M. Latif Salihoğlu

Yeni Asya

Filistin dâvâsı düğüm düğüm-1

Müteselsil sorular şöyle: Bir asrı aşan şu "Filistin sancısı" neden hiç dinmedi, dinmiyor Filistin meselesi neden çözülmedi, çözülmüyor Mütemadiyen kanayıp duran şu "Filistin yarası" niçin bir türlü kapanmıyor, kapanmak bilmiyor Dahası, bu acı-elim vaziyet, daha ne kadar sürüp gidecekKronik hâle gelen bu derd û elemin sebebi bir-tek olmadığı gibi,

Hapishaneler doldu, taşıyor

Toplumdaki cinnet hallerinin artması sebebiyle hastahaneler, bilhassa hapishaneler dolup taşıyor. Yayınlanan bazı istatistiklerden de anlıyoruz ki, bilhassa son on yılda yüzden fazla yeni cezaevi inşa edildi. Mevcudu 400'den fazla cezaevi.Ancak, buna rağmen cezaevlerindeki hükümlü-tutuklu sayısı, normal kapasitenin yaklaşık yüzde 20'nin de üzerinde

İki ölüm, bir referandum

Tarihte Bugün: 9 Temmuz 1946-618-9 Temmuz itibariyle "günün tarihi" listemizde iki ölüm vakası ile bir referandum hadisesi var. Aynı günlerde ölenlerin ikisi de "İsmet'in adamları" olarak bilinen Başbakan Dr. Refik Saydam ile Ankara valisi Nevzat Tandoğan'dır. Referandum ise, 9 Temmuz 1961'de "Darbe Anayasası" için hazırlanan ve Türkiye'de ilk kez

Din adına siyaset cinayettir

Siyaset bir idare sanatıdır. Her toplum ve her ülke için, siyasetin icrası lâzım ve elzemdir.Usûlü dairesinde yapılan siyasetin faydası çoktur. Usûl harici yapılan siyasetin zararları ise, saymakla bitmez. Kimileri siyaseti "din adına", kimileri de "dinsizlik adına" kullanma arzu ve emelindedir. Ayrıca, siyaseti "milliyet adına" yapanlar olduğu gib

3 şahıs: Aydemir, Tığlı, Nesin

TARİHTE BUGÜN: 5 TEMMUZOrtak bazı özelliklere sahip üç meşhûr adam var ki, ölüm günleri birbirine denk düşüyor. Birinci isimleri arasında da enteresan benzerlikler bulunan bu üç meşhûr, ölüm tarihine göre sırasıyla şunlar: 1. Ahmet Talât Aydemir: Albay. Doğum-ölüm: Bilecik 19175 Temmuz 1964. 2. Mehmet Tevfik Tığlı: Öğretmen-milletvekili: Isparta 19

Anlaşıldı: Geçim derdi umurlarında değil

Türkiye'nin ekonomisi, kelimenin tam anlamıyla "deneme tahtası"na çevrilmiş durumda.Yirmi iki senedir ekonominin başına gelen bakanların her birinin ayrı telden çaldığına şahit olduk. Her ekonomi bakanı, kendine göre bir politika belirliyor. Kendi kafasındakini uygulamaya çalışıyor. Ne var ki, her defasında iş başarısızlıkla sonuçlanıyor. Olan, sab

Alâküllihâl ölecek, bitecek, gideceksiniz

Mağrur insan, kendini lâyemut sanır. Hiç ölmeyecekmiş gibi davranır. "Tûl-i emel" denilen uzun emellere kapılır.Dünyada ebedî kalacakmış gibi hayaller kurar. Torunlarının torunları için bile evler, köşkler, saraylar düşünür. Kendini iyiden iyiye dünya saltanatına kaptırır: Saltanatın kendisinden oğluna, oğlundan torununa geçmesini ve böylece nesild

Hoşgeldiniz; güle güle

Teknoloji, yerinde ve usûlünce kullanıldığında büyük bir nîmet. Zamansız ve gereksiz yere kullanıldığında ise, insanî değerleri öldürüp yok eden unsura dönüşüyor.Uydu ve internet üzerinden yayın-iletişim-haber(leşme) imkânı sağlayan telefon, televizyon, bilgisayar gibi yüksek teknoloji ürünü cihazları bu cümleden sayabiliriz. Bunlar gibi medeniyet

Kıbrıs'ı kaybettiğimiz günün adı: 1 Temmuz

Sultan Abdülhamid'i devr-i iktidarında hiç toprak kaybetmedik diyenler, ya tarihi bilmiyorlar, ya da bile bile yalan söylüyorlar. Zira, Osmanlı'nın en büyük toprak kaybı "93 Harbi" denilen 1877-78'deki Osmanlı-Rus Savaşıdır.Gerek savaş esnasında ve bilhassa savaş sonrasında Kafkaslar'dan, Rumeli ve Balkanlar'dan çok büyük göçler-muhaceretler yaşand

Vaatten çok icraate bakmalı

İktidara, yönetime talip olanların vaatleri saymakla bitmez.Hele seçim kampanyalarındaki vaatler listesine baktığınızda, hemen hiçbir eksiği bulamazsınız. Neredeyse yok yok. Dahası, hiç hesap-kitap yapmaksızın, lazım olan her şeyi alacaklarını, her işi yapacaklarını yemin-billah söyleyip dururlar. Seçimler bitip hedefleri makama geldiklerinde ise,