Işıl Özgentürk

Işıl Özgentürk

Cumhuriyet
Yaşam 112 yazı 3 takipçi

Bizim katmerlenen NATO aşkımız!

Sevgili okurlarım, bizim NATO aşkımız epey geçmişe uzanır; öyle ki NATO'ya girmek için Menderes hükümeti yönetiminde 1950 yılında Kore Savaşı'na en çok asker gönderen ikinci ülke olmuşuzdur. 1500 şehit vermişiz, gazilerimiz ise şeref madalyasıyla onurlandırılmıştır. Tabii bu boşa gitmemiş ve 18 Şubat 1952 yılında ülkemiz NATO'nun sözde şefkatli kol

Monarşi kapıda 'Ce!' derken...

Sevgili okurlarım, bana mı öyle geliyor bilmiyorum, zaman çok hızlı akıyor. Ve ben monarşinin kapıya geldiğini, hatta kapıyı açtığını ve hepimize kocaman bir "Ce!" yaptığını düşünüyorum. Monarşi "Ce" yaparken benim de aklıma toplumların çeşitli zamanlarda içine düştüğü vahim durumu anlatan "yengeç sepeti" sendromu geldi. Şöyle; bir sepete tek bir y

İşkence hiç bitmeyen bir işkencedir!

Sevgili okurlarım, mahkemede genç bir kadın, Pınar Türker konuşuyor: O konuştukça mahkeme salonunda hıçkırık sesleri çoğalıyor. Şafak operasyonunda nasıl tutuklandığını, çocuklarının korkusunu, çırılçıplak nasıl arandığını, bir savcının onu "ocuklarını elinden alırız" diye nasıl azarladığını anlatıyor. Ve şöyle diyor: "Ben utanmıyorum! Yapanlar, in

Afyon Kalesi'nden Afyon'a bakarken

Sevgili okurlarım, 3 Haziran'da canımız Nâzım Hikmet'i yitireli tam 63 yıl olmuş ve ben Afyon Kalesi'nde durmuş Afyon'a bakıp Nâzım Hikmet'in ezbere bildiğim o muhteşem şiirini mırıldanıyorum: "Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu./ Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki/ şayak kalpaklı adam/ nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden/ güzel, raha

Korku filmleri bizi kesmez anacığım...

Önümüzde tam dokuz günlük koskocaman bir tatil var. Amanın, en kıytırık otel ve pansiyonların gecelik ücretleri 2 bin-3 bin lira arasında değişiyor; yazlığı olanlar misafir gelmesin diye "Biz bu bayram yurtdışındayız" diye mesaj atıyorlar. oluk çocuk üç dört aile birleşip tatil evi kiralayanlar var ama yüzleri asık, belli ki kimin hangi gün yemek y

İhanet, iftira, rüşvet çemberinde debelenen biz!

Sevgili okurlarım, geçenlerde bir kadın arkadaşımla sohbet ediyorduk. "Ne yapacağımı şaşırdım" dedi. "Haberler, özellikle erkeklerin sıra sıra dizildiği sözüm ona açıkoturumlar, dijital kanallarda yayımlanan doğru mu yoksa yapay zekâ mı yapmış dediğim ifşaatlar beni boğuyor, hiçbir şey izlemeyeyim diyorum o zaman da kendimi devekuşu gibi hissediyor

Bugün Anneler Günü'ymüş

Evet, Anneler Günü, acaba ne yazsam Öncelikle hemen söylemeliyim; doğrusu ben, İstanbul Kâğıthane'de uzaklaştırma kararı olan evi basarak boşanmak isteyen karısını öldüren, evdeki öteki kızını ve kendisini de öldürmeye çalışan damadını can havliyle öldüren kayınvalideye yargı tarafından ev hapsi verilmesine pek bir sevindim. Sonuçta meşru müdafaa.

'Uzun ince bir yoldayım...'

Sevgili okurlarım; 1 Mayıs günü yollardaydım, 25. Afyon Klasik Müzik Festivali nedeniyle gittiğim Afyon'dan dönüyordum. eyrek asırdır olmuş, yıllardır klasik müziğin, cazın ustalarını dinlemişim, Afyon okullarında öğrencilerle buluşmuşum, Frikya Vadisi'ni adım adım dolaşmışım, Afyonkarahisar Açıkhava Kadın Cezaevi'nde analarının balerin etekleri gi

Kömür madeninin sırları

Madencilerin ölüm yolunda emek sömürüsü sürerken, devlet ve işverenlerin vicdanını kaybetmeleri sadece ekonomik bir problem midir yoksa toplumsal çöküşün habercisi mi?

Öfkem bir türlü geçmiyor!

Çocuk ölümleri karşısında sessiz kalan iktidar, yas ilanı ile siyasi gösteriş yapıyor—peki bu çifte standart kimin vicdanını rahatlattığını biliyor muyuz?

Durum vahim ancak umutsuz değil!

Sarayın bin danışmanı lüks arabalarda halkın gerçeğini görmüyor, ancak minibüsteki işçi, kahvedeki adam ve trafo ustası cumhuriyet devrilişini mi başlatıyor?

Şu bizim tüketim sevdamız

Tüketim boykotu yapılamıyor çünkü Türkiye'de insanlar mal-mülk, lüks ve borç tuzağına bu kadar mı bağımlı, yoksa sistemin kendisi mi tüketimi kaçınılmaz kılıyor?