Hayran gönüllü insanlar

Bazı insanlar tanıyorum. Hayatında kendisi haricinde hiç kimse hakkında olumlu tek bir cümle söylemiyor. Annesinin yemeğini övmüyor, arkadaşının başarısını kutlamıyor. Yakın çevresindeki insanlara karşı duygusal bir kuraklık hâkim.

Ama aynı insan bir şarkıcı hakkında durmaksızın, bitmek tükenmek bilmez bir coşkuyla yazıyor. Her şarkısını paylaşıyor, her konserini duyuruyor, her röportajını alıntılıyor.

Yani tanıdığına çöl, tanımadığına nehir gibi akıyor.

Burada bir yakınlık alerjisi var galiba. Yakın çevremizdeki birisini büyük gösterirsek, kendimiz küçülürüz diye korkuyoruz belki. Bu yüzden uzaktaki ünlüye övgü yağdırmak daha güvenli geliyor. Bize rakip değil, tehdit etmiyor ve bir beklentisi yok.

Psikoloji biliminde bu durum 1956 yılından beri biliniyor aslında. Horton ve Wohl denen iki araştırmacı buna "parasosyal ilişki" demiş. Yani tek taraflı bağ. Bazı psikologlar da buna "yalnızlık bandajı" diyor.

Parasosyal ilişkilerde genellikle narsisizmin izleri de var. Kendisine âşık insanlar yakın çevresindeki birisini övmekte zorlanıyor. Kendi liginde zirvede olduğu için, hayran olmak için bir üst lige bakmak zorunda. Bunun sonucunda da bir ünlüyü buluyor ve başlıyor onu övmeye.

Bu ünlünün yaşıyor olması veya olmaması da çok önemli değil. Hatta mümkünse yaşamasın!

Hayranlık mı, kültürel yatırım danışmanlığı mı

Hayranlıkla ilgili konu sadece duygusal mesafeyle sınırlı değil. Özellikle son dönemde hayranlık bir performansa, kimlik inşasına ve kişisel markalaşma aracına dönüştü. İnsanlar birisini över gibi yapıp kendilerine yol yapıyorlar.

"Ben sıkı bir Kafka hayranıyım."

Eee Ne oldu şimdi Bu sana ne kattı Kafka yüz yıl önce Prag'da bir odada tek başına kelimelerle cebelleşirken sen orada mıydın Hayır. Sen sadece onu okudun ama onu okumuş olmak seni özel bir insan yapmıyor.

Burada alt metin şu aslında: "Benim hayranlık duyduğum kişilerin kalitesine bakarak, benim kalitemi anlayabilirsiniz."

Bu dolaylı bir öz geçmiş sunma biçimi değil mi Doğru kişiye hayran olursan, doğru kitleye ait olursun. Yanlış kişiye hayran olursan, dışlanırsın. Yani hayranlık artık bir zevk meselesi değil, bir sınıf meselesi.