Mustafa Sabri Beşer

Star

Aydınlanmanın loş odası, bağış sandığı ve sahte fatura!

Birileri gazetesi için "destek ve dayanışma" diye bağırıyor! Duyan oldu muSloganlara bakınca sanki basın özgürlüğü manifestosu. Perdeyi aralayınca ideolojik bir kale, bağış sandığı ve duvarda parıldayan, "Aydınlanma Devrimleri" putu.Gazetecilik mi Hayır.Mesaj mı "Kasayı doldurun, gerisini bize bırakın."Aynı gün aynı gazetede bir yazar tarih sahnesi

Hasan el-Benna Atatürk'ten ilhamla "Müslüman Kardeşleri" kurdu…

Elime bir makale geçti. Başlığı, insanı ister istemez okumaya davet ediyordu.Makaleyi satır satır dolaşırken her cümlenin altından kışkırtıcı bir iddia çıkıyordu.Hitler, Mussolini ve Atatürk aynı satırda yan yana gelince, insanın iştahı kabarıyor.Yıllar önce yaptığım okumalarla da örtüşünce, sizlerle paylaşmak kaçınılmaz oldu.Düşünün, Mussolini, Hi

Jandarma hukuku bitti, gürültüyle baş başasınız!

Bir gencin duasından ürküyorsun.Daha bıyığı terlemiş bir evladın avuçlarını semaya kaldırması seni niçin bu kadar rahatsız ediyor, hiç düşündün mü Çünkü zihnindeki putlar kıpırdıyor.Kenan Yıldız'ın duası seni bu yüzden sarsıyor. Sana mazini, senin unutturmaya çalıştığın tarihini hatırlatıyor.Hatırla,1932'nin uğursuz kışlarını, minareye çıkarılmış j

Manevi mafyaların tetikçisi olmayın!

Bir önceki yazımda "manevi mafyaları" yazdım. Hamdolsun güzel dönüşler oldu. Feryadımız yerine ulaşmış ki diş gıcırdatan, öfke köpürtenler de oldu.Yıllardır putlaştırılan, "hazret" diye ilahlaştırılan, kof sözlere iman edenlerin hakikatten incinmesi mukadderdir.Ne yapalım Hakikat acıtır.İslam'ın gizli odaları, kimsenin bilmediği sır kapıları, hayal

Manevi mafyalar

Toplumsal çürümenin en sinsi damarlarından biri, din, ideoloji ve maneviyat kisvesi altında örgütlenen çıkar şebekeleridir.Ellerinde tesbih, dillerinde zikir, yüzlerinde cila. Fakat içlerinde para, şehvet, makam, ihtiras.Bunlar ne papaz ne padişah ne alim ne arif. Bunlar düpedüz mürtekip...Memleketin belini büken dertlerin en sinisine, en müzminler

Eray'da bu ülkeye dönecek mi

Bir önceki yazımda "manevi mafyaları" yazacağımı söylemiştim. Yazdım da. Ama yiğitler ordusu Hamas ile organize terör çetesi İsrail arasında ilan edilen ateşkes sabaha karşı ruhumu başka bir çalkantıya sürükledi.Gazze sokaklarında ışıklarını yakıp tellal gibi bağıran gençlerin sevinci, çocukların sabaha umutla uyanışı, kadınların yüzündeki ferahlığ

Kına gecesi değil, maskeli balo!

Canlı yayında İkbal Gürpınar'ın dile getirdiği söz hâlâ kulaklarımda çınlıyor! "Bize bu zulmü yapan askerlerin çoğunluğu Türk pasaportu olanlardı."Bu cümle, sıradan bir yayın anı değil. Tarihten bugüne devam eden iç ihanet damarının güncel tezahürü.Ne hazindir ki bu sözler ulusal haber sitelerinde ve gazetelerde yer bulmadı!Emevî döneminde Abdullah

Organize terör çetesine takas teklif edelim!

Dünya nüfusu 8,5 milyar mıHayır!Gazze'de tek nefesle direnen 1,5 milyon onurlu yürek ile onlara el uzatan 497 yiğit, insanlığın gerçek nüfusudur.Geri kalanlar seyredebilen canlılar!Gözaltı, zorbalık, insan hırsızlığı.Diplomasi nutukları sahnede uçuşurken, alıkoyma, esir alma başladı bile. Bu, bizzat insanlığın tamamına açılmış çıplak bir meydan oku

Müge Anlı malzemeyi nereden buluyor

Genç arkadaşlar bir diziyi sosyolojik ve kültürel açıdan değerlendirmemi istediler. Hızlıca baktım. Derinlemesine incelemeye gerek bile kalmadan ortadaki manzaranın çarpıcılığıyla karşılaştım.Çözülmüş aile bağları, sığ karakterler, ihtiras ve aldatmanın etrafında dönen bir hayat...Yasın üzerine bina edilmiş gevşek bağlar, hısımlar arasında şehvet,

Bir kadının telefonundaki buğra notları!

Bir çağın röntgen filmi, bir not defterine işlenmiş. "Sevgilim şunu yaptı, bunu yapmadı..." diye liste tutulmuş. Hani alışveriş listesi gibi, marul, domates, bir kilo da Buğra. Tartıp seçme imkânımız var mıAma işte asıl mesele burada gizli. O satırlar bir kadının şekvasından öte, bir kuşağın zihniyetinin çözülmüş hâlidir. Nikâhsız evlerde yaşanan h