Talip Koktaş

Milat

"Kuş gölgesi avlamak" – 1

Her gün bir dostumuzun kitabı okuruyla buluşuyor. Yazma konusunda ne kadar üretken olsak da okuyucu anlamında o kadar şanslı olmadığımızı düşünüyorum. Kitap, sosyal medyanın hükümdar olduğu bu çağda maalesef yalnızlığa mahkûm bırakılıyor. İnsanlar kitaplara dokunmak yerine sosyal medyanın ağlarında savrulup gidiyor. Bu durumun garip hallerini son k

"Bolluk çağında açlıktan ölmek"

Ekranı kaydırıyoruz: sonsuz market rafları, dijital sepetler, tıka basa dolu büfeler, tüketim tavsiyeleri… İnsanlık tarihinin en üretken, en bağlantılı, en zengin döneminde yaşıyoruz; ama aynı zamanda en sarih açlıklardan birine şahitlik ediyoruz. Bu çelişki sadece ekonomik değil, ruhsal bir çöküntü. Biz bu imtihanın neresindeyiz İnsan kendini çoğu

Fırsat kollayan gölge: İhanet

İhanet, yüreğin sırtından hançerlendiği andır. Bir dostun yahut dost zannettiğinin tebessümünden dökülen zehir, bir kardeşin omzuna sapladığı bıçak gibidir. Sadakatle örülmüş güven duvarlarının en beklenmedik yerinden çöküşüdür. En yakından gelir; çünkü uzaktan gelenin eli değil, yakındakinin niyeti kanatır insanı. Çünkü ihanetin özü, güvenin kanat

Havf ve Recâ arasında

Hayat, uçurumun kenarında yürümek gibidir. Her adım, ya korkunun karanlığına ya da ümidin aydınlığına açılır. İnsan dediğin, kalbiyle tutunursa hayata havf (korku) ile recâ (ümit) arasında bir yerde durur. Bazen titrek bir sezgiyle "ya olmazsa" diye düşünür bazen de ilahi bir güvenle "belki de olur" diye ümitlenir. Korku ile ümit arasında yaşamak,

Âlemlere Rahmet

Hüzün yılı! Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz (SAV), hayat arkadaşı, yareni, yoldaşı, eşi Hz. Hatice'yi ve Mekkeli müşriklerle arasında set gibi duran adeta muhafızı olan amcası Ebu Talib'i kaybettiği yıl. Boykot yıllarının en çetin zamanları... Müşrikler zulümde sınır tanımaz bir hal almaya başlamış ve Resul-i Ekrem (SAV), inananlar

İmtihanımız: Sınavlar

Talebin çok arzın az olduğu durumlarda bir seçimin olması kaçınılmazdır. Seçimin kriterleri ise arz talep dengesine göre şekillenir. Talep ne kadar çoksa seçimin kriterinin de o oranda artması gerekir. Bu kuram her ne kadar Sosyalist olan Karl Marx'ın emek değer teoremi olarak kabul görse de mevcut Kapitalist sistemin en çok başvurduğu yöntemlerden

Şikâyetten fazlası

Bir sessizlik sarmalının içinde yaşıyoruz. Herkes konuşuyor olsa da aslında kimse kimseyi duymuyor. Sessizlik paradoksunun içindeyiz. Kuru bir gürültüden başka bir şey değil dünyaya bıraktığımız. Hani Şair "Bâki kalan bu kubbede hoş bir sadâ" bırakmaktan bahsediyordu ya, şimdi bizden kalan bir sadâ bile değil fikrimce. Kuru gürültüden ibaret bir şi