Geçmiş yolumuzu aydınlatmak için vardır!

Sevgili okurlarım Öcalan'ın PKK örgütüne yaptığı çağrıyla başlayan süreç nihayet çerçeve yasasının Millet Meclisi'nde 457 oyla kabul edilmesiyle başka bir aşamaya geldi. Biz de şimdi ne olacak diye kara kara düşünmeye başladık. Benim de aklıma birinci barış süreci ve Öcalan'ın 3 Mart 2015 yılı Nevruz'da okunan ilk mektubu geldi. O günlerde mesleğimden ötürü oradaydım ve çoluk çocuk, genç yaşlı herkes Diyarbakır'da meydandaydı. Yepyeni bir barış süreci başlayacaktı, ülkenin her yerinde yepyeni bir coşku vardı ama sonra ne oldu

ok geçmedi kimsenin tam olarak anlayamadığı olaylar oldu ve devlet ansızın barış sürecini sonlandırdı ve tüm Güneydoğu'da çoğu genç insanın öldürüldüğü hendek savaşları başladı. O günlerde de oradaydım, çocuklarının kemiklerini devlet kapılarında almak için bekleyen kadınların ağıtları hâlâ kulaklarımdadır. Silopi'de sokağa çıkma yasağı vardı ve insanlar ölen çocuklarını buzluklara koymak zorunda kaldı. Akrep denen her tarafı kapılı ve içinde en küçük sese duyarlı bilgisayarın bulunduğu tanklar o kadar çok ateş etti ki binlerce güvercin ölüsü sokakları kapladı. Bir de yüksek binalara yerleştirilen keskin nişancılar vardı. Silopi'nin yasaklı sokaklarında yürürken onların parıldadığını gördüm.

Sevgili okurlarım insan belleği unutmuyor işte ben bu nedenden yeniden başlatılan barış dönemine kuşkuyla bakıyorum PKK kendini lağv edecekmiş. Yapmayın zaten PKK, PYD adıyla Suriye'de savaşıyor, Amerikan ordusunun tam desteğiyle.

Barış mı gelecek sorusunu şimdi bir kez daha yineliyorum. Ülkemizde sadece PKK terörü yok ki hepimiz hayatımızı karartan olayların tedirginliğini her gün her dakika hissediyoruz. Muhalif belediyelere yapılan el koymalar, kayyum atamaları başımızı döndürdü. Ülkede illegal bahis oynatanların ve binlerce insanın biraz daha et alabilmek için bu bahisçilerin tuzağına düşmeleri, varını yoğunu yitirmeleri yabancımız mı Bu çağrıyla Yüksekova'daki uyuşturucu laboratuvarları kapatılacak mı "Bir kilo toz bir otobos" gibi Güneydoğu'da neredeyse atasözü olan, bu ünlü cümle unutulacak mı

En önemlisi yıllarca mahpuslarda rehin tutulan siyasi tutuklular serbest mi bırakılacak Cumhurbaşkanına hakaret davaları mı azalacak Her gün en az iki kadının erkekler tarafından öldürüldüğü ülkemizde, sanıklara yapılan tuhaf hâkim indirimleri ortadan kalkacak mı Bu hâkim indirimleri hakkında defalarca yazdım, bu konuda unutmadığım bir söz bile söylendi, altı yaşındaki bir kıza, itirazı yokmuş, dendi. Şimdi hâkimler indirim için muhteşem bir gerekçe daha bulmuşlar: "Aşırı tutkuyla ve aşkla işlenmiş bir cinayet!" Hay sizin tutkunuz batsın. Ah evet terör bitiyor ve barış geliyor. Bu barış atanamadığı, iş bulamayıp babasından para isterken utanan gencecik insanların intiharlarını mı önleyecek Eğitimdeki din hegemonyasına son mu verecek

Yıllardır bitmeyen bir inat ve inançla çocuklarının kemiklerini isteyen Cumartesi Annelerinin çağrılarına yanıt verilecek mi

Sevgili okurlarım içinde yaşadığımız günleri en iyi tanımlayan sözcük belirsizlik! Her alanda bir kaos var. Ve bu kaosun içinde pek çok kişinin ifade ettiği gibi Öcalan'ın, "PKK silahları bıraksın" çağrısı hiçbir derde deva olmayacak. Barolar iktidarın tehdidi altında, beyaz yakalılar işlerini daha iyi yapmak, dövülmemek, öldürülmemek için yürüyorlar ve haykırıyorlar: "İnsan hayatı değerlidir. Ticaret aracı olamaz!" İşçiler can havliyle greve gidiyorlar çünkü artık babalar evlerine ramazan pidesi bile götüremiyor! 78 kişinin öldüğü yangın için Meclis'te kurulan komisyona bile katılmayan bir kültür bakanının başında bulunduğu bakanlık ne iş yapıyor, komedyenlerden bile korkan bu iktidarın gerçekten barışı getireceğine inanıyor musunuz Ben kişisel olarak inanmıyorum, sanki her şey planlanmış gibi. Ve emperyalist güçlerin Ortadoğu planları adım adım ilerliyor. Geçmişe bakalım, örneğin ülkemizde Alevi-Sünni ayrımını körüklediler ama başaramadılar. ünkü halk bu oyuna gelmedi. O zaman plan değiştirdiler. Tarikatlar ve satın alınmış hainler aracılığıyla ülkenin içten içe çürümesini sağladılar.