Latif Bozdoğan

Latif Bozdoğan

Milat
Yaşam 322 yazı 1 takipçi

O kitaplar yalan söylüyor

Eski bir sahaf dükkânının loşluğunda, zamanın adeta bir kehribar içinde donup kaldığı o sırlı mekânlardan birinde, raflardaki ağırbaşlı ciltlerin arasında adeta bir isyan bayrağı gibi duran parlak kapaklı bir kitaba rastladım geçenlerde. Tozlu raflarda uyuklayan yüz yıllık bilgeliklerin yanında, onun vaadi hem küstah hem de moderndi. Kapağındaki ya

Dama oynayanların gürültüsü ve satranç ustasının sessizliği

Eski bir İstanbul kıraathanesini hayal edin; loş ışıklar altında... Havada ağır bir kahve ve ıhlamur kokusu, duvarlarında zamanın bıraktığı isli bir pus. Bir köşede, soğuk mermer masasında tek başına oturan yaşlı bir satranç ustası; gözleri önündeki fildişi taşlarda, ama zihni çoktan on hamle ileride. Tam zıttı bir gürültü ise salonun ortasından yü

7 Gün 7 Nabız

Ağustos'un son demlerini yaşadığımız şu günlerde, çalışma masamın penceresinden dünyaya bakarken elimde adeta çok eskilerden bir antikacının büyüteci var. Bu büyüteç, haftanın yedi gününe yayılmış olayların tozunu üflüyor, altındaki deseni, manayı görmemi sağlıyor. Önümde açık duran, göz yorgunluğunu azaltan modlu ekranın soğuk ışığında, bir yanda

Kaldırım kalite endeksi olarak Sidewalkonomics

Bir şehrin sağlığını, refahını ve sosyal dokusunu anlamak için genellikle karmaşık sosyoekonomik veri setlerine dalarız. Oysa bazen en derin gerçekler, en basit ve en beklenmedik göstergelerde saklıdır. İşte basit ama güçlü bir tez: Bir şehrin kaldırımlarının kalitesi, o bölgedeki refah ve güvenlikle doğru orantılıdır. Bu ilişkiyi ölçmek ve anlaşıl

Türkiye'nin frekans ayarı

Karadeniz yaylalarının serinliğini getiren o tatlı rüzgârı, çay yapraklarının hışırtısını ve derelerin binlerce yıldır aynı tonda akan şırıltısını duyarak başlayalım. Doğanın bu dingin tablosu, hayatın o unuttuğumuz düşük frekanslı ritmini hatırlatır: yavaş, sabırlı ve kalıcı olanın gücünü. Oysa sahnenin hemen arkasında, tarihten bugüne sızan bir t

Kırık aynalar salonundaki medeniyet

Pencerenin önündeki masamda, babamdan kalma o eski kurmalı saati tamir etmeye çalışırken buldum kendimi bu sabah. Minik çarklar, zemberekler, vidalar... Her biri bir diğeri olmadan anlamsız; hepsi birlikte ise zamanın o mucizevi ritmini yaratan bir kainat. Bir an duraksadım. Akrep bir türlü ilerlemiyordu. Sorun tek bir çarkta değildi; mekanizmanın

Mustafa Bilim Teknoloji Ödülleri ve akademik diplomasi

Tarih, İslam medeniyetinin bilim ve felsefede altın bir çağ yaşadığına tanıklık eder. İbn-i Sina, Farabi, Harezmî, Râzî, Nasîrüddin Tûsî ve İbn-i Heysem gibi isimler, insanlığın ortak bilgi mirasına silinmez katkılarda bulunmuşlardır. Bu parlak geçmiş, günümüz İslam dünyası için hem bir gurur kaynağı hem de bir ilhamdır. Bu mirası modern bir vizyon

Bankaların gizlediği servet sırları

Çağlar boyunca insanlık, zekâ ile servet arasındaki gizemli bağı sorguladı. Neden parlak zihinler yoksulluk içinde çırpınırken, daha sıradan akıllar refah içinde yüzer Bu, kaderin cilvesi değil, insan ruhunun en derinlerinde yatan ve zamana meydan okuyan gerçeğin yansımasıdır. Bu mektup, o gerçeğe açılan kapının anahtarıdır. Varlığın sırrı, ne kada

Beyaz Toros çetesi yok biz varız!

Beyaz Toros çetesi yok biz varız! Bu cümle, geçmişin hayaletleriyle bugünün gerçekleri arasına çekilmiş net bir çizgidir. Bu bir hakikat savunması, bir gerçeklik manifestosudur. Çünkü "Beyaz Toros" diyerek hangi somut başarının üstünü örttüğünüzün, odağı hangi hayati gündemden nereye çektiğinizin artık okunabilir bir matematiksel formülü var; bilin

Bir yara bir merhem

Tarih, okul sıralarında ezberlenen sıkıcı isimler listesinden ibaret değildir. O, yaşayan ve nefes alan bir varlıktır; kimi zaman dingin bir nehir gibi akar, kimi zaman da yer kabuğunu çatlatan bir fay hattı gibi kırılır. Çoğu zaman bu akışı fark etmeyiz. Ama bazen tek bir günde, tek bir olayla öyle bir kırılma yaşanır ki, tarihin yatağı sonsuza de

Sessiz ahidnâme

Sanki dijital bir boşluğun ortasında, ansızın beliren, ne mürekkeple yazılmış ne de taşa kazınmış pırıltılı bir levha bu. Her bir maddesi, birer kolaylık vaadiyle ruhumuzdan küçük bir parça talep eden sessiz bir ahidnâme. Onu okurken dışarıda, ağustos sıcağının bunalttığı toprağa düşen ilk damlalar gibi ağır ve tereddütlü bir yağmur başlıyor; sokak

İstanbul'un ses hafızası

İnsanın hafızası bir sandık gibidir; kıymetli mücevherlerini en derininde saklar. Şehirlerin hafızası ise bir rüzgâr gibidir; en kıymetli seslerini sokak aralarında fısıldar, duymayı bilenin kulağına. Bir zamanlar bu şehrin rüzgârı, ahşap bir yalı kapısının gıcırtısını, bir beygirin nal sesini, bir macuncunun çıngırağını taşırdı kulağımıza. O sesle