlu varlıktır: Var olmak için hiçbir sebebe ihtiyaç duymayan mutlak hakikat!Fârâbî'nin ontolojisinde varlık yalnızca "mevcut olmak" anlamı

Ayşe Taşkent: Estetiğin felsefî grameri

Son yazılarımızda ışık, nur, göz, görme, görünürlük ve estetik meseleleri üzerinde dururken özellikle dikkatli bir güzergâh takip etmeye çalışarak, Meşşâîleri paranteze aldık. Bunun bir eksiklikten yahut ihmâlden değil, bilinçli bir yöntem tercihinden kaynaklandığını şimdi daha açık biçimde ifade etmemiz gerekiyor. Çünkü bizim esas maksadımız, İmam

Estetik anlayışlar arasındaki fark önce inanç farkıdır

Modern Batı estetiği ile İslâm estetiği arasındaki fark, çoğu zaman yalnızca sanat anlayışındaki bir ayrım gibi değerlendirilir. Oysa mesele bundan çok daha derindir. Çünkü burada yalnız "sanat nedir" sorusu değil; "hakikat nasıl görünür hâle gelir", "insan nasıl görür", "görmek yalnız gözün fiili midir" ve nihayet "varlık kendisini insana nasıl aç

İslam sanat teorisinin eşiği: Estetik mi, güzelleştirme mi

Sanat üzerine konuşurken en sık başvurduğumuz kelimelerden biri "estetik"tir. Güzel bir yapı, zarif bir yazı, bir şehrin görünümü, hatta bir insanın tavrı ve davranışı için... bile "estetik" diyebiliyoruz. Böylece estetik kelimesi, modern zihnin içinde güzelliğin neredeyse tek karşılığı hâline gelmiş bulunuyor.Bu sebeple önceki yazılarımızda "estet

Sanat: Hayal ve tabirin ufku

Önceki yazımızda İslam mimarisinde ışığın, yalnız mekânı aydınlatan fizikî unsur olmadığını; görünürlüğü kuran esas ilke olduğunu söylemiş; kubbelerin, revakların, mukarnasların, kafeslerin... ve pencerelerin ışığı sadece içeri almak için değil, onu terbiye ederek yaymak üzere düzenlendiklerini ve böylece ilgili mekanda ışığın doğrudan saldırmadığı

Görme: Işığın ve idrakin menzili

Önceki yazımızda kaldığımız yerden devam ediyoruz...İbn Arabî tefekkürünün görme esasındaki en belirgin özelliği, onda görmenin hayal ve tabirle ilişkilendirilmesidir. Dünya bir bakıma rüya, varlık bir hayal, görünen suretler ise tabire muhtaç işaretlerdir. Rüyadaki bir sûret nasıl tek anlamlı değilse, dünyadaki sûretler de tek katmanlı değildir. B

Görme: Optikle mana arasında hakikatin perdesini aralamak

Nur ve nur estetiği ile ilgili yazılarımızda, görüşlerini anlamaya/anlatmaya çalıştığımız zatların en meşhur eserlerine başvurduğumuz için ayrıca kaynak belirtmemiştik. Bu tutumuzu şimdi inceleyeceğimiz "görme" konusunda da sürdüreceğiz.İslam tasavvurunda görme, yalnız gözün dış dünyaya açılması değildir; ışık, renk, suret, akıl, hayal, basiret ve

"Mislini sûret değil, ma'nâda görmüş var mıdır"

Önceki birkaç yazımızda İbnü'l-Heysem, İmam Gazzâli, Maktul Sühreverdi, İbnü'l-Arabi ile Takiyüddin er-Rasıd'ın nur/ışık hakkındaki görüşlerini -sanatla da ilişkilendirerek- ana hatlarıyla iletmeye çalıştık. Şimdi aynı zatların görüşlerinden hareketle "İslam tasavvurunda görme" konusunu topluca ele alacağız. Ancak buna geçmeden önce Yozgatlı Mehmed