Bizim katmerlenen NATO aşkımız!

Sevgili okurlarım, bizim NATO aşkımız epey geçmişe uzanır; öyle ki NATO'ya girmek için Menderes hükümeti yönetiminde 1950 yılında Kore Savaşı'na en çok asker gönderen ikinci ülke olmuşuzdur. 1500 şehit vermişiz, gazilerimiz ise şeref madalyasıyla onurlandırılmıştır. Tabii bu boşa gitmemiş ve 18 Şubat 1952 yılında ülkemiz NATO'nun sözde şefkatli kollarına kabul edilmiştir. Ve ülkemizde "Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman" şarkıları her yerde duyulmaya başlanmış ve çocuklar "Amerika kardeş, Rusya kalleş" diye oyun oynar olmuşlardır.

NATO'ya girince NATO ülkemizi Ruslara karşı korur sananlar çoğalmış ve emperyalist devletlerin Türkiye iştahı iyice kabarmıştır. 1967-1968 yıllarına geldiğinde tüm dünyada eşitlik ve özgürlük rüzgârları esmeye başladığında tam o zamanlarda tepeden tırnağa Amerikan bayraklarıyla donatılmış Amerikan 6. Filo'su boğaza sık sık demir atmaya başlamış.

Adalet Partisi de Türk misafirperverliğini göstermek için inanılmaz çabalar harcamıştır. Amerikan askerlerinin cinsel ihtiyaçları olduğu düşünülerek İstanbul genelevlerindeki odalar yıkanmış, yatak çarşafları sık sık değiştirmeye başlanmış ve genelevlerde çalışan tüm seks işçisi kadınlar doktorlar tarafından alışılmadık derecede sık muayene edilmiştir.

Demirleyen savaş gemilerine okullar çocuklarını götürmüş ve onların Amerikan gücüne hayran kalması sağlanmaya çalışılmıştır. Bu arada Milli Türk Talebe Birliği öncülüğünde Komünizmle Mücadele Derneği üyeleri, Dolmabahçe'de demirleyen uçak gemisine karşı namaza durmuşlar ve cihat için onu kutsamışlardı. Ancak o zamanlar bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de işçilerin, devrimcilerin zamanıdır ve Deniz Gezmiş önderliğinde bir sabah vakti kıyıya gelen gençler çıkmakta olan 6. Filo bahriyelilerini denize dökmüşlerdir.

Şimdi gene bu kez NATO'nun ağır başları Ankara'da toplanacaklar. AKP hükümeti atalarından geri kalır mı, kolları sıvadılar; önce kötü binalar, gecekondular tahtalarla görünmez kılındı. Öğretim üyeleri, tam bağımsızlık isteyen örgütlerin, partilerin yöneticileri, üyeleri tutuklanmaya başlandı. En tuhafı da sağcı Fransız cumhurbaşkanı Macron sabah koşusunu yapabilsin diye Ankara'da bir park yurttaşlara yasaklandı. Kısaca, başkentte NATO için sıkıyönetim ilan edildi.

Ah ah, NATO artık dünya âlem biliyor ki bir terör odağı olmuştur. Dünya hızla değişirken şu belirsizliğin hüküm sürdüğü zamanlarda NATO neden burada Benim aklıma kötü şeyler geliyor. Zaten işgal edilmiş bir ülkeyiz. Ama gördük ki savaşlar artık düğmelere basılarak yapılıyor, bizim düğmeler başkalarının elinde ama ne kadar törpülenmiş olsa da NATO'nun en büyük kara gücü bizde. Bir de boğazlar var, emperyalist ülkelerin iştahını kabartan.