Sıfır atık slogan değil bir neslin manifestosu

Gençler uluslararası iklim zirvelerinde konuşmacı değil karar vericisi haline geldiğinde, söz cidden eylem haline dönüşür mü?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, COP31'de Ömer Tayyip Erdoğan'ın gençleri iklim diplomasisinde karar süreçlerine dahil etmek için kurulan Sıfır Atık Gençlik Forumu'nu somut bir reform adımı olarak değerlendirir. Yazının iddiası, uluslararası platformlarda gençlerin geleneksel 'katılımcı' konumundan gerçek yapısal aktörlüğe yükseltilmesi gerektiğidir. Ama pek çok gençlik inisiyatifi zaman içinde sembolikleşirken, bu projenin gerçekten farklı mı, yoksa daha iyi tasarlanmış bir tiyatro mu olacağı belirsiz kalmıyor mu?

Ekim ayında bu köşede Ömer Tayyip Erdoğan'ı ilk kez yazmıştım. O yazıda bir gencin nasıl şekillendiğini, hangi ahlaki pusulayı kuşandığını, tarihi nasıl okuduğunu anlatmaya çalışmıştım. Bugün ise o şekillenmenin sahneden değil, sahadaki karşılığından bahsedeceğim. Çünkü Antalya'nın Serik ilçesinde, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonları Toplantısı'nda duyduğum konuşma, tanıtım yazısı yazmayı değil; bir dönüşümün kilometre taşını kayıt altına almayı gerektiriyor.

Sözden Sahaya: İki toplantı arasındaki mesafe

Uluslararası iklim platformlarında söylem bolluğu hiçbir zaman eksik olmadı. Her yıl binlerce delege, yüzlerce panel, on binlerce sayfa niyet bildirisi... Ama değişen ne İklim rakamları inatla yanlış yönde hareket etmeye devam ediyor. Dünyanın yılda 2 milyar tonun üzerinde atık ürettiğini, 2050'de bu yükün katlanacağını artık herkes biliyor. Bilmek yetmediğinde ne yapılır Ya susulur ya da harekete geçilir.

Antalya toplantısında Ömer Tayyip Erdoğan'ın kürsüye çıkışı, her iki tercih arasındaki farkı görünür kılan bir andı. Sözün başında söylediği cümle, o salondaki havanın tamamını özetliyordu: "We are here not only to discuss an environmental issue, but also to reflect on the responsibility and potential of an entire generation." Yalnızca bir çevre sorununu tartışmak için değil, tüm bir neslin sorumluluğu ve potansiyeli üzerine düşünmek için bir araya geldiklerini söyleyen bu cümle, alışılagelen bir giriş kalıbı değildi. Bu, sorunun yanlış çerçevelendiğine dair sessiz ama güçlü bir itirazıydı.

Teşhis doğruysa tedavi de doğru olmalı

Konuşmanın analitik zeminini sağlam buluyorum. Gençlerin dünya genelinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi alanında son derece yaratıcı fikirler ürettiğini, ancak bu fikirlerin büyük bölümünün hayata geçirilmesi için gereken yapısal desteğin yokluğu nedeniyle kavram aşamasında kaldığını ifade etti. Bu teşhis, yalnızca çevre alanına değil, gelişmekte olan ülkelerin inovasyon ekosistemine dair genel bir tablonun da özlü bir ifadesi. Fikir üretmek artık demokratikleşti; o fikirleri hayata geçirecek altyapı ise hâlâ ayrıcalıklı azınlığın elinde.

İşte burada Antalya konuşması, bir tespitten öteye geçerek somut bir yanıt ortaya koyuyor: Gençlik Diplomasisi Derneği ile ortaklaşa kurulan Sıfır Atık Gençlik Forumu. Bu yapının farkı nedir Gençleri seyirci olarak değil, karar verici, tasarımcı ve uygulayıcı olarak konumlandırması. Bugüne kadar pek çok uluslararası platform gençleri "katılımcı" sıfatıyla davet etti; onlara söz hakkı verdi, fotoğraf çektirdi, kapanış bildirgesine adlarını yazdı. Oysa burada tarif edilen rol daha sert kenarlı: Karar süreçlerine doğrudan katkı, inovatif projelerin küresel paydaşlarla buluşması, fikirlerin somut etkiye dönüşmesi.

Kuluçka Programı: Romantizm değil mühendislik

Konuşmanın en dikkat çekici kısmı, üretilen yapının soyut bir platform olmaktan çıkarılıp eylem mekanizmasına dönüştürülmesi niyetiydi. Sıfır Atık Akademisi ve kuluçka programı aracılığıyla yüzlerce gence eğitim verileceği, düzinelerce projeye teknik destek sağlanacağı ve seçilen girişimlere sahada hayata geçirilebilmeleri için mali destek sunulacağı açıklandı. Ve bu yolculuğun nihai durağı net: Seçilen girişimler COP31 sahnesinde dünyaya sunulacak.

Romantizm değil mühendislik. Uluslararası diplomasi literatürüne çok aşina olan bir ismin ağzından çıkan bu cümleler, hayalci söylemlerle değil, proje döngüsünün gerçek adımlarıyla örülmüştü. Eğitim, teknik destek, finansman, uluslararası vitrin. Adım adım, ölçülebilir, hesap verebilir. Bir genç diplomatın değil; bir proje mimarının diliydi bu.

Zirvede bir araya gelenler

Öte yandan Antalya sahnesinin kendisi de bir mesaj taşıyordu. NATO Parlamenter Asamblesi Türk Delegasyonu Başkanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, kısa sürede 90 milyon ton atığın geri kazanıldığını, 613 milyon ağacın kesilmesinin önlendiğini