Işıl Özgentürk

Işıl Özgentürk

Cumhuriyet
Yaşam 118 yazı 3 takipçi

Geçmiş yolumuzu aydınlatmak için vardır!

Sevgili okurlarım Öcalan'ın PKK örgütüne yaptığı çağrıyla başlayan süreç nihayet çerçeve yasasının Millet Meclisi'nde 457 oyla kabul edilmesiyle başka bir aşamaya geldi. Biz de şimdi ne olacak diye kara kara düşünmeye başladık. Benim de aklıma birinci barış süreci ve Öcalan'ın 3 Mart 2015 yılı Nevruz'da okunan ilk mektubu geldi. O günlerde mesleğim

Figüran olmayı reddediyoruz!

Tamam, şu güzelim ülkede birer figüran durumundayız. Garip bir bilimkurgu filminde dolaşıp duruyoruz. Her seferinde başımıza kocaman taşlar düşüyor. Her seferinde duvarlara çarpıp geri dönüyoruz. Başrolde başkaları, onlar bizim adımıza bankalar kuruyorlar, bizim adımıza vergiler koyuyorlar. Evlerimiz elimizden alınıyor, gazilerimiz parklarda ölüme

Ağla güzel yurdum

Sevgili okurlarım, artık yerlisi olmaya başladığım Gölcük Belediyesi'ne bağlı Değirmendere'nin deniz kıyısındaki çınar ağaçlarının püfür püfür estiği, çocukların neşeyle oyun oynadığı, yaşlıların derin anılara daldığı ınarlı Meydan'da; bütün bunları seyreden Gölcük depreminde çoğunu denizin aldığı, kurtulanların ise meydanın müdavimi olduğu ahşap h

AKP'nin oyları neden düşmüyor

Sevgili okurlarım, kurulacak yeni parti ülkemizde yepyeni bir heyecan yarattı. Ama bu işler heyecanla olmuyor. Şimdi en önemli soruyu soruyorum: Bunca hukuksuzluğa, insanların evlerini, meralarını işgal eden maden şirketlerine, korkunç eflasyona rağmen hâlâ AKP'in oyları neden yeterince düşmüyor Hepiniz bilirsiniz ben bir sokak kızıyım, artık dinoz

Tanrı'm senin de işin zor!

Küçük bir çocuk Tanrı'ya mektup yazmış, şöyle diyor: "Sevgili Tanrı'm niye bu kadar çabalıyorsun, bırak insanları gözetlemeyi, ye iç keyfine bak." Gerçekten çocuk haklı, düşünün; dünyanın nüfusu 8 milyara yaklaşıyor ve Tanrı tek tek insanları gözetleyip günah mı sevap mı yapıyor, deftere kaydetmek zorunda. Ayrıca cennetinde ve cehenneminde pek çok

Ters kelepçeli mizah

Sevgili dostlarım, milyonların izlediği "Ölü Deniz" yaratıcısı Deniz Göktaş yurtdışından geldi ve ters kelepçe takılarak Emniyet'e getirilip tutuklandı. Onun elleri ters kelepçeli adliyeye getirilmesi tam bir kara mizah örneği. Üstelik adı Deniz ve videoda belli ki bir giyotinin tarafından kesilen kafası, konuşurken onu izliyor. Biz de onu izliyoru

Bizim katmerlenen NATO aşkımız!

Sevgili okurlarım, bizim NATO aşkımız epey geçmişe uzanır; öyle ki NATO'ya girmek için Menderes hükümeti yönetiminde 1950 yılında Kore Savaşı'na en çok asker gönderen ikinci ülke olmuşuzdur. 1500 şehit vermişiz, gazilerimiz ise şeref madalyasıyla onurlandırılmıştır. Tabii bu boşa gitmemiş ve 18 Şubat 1952 yılında ülkemiz NATO'nun sözde şefkatli kol

Monarşi kapıda 'Ce!' derken...

Sevgili okurlarım, bana mı öyle geliyor bilmiyorum, zaman çok hızlı akıyor. Ve ben monarşinin kapıya geldiğini, hatta kapıyı açtığını ve hepimize kocaman bir "Ce!" yaptığını düşünüyorum. Monarşi "Ce" yaparken benim de aklıma toplumların çeşitli zamanlarda içine düştüğü vahim durumu anlatan "yengeç sepeti" sendromu geldi. Şöyle; bir sepete tek bir y

İşkence hiç bitmeyen bir işkencedir!

Sevgili okurlarım, mahkemede genç bir kadın, Pınar Türker konuşuyor: O konuştukça mahkeme salonunda hıçkırık sesleri çoğalıyor. Şafak operasyonunda nasıl tutuklandığını, çocuklarının korkusunu, çırılçıplak nasıl arandığını, bir savcının onu "ocuklarını elinden alırız" diye nasıl azarladığını anlatıyor. Ve şöyle diyor: "Ben utanmıyorum! Yapanlar, in

Afyon Kalesi'nden Afyon'a bakarken

Sevgili okurlarım, 3 Haziran'da canımız Nâzım Hikmet'i yitireli tam 63 yıl olmuş ve ben Afyon Kalesi'nde durmuş Afyon'a bakıp Nâzım Hikmet'in ezbere bildiğim o muhteşem şiirini mırıldanıyorum: "Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu./ Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki/ şayak kalpaklı adam/ nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden/ güzel, raha

Korku filmleri bizi kesmez anacığım...

Önümüzde tam dokuz günlük koskocaman bir tatil var. Amanın, en kıytırık otel ve pansiyonların gecelik ücretleri 2 bin-3 bin lira arasında değişiyor; yazlığı olanlar misafir gelmesin diye "Biz bu bayram yurtdışındayız" diye mesaj atıyorlar. oluk çocuk üç dört aile birleşip tatil evi kiralayanlar var ama yüzleri asık, belli ki kimin hangi gün yemek y

İhanet, iftira, rüşvet çemberinde debelenen biz!

Sevgili okurlarım, geçenlerde bir kadın arkadaşımla sohbet ediyorduk. "Ne yapacağımı şaşırdım" dedi. "Haberler, özellikle erkeklerin sıra sıra dizildiği sözüm ona açıkoturumlar, dijital kanallarda yayımlanan doğru mu yoksa yapay zekâ mı yapmış dediğim ifşaatlar beni boğuyor, hiçbir şey izlemeyeyim diyorum o zaman da kendimi devekuşu gibi hissediyor