Eğitim mücadelesi içindeyken

İnsanlık olarak tarihin uzunca bir döneminde, insan teklerinin büyük çoğunluğun eğitim almadığı bir süreç yaşadık. Ve eğitimli birkaç insanın binlerce yıl boyunca Dünya'yı referans alarak her şeyin onun etrafında döndüğünü düşünmesinden dolayı bugünkü eğitim dilimizi de bu insanların terimleri üzerine kurmak zorunda kaldık. Nitekim, bugün Dünya'nın kendi ve Güneş'in etrafında döndüğünü bilmemize rağmen, günlük dilde halen "güneşin doğuşu"ndan söz ediyoruz. ünkü son birkaç yüzyıldır süratle ilerleme kateden bilimsel düşünce öyle çoklukla zannedildiği gibi pek çok eski referanstan kopmuş değil hiç de!

Sözgelimi kimyada halen bütün gazların soy gaz olmak istedikleri söyleniyor; yani bilinçsiz olmayı bir kenara bırakın, canlı birer varlık bile olmayan gazlara bir şey istetiliyor! Biyolojide bir "merdiven" değil dallanan bir "ağaç" olan evrim, "ilkel" ve "gelişmiş" canlılar ifadeleriyle sanki bir hedef olan insana doğru ilerliyormuş gibi anlatılıyor. Evet, şayet hakkıyla bir lise eğitimi aldıysak bir bakterinin bir insandan daha az gelişmiş olmadığını sadece kendi ekolojik nişine daha farklı bir şekilde uyum sağladığını biliyoruz. Ancak, türleri halen hiyerarşik bir düzende görme eğiliminin kalıntılarından kurtulamayan bu "bilimsel dil" gündelik hayatlarımızda çok daha anti demokratik bir şekilde varlığını gösteriyor: sözgelimi "kraliçe arılar", "kraliçe karıncalar" gibi adlandırmaları düşünün! Dahası bilimsel düşüncenin en doruk noktalarından biri olan kuantum mekaniğinde bile sıkça "gözlemci etkisi" ve bir parçacığın "izlendiğini bilmesi" gibi mistik anlatımlar kullanılıyor. Oysa sözü edilen bu etki, ölçüm yapmak için kullanılan bir aracın (sözgelimi bir fotonun) sisteme müdahale etmesinden başka bir şey değil!

EĞİTİM DİNAMİĞİNDEN SAPMAK

Peki, bilimsel düşüncenin üzerine giydirilmiş bu eskiden kalma anlatılar neyi gösteriyor bize Bugün dünyada ve ülkemizde, özellikle de ülkemizde, ciddi bir teorik boşluk bulunuyor! Eğitimin ne olduğu ve nasıl yapılması gerektiği üzerine hiç kafa yormamamızdan kaynaklanan ve gün be gün genişleyen devasa bir boşluk bu. Bu boşluğun her yeni alanına epeski bir cehalet yerleşiyor!

Eğitimi toplumun yapı taşı yapmayı amaçlayan laiklik ilkesi okullarımızdan silinip yerine bizzat öğrencileri cahilleştirmeyi ve ideolojik birer figürana dönüştürmeyi amaçlayan uygulamalar konuyor. Politikada çok yönlü oyunlar oynanıyor. Esasen hiçbir insanın bu oyunların içinde kazanabileceği hiçbir şey yok; dahası kaybedeceği çok fazla şey var! Ancak hal böyleyken, birçok insan, bilhassa da politikacılar, politik pozisyonlarını bitmez tükenmez bir şekilde değiştirerek bu oyunlardan bir şeyler kazanmak için çırpınıp duruyor. Şayet bu oyunların içinde bir yer edinmek yerine ilkesel bir zeminden başlayan bir hat kurup hemen her şeyi yeniden kurmaya başlayamazsak, ülkemizin bir kısmı değil tamamı hem politik hem ekonomik hem sosyal hem de kültürel yıkımlarla yok olup gidecek!

Kuşkusuz böyle bir hat için her şeyden önce, dünyanın sınırlarını etkileyen ve yeniden şekillendirmeye çalışan gelişmeleri ve mevcut sorunların kökenleri ile yeniliğini ciddiyetle analiz edip yol almalıyız. İşte bunun için laik, demokratik bir toplumun kalbinde yer alan eğitime kafa yormak ve eğitimin en yaygın mekânları olan okullara odaklanmak zorundayız. ünkü karşıdevrim de yıllardır tam bunun aksini yapıyor!