Vahdettin İnce

Star

Hakimiyet sandığındaki emanet

Devlet kavramının güçle ilişkisini hepimiz biliyoruz. Devletin ayakta durmasını sağlayan etken, sahip olduğu güçtür. Gücü tükendiği zaman devlet, ortadan kalkar. Güç, devleti sadece ayakta tutmaz, onu ileri atılma ve büyüme hususunda da motive eder. Gerekli güce kavuşan bir devletin maddi ve manevi sınırlarıyla yetinmesi pek görülmüş şey değildir.

Düşmanın kadar varsın

"Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın"Necip Fazıl'ın bu mısraları insanlık tarihinden süzülmüş hakikatin çarpıcı bir ifadesidir. İnsanın, düşmanına göre kendini konumlandırması, anlamlandırması, dizayn etmesi hakikatinden bahsediyoruz. İnsanın, düşmanı kadar varlıkta yer kaplaması da diyebiliriz. Bu y

Alın size Kürt sorunu

Bu köşede ve başka mecralarda zaman zaman Kürt sosyal hayatının temel dinamikleri olarak Aşiret, Medrese ve Tekkenin önemine, tarihsel rollerine dikkat çeken yazılar kaleme aldığım oluyor. Bu gibi yazılardan sonra birçok kişiden eleştiriler de alıyorum doğal olarak. Bu eleştirilerin çoğu, oryantalistlerin bakış açısından etkilenen, Sol-Sosyalist- K

"Kemalizm terakkiye manidir"

Türkiye önemli bir sorunu çözmeye çalışıyor. Kırk yıldan beri ülkenin evlatlarını, taze fidanlarını toprağa düşüren, ocaklar söndüren, çocukları yetim bırakan, toplumun enerjisini tüketen bir beladan kurtulmak istiyor. Şimdi bu beladan kurtulmanın fırsatı doğmuş bulunuyor. Bu sefer iş ciddi. Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan'ın liderliğindeki hükümet işi

Çözülme

Gazze olayları, artık kanıksadığımız mevcut bölünmüşlük halimizin çoktan dramatik bir çözülmeye dönüştüğünü gösterdi. Bugüne kadar, sadece coğrafi ve bir ölçüde siyasi olarak bölündüğümüzü, ama bir ümmet olarak ayakta olduğumuzu düşünüyorduk oysa. Görüldü ki coğrafi ve siyasal bölünmüşlük ruhlarımıza kadar sirayet ederek aidiyet açısından bizi bir

Sumud Filosu

Emperyalistlerin, İslam aleminin tam ortasında Yahudiler için bir devlet kurma planı, ilk gündeme geldiği günden bugüne kadar dikkate değer bir engelle karşılaşmadan saat gibi işledi.Planı biliyorsunuz, Osmanlı hilafeti tasfiye edilerek İslam dünyası ile İsrail dengesi, İsrail lehine bozuldu. Ardından Arap alemi ile İsrail denklemi de düzmece savaş

Nohuttan büyük fındıktan küçük bir taş nostaljisi

Eskiden yollar bugünkü gibi yağ misali akıp gitmezdi. Birazına asfalt dökülmüş olsa bile önemli bir kısmı mutlaka çakır çukur stabilize olurdu. Özellikle köylerde asfalt diye bir şey olmazdı. Neler çektim ben köyümüzün stabilize yollarından. Altmışlı yılların sonlarına doğru kuzuları otlatma işini, artık bir delikanlı olan, dolayısıyla daha ağır iş

Ters bir kültür rüzgarı beyinleri sulandırır mazallah

Doğudan esen rüzgara "Bayê Ecem" (Acem rüzgarı) denirdi bizim köyde, batıdan esen rüzgara ise "Bayê Romê" (Roma rüzgarı). Bu iki rüzgarın bazen sevince, bazen de felakete yol açtığına çokça şahit oldum. Mesela harmanı, samanla buğdayı ayırmak için yaba ile yele savurmak üzere Roma rüzgarının esmesini bekleyen biri için Acem rüzgarının esmesi, en ha

Medreselere ne oldu

Hatırlarsanız, geçen hafta Söke-Şafii Kürtleri bağlamında yayınlanan yazımızı, medrese seydalarına yönelik bir çağrıyla bitirmiştik. Bugünkü yazıda gelen cevaplardan ikisine yer vermek istiyorum. Aslında birine desem de olur. Çünkü Seyda Mela Burhan Hedbi'nin, bu yönde çalışmalarımız var" şeklindeki mesajına karşılık sadece "Tebrik ederiz" demek dü

"Kürt müsün gavur musun"

Bu söz böyle değildi biliyorum. "Türk müsün gavur musun" şeklinde söyleniyordu. Ama bu başlığın da bir hakikati var.Kelimelerin ve kavramların anlam katmanları var çünkü. Sözün bağlamına, zaman ve zemine ve hatta konjonktüre göre bu anlamlardan biri öne çıkar. Hiçbir anlam katmanı tek başına bir kelimeyi tümüyle temsil etmez, hiçbir kelime bütün za