Sessiz sedasız bir hizmet kahramanını daha gönderdik vatan-ı asliye. Şu aralar peşpeşe ahirete uğurladığımız ağabeylerimizi düşündükçe...
Önce İzmir'in ana umdesi, yılların Yeni Asya temsilcisi Hasan Şen ağabeyimiz, ardından Yeni Asya'da uzun yıllar farklı birimlerinde görev yapagelmiş kadim Yeni Asya çalışanlarından Abdullah Eraçıkbaş ağabeyim... Ve ardından Karabük/Yenice'nin ilk eczacısı ve Yeni Asya temsilcisi Recep Kök ağabeyim...
Hepsiyle hatıralarımız var. Hepsinden öğrendiğimiz, hayatımıza yön veren tarafları var. Gazetemizin yazar abileri ve ablaları birkaç haftadır anlatıyorlar yazılarıyla. Allah hepsine rahmet eylesin. Nur talebesi demek, amel defterinin günah cihetinde kapanması, sevap cihetinde daimî açık kalması demek. Bu cihetle inşallah Rabbim kabirlerini pürnur eylesin, mekânlarını Cennet eylesin. Ailelerine sabırlar diliyorum.
Recep abiyi ben anlatmak istedim. ünkü hem evlerinde misafir kalıp Şaziye ablamın sofrasına oturmuşluğum, sohbet etmişliğim var, hem de Karabük'de kısa süreliğine yaptığım hizmetimde çok hâllerine şahit olmuşluğum var. Karabük'te görev yaparken bölge pikniği olmuştu. Recep abi, Yenice ormanlarında yapılan piknik organizasyonunun her şeyiyle ilgilenmişti. Hatta bir ara yağmur yağmaya başlayınca sığınılacak ev de dahil her şeyi düşünmüştü. O zamanlar akıllı telefonlar, internet yok. Hava durumuna bakılıp ona göre planlanmıyor işler. Ama o gün hiç kimse yağan yağmurdan zarar görmemiş, latif ve munis yağan o yağmuru tefekkür ederek geçirmiştik.
Recep abiyi hep o tebessüm eden haliyle hatırlıyorum. Aradan 23 yıl geçmiş. Karabük'ten her hafta Yenice dersine katılmaya gidiyordum. Kah trenle, kah otobüsle... Ve her gidişimde Recep abi ve Şaziye abla o mütebessim halleriyle karşılıyorlardı beni. Herkesle bir teşrik-i mesaisi vardı. Kabuğuna çekilmiş, kendini insanlardan soyutlamış biri değildi Recep abi. Her insanın kalbine dokunmuşluğu, bir şeyler söylemişliği vardı. Hizmetin her kademesinde emek vermekten geri durmazdı. Ve sayamadığım nice güzel vasıfları...

27