Salih Uyan

Salih Uyan

Türkiye
Yaşam 98 yazı 2 takipçi eposta

Kurgu çok derin abi!

Üzerimize dikilen şu "küresel analizci" gömleğinden acayip darlanmaya başladım.Trump gidip bir ülkeye çöküyor. Sonra kameraların karşısına geçip "Biz oraya demokrasi ve özgürlük götürüyoruz" falan diyor. Biz de evde dizi çıkmış pijamayla otururken, "Yaaa yemezler aslanım! Aslında olay petrol. Adam resmen çöktü ülkeye işte!" diye vizyoner yorumlar y

Aramızda kalsın!

- Ödevini niye yapmadın oğlum- Yapmadım işte hocam. Dümdüz yapmadım.- Niye fısıldıyorsun oğlum Doğru dürüst konuşsana.- Ödev öğrenciyle hoca arasındadır. Ulu orta konuşmaya gerek yok hocam. Aramızda kalabilir yani.- Ha, anladım. Arkadaşlarına mahcup olmak istemediğin için kısık sesle konuşuyorsun.- Yoo, ne alaka Ben niye mahcup olacakmışım Asıl öde

İhtiyarlar ve çocuklar

İstanbul'da bir huzurevi. Dört katlı taş binanın ortak salonu ağır bir sessizliğe gömülmüş. Soluk yeşil koltuklarda iki ihtiyar... Erkek seksen iki yaşında. Kadın yetmişinden sonra saymayı bırakmış. Battaniyelerine sarınmış, gri binaların ardında batan güneşi seyrediyorlar.Menteşeleri eskimiş pencerelerden, nemli ve serin bir sonbahar rüzgârı sızıy

Narkoz ve otopsi

Dijital platformlar gençleri 'kötü çocuk' imajıyla mı besliyor, yoksa toplumun derinleşen sorunlarına sadece yeni bir yüz mü vermektedir?

Kesin benden bahsediyor!

Akşam saatlerinde sosyal medyada paylaşılan özlü sözler gerçekten birer öç alma aracı mı, yoksa kendi başına anlamlı yaşam dersleri midir?

İyi ki doğdum!..

Sosyal medyada doğum günü paylaşımı yapmak için kurguladığımız kişilik, gerçek biz midir yoksa başkalarının gözünde olmak istediğimiz illüzyonları mı sunuyoruz?

En zayıf yönlerim

İş görüşmesinde sahte alçakgönüllülük satmak, arkadaşlıkta dürüstlüğü performansa çevirmek—ikisi de aynı sahteliktir, ama hangisi daha zararlı?

Modern kölelerin afyonu: Kariyer hikâyeleri...

Dün bilgisayarımı karıştırırken bir not buldum. Şöyle yazmışım: "İnsanlık tarihi, hayatta kalma stratejilerinin evriminden ibarettir. Ancak bu evrim her zaman daha iyi bir yere varmaz, sadece daha steril bir hâl alır."Bu cümleyi nerede gördüm de yazdım bilmiyorum ama gerçekten de dünyada hiçbir şey iyiye gitmiyor. Mesela değişimin en çok hissedildi

Geçmiş zamanın en güzel hikâyesi

Kimi sevinçler vardır; taşkındır. Gürültülü, abartılı ve yorucu... Maddi sebeplere yaslandığı için samimiyeti eksik, gösterişi fazla olur. Ağza aceleyle tıkılan kocaman bir lokma gibi ihtiraslıdır.Bayram sevinci ise ağızda yavaşça eriyen, eridikçe tadı artan akide şekeri gibidir. Zamanın içinde usul usul demlenen, vakti gelince mevsimine kavuşmuş b

Kul hakkı yemek orucu bozar mı!..

Ülkede garip bir kitle var. Oruçtan bahsettiğiniz anda, beyinlerinde otomatik bir "Whataboutism" motoru çalışmaya başlıyor. Birden kul hakkından, rüşvetten, taciz olaylarından falan bahsetmeye başlıyorlar.Mesela çocukları sahura kaldırmanın güzelliğinden bahsediyorum. Hemen birisi, "Haram parayı cebine indir, sonra çocukları sahura kaldır! Oh, ne g

Kurumsal tiyatro

Yaşadığımız çağın en büyük hastalığı bence samimiyet kaybı. Hakikatten ve özden hızla uzaklaşıyor ve kurgu karakterlere dönüşüyoruz. Ebeveynlikte, eğitimde, iş dünyasında... Her yerde tiyatro oynanıyor. Bu yüzden başarılı olmak için iyi kostümler, güzel dekorlar, oyunculuk ve ezber kabiliyeti gerekiyor.İş dünyasında kurumsallaşma adıyla sahnelenen

Güvenli alan ve uçan terlik

Klasik bir misafirlik sahnesi... 60 yaşlarında bir kadın, karşı koltukta oturan üç yaşındaki çocuğu yanına çağırıyor."Gel bakayım yavrum, sana bir şeker vereyim"diyor gülümseyerek. Çocuk bir an duruyor ve annesine bakıyor.Anne ayağa kalkıp yavaşça yere diz çöküyor ve çocuğun göz hizasında sakin bir ses tonuyla konuşuyor;"Oğlum, teyze sana şeker ver