Felsefesizliğin faturaları

İnsanlık tarihinin en yüksek teknik bilgi birikimine, en hızlı bilgi erişim araçlarına ve görünürde en yaygın "eğitimli" nüfusuna sahip olan dünyamız paradoksal bir şekilde adalet, barış ve refah yerine açlık, savaş, şiddet ve terör üretiyor.

Artık teknolojik ilerlemeyle insanlığın ilerlemesinin aynı şey olmadığını fazlasıyla anladık. İnsanlığın mevcut krizlerden çıkışının, yalnızca daha fazla veri ve teknik değil daha derin düşünmeler gerektirdiğini ve bunun yolunun da felsefenin kamusal ve bireysel hayatta yeniden merkeze alınmasından geçtiğini anlamakta ise halen çok zorlanıyoruz!

FELSEFESİZLİK VE TAM DONANIMLI CEHALET

Bugün eleştirel ve bütünsel düşünme kapasitesimiz çökmüş durumda. Bu çöküş, giderek donanan bir cehalet biçimini besliyor ve bizler dijital bilgi çöplüğü içinde rasyonel süzgeçten yoksun, tarihsel ve etik bağlamları olmayan, dolayısıyla eylemlerinin anlam ve sorumluluk çerçevesini kavrayamayan bir tam donanımlı cehalet içinde, tam donanımlı cahillerin hüküm sürdüğü bir dünyada yaşıyoruz!

Bu paradoksal durumun esası tek bir kavramda somutlaşıyor: felsefesizlik! Felsefesiz bir zamanda felsefesizliğin en ağır faturalarını ödüyoruz.

Yüzyıl önce Husserl çok haklı olarak felsefenin felsefelerden değil şeylerden başlaması gerektiğini söylüyordu. Ama pek öyle yapmadık, EN AZ BİR YÜZYILDIR, FELSEFE YAPMAK YERİNE YAPILAN FELSEFELERİ ANLAMAKLA VAKİT HARCADIK! İŞTE SONU: TAM BİR FELSEFESİZLİK AĞINDA, ANLAMA ABASININ DEVRE DIŞI BIRAKILDIĞI BİR AĞDA YAŞIYORUZ ŞİMDİ!

Bilginin yerini enformasyon, düzenliliğin yerini dikkat çekicilik, değerin yerini algoritma, hakikat arayışının yerini beğeni ekonomisinin, duyarlılıkların yerini duygusal ön kabullerin aldığı günümüzde; epistemik standartlarımız alt üst olduğu için rasyonel süzgeçlerimizden geçirmeden fikirleri çöpleriyle birlikte yutuyor ve bu yüzden derme çatma zihinlerle yaşıyoruz.

VENEZUELLA ÖRNEĞİNİN GÖSTERDİKLERİ

Felsefesizliğe ve tam donanımlı cehalete ilişkin Venezuela örneği çok şey gösteriyor bizlere: bir ülkenin devlet başkanı emperyalistler tarafından evinden alınıp kaçırılıyor. Ve bunlar olurken Venezuela devlet televizyonları, saatlerce bir WordPad belgesi gösteriyor halkına! Ve dünya ülkelerinin ezici çoğunluğu susuyor, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği "temkinli" tabir edilen düpedüz korkak açıklamalar yapıyor. Ve birkaç gün sonra kaçırılan devlet başkanının yerine görevi üstlenen Delcy Rodriguez, bir yanında abisi bir yanında da kaçırılan başkanın oğlunun eşliğinde ülkenin sorumluluğunu üstlenmek için anayasa üzerine yemin ediyor ve yıllardır bu ülkenin sosyalistlerce yönetildiği söyleniyor!