Latif Bozdoğan

Milat

Tekkenin bahçesinde zaman durdu

Kanlıca'nın o asude tepesinde, saatin tiktaklarına değil, kalbin ritmine ayarlı bir bahçedeyiz. Ataullah Efendi Tekkesi… 18. yüzyıldan bugüne, taşın, toprağın bile zikirle yoğrulduğu bu mekânda, bugün başka bir nefes var. Boğaziçi Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Topluluğu (GTS), akademinin soğuk koridorlarından çıkıp, hakikatin sıcak iklimin

Gulyabani ile Derviş

Yalnızlığı seçmek, bu topraklarda her zaman bir hesap verme meselesine dönüşmüştür. "Neden evde oturuyorsun, neden kenara çekiliyorsun" soruları aslında hiç de merak taşımaz. Hepsi aynı derin kaygının farklı kılıflarıdır: Topluluktan kopan insanın başı belaya girer. Bu inanç öylesine kök salmıştır ki, yalnızlığı tercih eden kişi bile kendini savunm

Mağduriyet diktatoryası

Eskiden destanlar "yokluktan varlığa" yürüyenlerin ayak sesleriyle yazılırdı. Bir adam çıkar, göğsünü gere gere "Mücadele ettim ve kazandım" derdi. Biz de o zaferin gölgesinde serinlerdik. Şimdi mi Şimdi rüzgâr tersten esiyor. Artık kimse zirveye diktiği bayrağı anlatmıyor; herkes tırmanırken ne kadar hırpalandığını, kaç kez düştüğünü, dizlerinin n

Taksim'in kalbinde "Göğe Yükseliş": Mi'râciye

İstiklal Caddesi... Her gün milyonlarca ayak sesinin, korna gürültüsünün, dijital ekranların cızırtısının ve tükenmek bilmeyen bir "gulgule"nin (uğultulu kalabalık) aktığı o nehir. Bugün, o nehrin kıyısında, Taksim Camii'nin serinliğine sığındım. Dışarıda zamanın ruhunu kemiren o metalik acelecilik hüküm sürerken, içeride asırlardır uyuyan bir dev

Araf'ta bir sabah

Şehrin uğultusu paslı bir tanin gibi kulaklarımızda; vapur düdüklerinin nevmid haykırışı, martıların o bitimsiz rızık kavgası, egzoz dumanına karışmış bayat simit kokusu, telaş, yeis, umut, plazaların soğuk camlarına çarpan güneş ve o hiç dinmeyen, karınca sürüsü misali koşuşturmaca... Hepsi aynı kazanda, aynı hararetle kaynıyordu. Sonra bir el, gö

İtalyan Lisesi'nde tarihi grev

Bugün İtalya Konsolosluğu'na giderken, İtalyan Lisesi önünden geçiyordum. Kapının önünde bir grup öğretmen, ellerinde dövizler, yağmura aldırmadan bekliyordu. Merak ettim, durdum. Sordum. Bana anlattıkları, sadece bir maaş meselesinin değil, çok daha karmaşık bir eğitim ikliminin, beklentilerin ve gerçeklerin çarpıştığı bir mücadelenin hikayesiydi.

Değerler erozyonu ve çözüm arayışı

Türkiye'de maarif davasının önündeki en büyük engel, vizyon ile uygulama arasındaki makasın açılmasıdır. Ankara'da devlet aklı geleceği inşa etmek için küresel vizyon belgeleri imzalarken, yerel yönetimlerin bu vizyona omuz vermek yerine öğrencinin yükünü ağırlaştırması düşündürücüdür. Tam da Millî Eğitim Bakanlığı'nın, yaklaşan Ramazan ayı vesiles

İzah etmek umuda susmak hakikate aittir

Şehrin gürültüsünden sıyrılıp kendi iç sesini duymaya çalışan her faninin aklında aynı kemirgen soru var: "Yarın ne olacak" Hepimiz zihnimizde görünmez bir grafik çizip, geçmişin noktalarını birleştirerek geleceğe doğru dümdüz bir çizgi çekmeye çalışıyoruz. Bu çizginin adına "kariyer" diyoruz, "strateji" diyoruz, "istikrar" diyoruz. Oysa hayat, cet

Buz üstünde satranç

Şubatın keskin ayazı camın pervazına sinmişken, masamdaki çay bardağından yükselen buharın havada dağılışını izliyorum. Pencerenin ötesinde 86 milyonluk bir kalabalık, hayatın sertleşen zemininde bir yerlere yetişmeye çalışıyor. 2026 yılının bu puslu sabahında asıl mesele, o kalabalığın içinde kaç kişi olduğumuz değil; hayatın buz tutmuş zemininde

Futbolun finansal illüzyonu

Fenerbahçe orta sahasına sınıf atlattığı, Gençlerbirliği karşısındaki o vakur ve enerjik tavrıyla şimdiden tescillendi. Ancak Kante'nin o yeşil çimlere basmasıyla birlikte, Türk futbolunun yönetici odalarında yankılanması gereken asıl soru, bir kez daha derunî bir sızı gibi gün yüzüne çıkıyor. Osimhen, Ederson, Asensio ve şimdi Kante... Süper Lig,