Bir annenin evladıyla ilgili yaşayacağı en büyük saadet nedir deseler, duraklamadan okuma programına bavul hazırlığı derdim.
O bir bavul hazırlığı gibi değil, istikbale attığın çekirdek gibi gelir bana. Hani çam ağaçları, bir orman yangını olduğunda kozalaklarını ileriye doğru fırlatırmış ya hani; "Ben yandım o yanmasın, yangından çok uzağa gidebilsin, orada yeşerip neşv-ü nema bulabilsin" fırlatışıymış ya o. İşte öylesi bir şey.
Aslında okuma programları, 3-5 günlük, bir haftalık buluşup Risale-i Nur okunan, dersler yapılan, geziler, aktiviteler ile renklenen, tefekkür ibadetinin uygulamalı gösterildiği bir zaman dilimidir. Ama o kadarla kalmıyor elbette. ocuğun kendi akranlarıyla bir araya gelmesi, küçük küçük de olsa sorumluluklar alması, anneden babadan ayrı bir şekilde ayaklarının üstünde durma çabaları, arkadaşlarıyla ilişkileri, tertibi, düzeni ve tabi ki en önemlisi Risale-i Nur üzerine ilk çalışmaları, gönül bağı, tesbihatı yapması, namaz ruhuna ortaklık... Gerçekten komplike ve irade isteyen bir organizasyon. İlk zamanlarında haydi yavrum deyip hafif teşvikle gönderdiğin evladın, daha sonra falan yerde okuma programı varmış anne, ben oraya gidiyorum diyerek yanına geliyor. Bu bir anne için muhteşem bir duygu.
O ruhun ve insibağın bir şekilde tesir edişini izlemek, kendin adına değil, gelecek adına içine ümit tohumları ekiyor. Ben lisedeyken de çevre illere okuma programına giderdik. Özellikle Isparta'ya. Ya da Antalya'da yapardık programımızı ama program sonunda minibüs tutulur, günübirlik Barla'ya geziye giderdik. Büyük bir heyecan olurdu elbette. Özellikle de programın başında Barla'ya gidileceği söylenmişse, o günü iple çekerdik. Güzel heyecanlar, tatlı telaşlardı onlar. Sâfî lezzetti işte bizim için. Ama şimdi o heyecanların birebir aynısını, hatta daha fazlasını belki evladında görmek, oturup tebessümle, huzurla, gülümsemeyle evladının bavul hazırlığını izlemek, tarifsiz haller yaşatıyor insanda.

27